Ramazan Bayramı’nın sevincini yaşayan müslümanlar için manevi maraton Şevval ayı ile devam ediyor. İslam literatüründe "müstehap" (sevilmiş/güzel) bir ibadet olarak yer alan Şevval orucu, sadece altı gün tutulmasına rağmen taşıdığı muazzam sevap ile dikkat çekiyor. Ancak vatandaşların en çok merak ettiği konu; "Ramazan’da tutamadığım borç oruçlarımı Şevval niyetiyle tutabilir miyim?" sorusu oluyor. İşte hadisler ve İbn Âbidîn gibi büyük alimlerin şerhleri ışığında Şevval orucu rehberi.
Nebevi Müjde: "Yılın Bütününde Oruç Tutmuş Gibi"
Şevval ayı orucunun dindeki yeri, bizzat Resûlullah (s.a.s.) tarafından şu şekilde müjdelenmiştir:
Hadis-i Şerif: “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur.” (Müslim)
Hikmet: Bir iyiliğe on kat sevap verilmesi (En'am, 160) kuralı gereği; 30 gün Ramazan (300 gün) ve 6 gün Şevval (60 gün) toplamda 360 güne, yani bir hicri yıla tekabül eder.
Uygulama Esasları ve Niyet Meselesi
Şevval orucunu eda ederken dikkat edilmesi gereken fıkhi detaylar şunlardır:
Zamanlama: Bayramın birinci günü oruç tutmak yasak (tahrimen mekruh) olduğu için, bu oruca bayramın ikinci gününden itibaren başlanabilir.

Süreklilik: Bu altı günlük oruç peş peşe tutulabileceği gibi, Şevval ayı içerisinde farklı günlere bölünerek (ara verilerek) de tamamlanabilir.
Kaza ile Birleştirme: Bir oruçta hem kaza (farz) hem de nafile niyeti aynı anda geçerli değildir.
Eğer Şevval ayında kaza orucu tutulursa, borç ödenmiş olur ancak bu "Şevval nafilesi" yerine geçmez.
Şevval'in o özel sevabını almak için niyetin sadece bu nafileye yönelik olması gerekir.
Sonuç: Borç mu, Nafiler mi?
Özetle; Şevval orucu Ramazan'daki eksikleri kapatan bir "ikmal" ibadeti gibidir. Ramazan’da tutulamayan oruçların kaza edilmesi farz, Şevval orucu ise sünnettir. İmkanı olan müminlerin önce farz olan borçlarını (kazalarını) ödemesi, ardından Şevval nafilesini tutması en faziletli yoldur.