Türkgün | Güzellik | Geçmeyen cilt lekeleri için asırlık tavsiye! İbn-i Sina ne öneriyor?

Geçmeyen cilt lekeleri için asırlık tavsiye! İbn-i Sina ne öneriyor?

Geçmeyen cilt lekeleriyle uğraşanlar için, bin yıllık bir bilgi yeniden gündemde; doğallığıyla dikkat çeken yaklaşımın tüm ayrıntıları haberimizde.

Geçmeyen cilt lekeleriyle uğraşanlar için, bin yıllık bir bilgi yeniden gündemde; doğallığıyla dikkat çeken yaklaşımın tüm ayrıntıları haberimizde.

MUHABİR: Süleyman İmdat

Aynaya her bakıldığında göze takılan o koyu izler, geçmeyen sivilce lekeleri ya da güneşten kalan renk eşitsizlikleri… Cilt lekeleri çoğu zaman sadece estetik bir mesele değil, insanın moralini de doğrudan etkileyen bir sorun hâline geliyor. Kimi dönem pahalı kremler deneniyor, kimi zaman “son umut” diye farklı yöntemlere başvuruluyor. Ama ilginçtir ki, bu dert aslında yüzyıllar önce de vardı ve çare arayanlardan biri de tıbbın en büyük isimlerinden İbn-i Sina idi.

İbn-i Sina, cildi yalnızca dıştan bakılan bir yüzey olarak görmez. Ona göre cilt, insanın iç dünyasının ve beden dengesinin sessiz bir anlatıcısıdır. Bu yüzden lekeler ortaya çıktığında “üstünü örtmek” değil, nedenini anlamak gerekir. Yazdığı eserlerde de tam olarak bu bakış açısı hissedilir: aceleci çözümler yoktur, sakin ve düzenli bir bakım anlayışı vardır.

“Cilt Sabırla Güzelleşir”

İbn-i Sina’nın tavsiyelerinde en çok dikkat çeken şey, süreklilik vurgusudur. Bir günde açılan lekeler olmadığı gibi, bir gecede de kaybolmalarını beklemek doğru bulunmaz. Ona göre cilt, yumuşak dokunuşları ve nazik uygulamaları sever. Sert işlemler ya da aşırı müdahaleler, lekeleri azaltmak yerine daha kalıcı hale getirebilir.

Bal ve Sirke: Basit Ama Dengeli

Kaynaklarda geçen en sade önerilerden biri bal ve sirkenin birlikte kullanılmasıdır. Balın cildi besleyen ve yatıştıran yapısı, sirkenin arındırıcı etkisiyle dengelenir. Bu karışım, “yakıcı” ya da “soyucu” değil; zamanla tonu eşitlemeyi amaçlayan bir yaklaşım olarak anlatılır. Yani amaç, cildi zorlamak değil, ona uyum sağlamaktır.

Kil Maskesi ve Gül Suyuyla Tamamlama

İbn-i Sina, kilin cildi yoran fazlalıkları çektiğini, gözenekleri rahatlattığını ifade eder. Ancak burada da ölçü önemlidir: uzun süre bekletilen sert maskeler değil, kısa ve hafif uygulamalar önerilir. Ardından kullanılan gül suyu ise cildi sakinleştirir, ferahlatır ve bakımı tamamlar. Bugün “tonik” diye adlandırılan adımın, o dönemdeki karşılığı gibidir.

Asıl Mesaj: İçerisi Düzgünse Dışı da Düzelir

Belki de İbn-i Sina’nın en insancıl yaklaşımı tam da buradadır. Ona göre lekeler sadece ciltle ilgili değildir; uykusuzluk, düzensiz beslenme, az su içmek ve beden yorgunluğu da cilde iz bırakır. Bu yüzden bakım, yalnızca sürülen karışımlarla değil; yaşam düzeniyle birlikte düşünülmelidir.

Bin yıllık bu öneriler “mucize” vaadi sunmaz ama şunu hatırlatır: cilt aceleyi sevmez, doğallıktan şaşmaz ve en çok da sabırla ilgilenildiğinde karşılığını verir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...