Pahalı bakım ürünleri, karmaşık kürler derken bazen en basit şeyleri gözden kaçırıyoruz. Oysa İbn-i Sina, genç ve canlı bir bedenin sırrını doğayla uyumlu beslenmede aramıştı. Onun satır aralarında kendine yer bulan kendir tohumu da bugün “acaba gerçekten işe yarıyor mu?” sorusuyla merak uyandırıyor.
İbn-i Sina Bu Tohumu Neden Öne Çıkardı?
İbn-i Sina’ya göre beden neyle beslenirse, zamanla ona dönüşür. Kendir tohumu da bu bakış açısında özel bir yere sahip. Çünkü hem doyurucu hem de vücudu yormadan destekleyen bir yapısı var. O dönemlerde bu tür tohumlar, bedeni diri tutan ve yaşlanma belirtilerini geciktirmeye yardımcı olan besinler arasında görülüyordu.

Ciltteki Yorgun Görünümle Vedalaşmak Mümkün mü?
Kendir tohumunun en çok konuşulan tarafı, cilt üzerindeki etkileri. Doğal yağ içeriği sayesinde cildin kurumasını azaltmaya yardımcı olduğu, daha canlı ve dengeli bir görünüm sunduğu söyleniyor. Yani mesele mucize değil; cildi içeriden destekleyen bir denge meselesi.

Gençlik Sadece Yüzle Sınırlı Değil
İbn-i Sina’nın yaklaşımında gençlik, sadece aynadaki görüntüden ibaret değil. Kendir tohumu; tok tutması, enerji dengesine katkı sağlaması ve vücudu yormadan beslemesiyle genel zindelik hissini destekleyen besinler arasında anılıyor. Daha az halsizlik, daha dengeli bir gün… Belki de genç hissetmenin özü tam olarak burada yatıyor.

Asırlar önce İbn-i Sina’nın dikkat çektiği kendir tohumu, bugün hâlâ “doğal yoldan genç kalmak” isteyenlerin merak ettiği seçeneklerden biri olarak gündemde kalmaya devam ediyor.