Müminin şahsiyeti, gökyüzünden yeryüzüne inen bir rahmet sağanağının adaletle birleştiği bereketli bir toprak gibidir.
1. Rahmet: Varlığın Özüne Şefkat
Ayet-i kerimede buyurulan "Alemlere Rahmet" ifadesi, sınır tanımaz bir kuşatıcılığı ifade eder. Mümin de bu rahmetten payını aldığı ölçüde;
Sadece kendine değil, "öteki"ne de şefkatle bakar.
Kırılan bir kalbi onarmayı, dökülen bir yaprağı incitmemeyi dert edinir.
Rahmet, müminin iç dünyasındaki yumuşaklıktır; ancak bu yumuşaklık bir zaaf değil, aksine en büyük manevi güçtür.
2. Adalet: Rahmetin Sarsılmaz Kalesi
Rahmetin suistimal edilmemesi, iyiliğin kaosa dönüşmemesi için adalet şarttır. Mümin, Allah’ın "El-Adl" isminin tecellisidir.
Hakkaniyet: En yakınlarının, hatta kendisinin aleyhine bile olsa doğrudan sapmaz.

Denge: Bir topluluğa olan öfkesi, onu adaletsizliğe sevk etmez.
Adalet, müminin dış dünyadaki duruşu, sarsılmaz çizgisidir.
3. Şahsiyetteki İdeal Terazi
Efendimiz (sav), "Rahmet" olarak gönderilmişti ama aynı zamanda "Emin" ve "Adil"di. Mümin şahsiyeti bu iki kavramın düğümlendiği noktadır:
Adaletsiz rahmet, zalimi cesaretlendirir.
Rahmetsiz adalet, kalpleri katılaştırır.
Kamil mümin; mazluma rahmetin sıcaklığıyla sarılan, zalime ise adaletin soğuk kılıcıyla dur diyebilendir.