Türkgün | İslam ve Ahlak | En büyük yoksulluk: Edep yoksunluğu! "Hürmetle eğilen başlardan, sınır tanımayan bakışlara" Ne değişti?

En büyük yoksulluk: Edep yoksunluğu! "Hürmetle eğilen başlardan, sınır tanımayan bakışlara" Ne değişti?

Erdem ve ahlak üzerine bina edilmeyen bir hayatın sonu, derin bir değersizleşmedir. Eskiden harama karşı edeple çevrilen gözler, bugün neden sınır tanımaz hale geldi? Peygamber Efendimizin (sav) "Hayâsız olan, emanete hıyanet eder" uyarısı ışığında; insanın "en şerefli varlık" vasfını nasıl koruyabileceğini tartışıyoruz. Kendi ayıplarımızla yüzleşme vaktinin geldiğini hatırlatan bu sarsıcı yazı; hesap günü gelmeden önce bir vicdan muhasebesi çağrısı yapıyor. Hayâ, sadece bir duygu değil, imanın ta kendisidir!

Erdem ve ahlak üzerine bina edilmeyen bir hayatın sonu, derin bir değersizleşmedir. Eskiden harama karşı edeple çevrilen gözler, bugün neden sınır tanımaz hale geldi? Peygamber Efendimizin (sav) "Hayâsız olan, emanete hıyanet eder" uyarısı ışığında; insanın "en şerefli varlık" vasfını nasıl koruyabileceğini tartışıyoruz. Kendi ayıplarımızla yüzleşme vaktinin geldiğini hatırlatan bu sarsıcı yazı; hesap günü gelmeden önce bir vicdan muhasebesi çağrısı yapıyor. Hayâ, sadece bir duygu değil, imanın ta kendisidir!

KAYNAK: TÜRKGÜN

Erdem ve ahlak temeli olmayan bir hayat, zamanla insanı kendi değerinden uzaklaştıran bir savrulmaya dönüşüyor. Bir zamanlar harama karşı edeple muhafaza edilen gözlerin bugün neden sınır tanımaz hale geldiği sorusu, modern çağın en yakıcı muhasebesi olarak karşımızda duruyor. Peygamber Efendimizin (sav) “Hayâsız olan, emanete hıyanet eder” uyarısı ışığında; insanın “eşref-i mahlûkat” vasfını nasıl koruyabileceğini ele alıyoruz. Kendi ayıplarıyla yüzleşme cesareti çağrısı yapan bu sarsıcı yazı, hesap günü gelmeden önce derin bir vicdan muhasebesine davet ediyor. Hayânın yalnızca bir duygu değil, imanın özü olduğu gerçeğini yeniden hatırlatıyoruz.

Vicdan Muhasebesi: Hesap Günü Gelmeden Kendini Hesaba Çek!

Metnin bize sunduğu o sarsıcı uyarıları hayatımıza nasıl tatbik ederiz?

1. Bakışların Evrimi: Hürmetten İhlale

Dün edeple öne eğilen başların bugün sınır tanımaz bir şekilde harama yönelebilmesi, hayatın ahlak zemini üzerine kurulmamasının bir sonucudur. Gözü haramdan çevirmek, aslında bir özgürlük eylemidir; zihni kirlilikten, kalbi ise ağırlıktan kurtarır.

2. "En Şerefli Varlık" Olma İddiası

İnsan, fıtratındaki hayâyı kaybettiğinde sadece bir "etiketini" kaybetmez; "eşref-i mahlukat" (yaratılmışların en şereflisi) olma vasfını da kaybeder. Değerli olmak, sahip olduklarınla değil, vazgeçebildiğin ve sakındığın şeylerle ölçülür.

3. Zincirleme Çöküş: Hayâsızlık Neleri Beraberinde Getirir?

Deylemi’den aktarılan o sarsıcı hadis, hayâ kaybının sadece bir "utanma" meselesi olmadığını gösterir. Hayâ giderse;

Emanete hıyanet başlar.

Merhamet duygusu kurur.

İnsan dinden ve fıtrattan uzaklaşır.

Sonuç: Şeytani bir karakterin esiri olmak.

4. Çözüm: Önce Kendi Ayıplarını Gör!

Başkalarının kusurlarını aramak yerine, "İşe önce kendi ayıplarımızı görüp düzeltmekle başlayalım" çağrısı, toplumsal iyileşmenin reçetesidir. Başkasına parmak sallamadan önce, o parmağı kendimize çevirme olgunluğudur edep.

5. Zaman ve MekAn Şahitlik Etmeden Önce...

Attığımız her adımın, baktığımız her ekranın ve bulunduğumuz her mekânın bir gün aleyhimizde veya lehimizde şahitlik yapacağı o "hesap günü" bilinci, mümin olmanın en büyük motivasyonudur.

Son Söz: Erdemli Bir Hayatın İnşası

Hayat, eğer erdem ve ahlak tuğlalarıyla örülmezse, üzerine inşa edilen her şey yıkılmaya mahkumdur. Resul-i Ekrem'in (sas) ahlakını örnek almak, sadece bir nostalji değil, bugünün karmaşasında ayakta kalmanın tek yoludur.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...