Altın ve gümüş, İslam hukukunda hem birer yatırım aracı hem de ziynet eşyası olarak özel bir yere sahip. Ancak iş zekat vermeye gelince, bu kıymetli madenlerin "kullanım amacı" ve "miktarı" büyük önem taşıyor. Özellikle kadınların gündelik hayatta kullandığı takıların zekata dahil edilip edilmeyeceği konusu, mezheplerin içtihatlarına göre farklılık gösteriyor. İşte merak edilen o detaylar...
Hanefi Mezhebi: "Miktara Bakılır"
Hanefi mezhebine göre altın ve gümüşten yapılmış tüm ziynet eşyaları, kullanım amacına bakılmaksızın zekata tabidir.
Zekat Sınırı (Nisap): Altınların toplam ağırlığı 80,18 gram veya daha fazlaysa zekat borcu doğar.
Şartlar: Altının üzerinden bir tam yıl geçmiş olması ve 24 ayar üzerinden hesaplanması gerekir.
Oran: Toplam değerin 40’ta biri (%2,5) oranında zekat verilir.
Maden Farkı: Altın ve gümüş dışındaki pırlanta, elmas, zümrüt gibi değerli taşlardan yapılan takılar zekata tabi değildir.

Şafii Mezhebi: "Kullanım Amacı Belirleyici"
Şafii mezhebinde ise yaklaşım daha esnektir ancak bir "israf" sınırı mevcuttur:
Asli İhtiyaç Sayılanlar: Kadının alışılagelmiş ölçülerde (mûtad) ve israfa kaçmadan kullandığı altın ve gümüş takılar "asli ihtiyaç" kabul edilir ve bunlardan zekat gerekmez.
Tasarruf Amaçlı Olanlar: Eğer takılar süslenmek için değil de tamamen yatırım ve tasarruf amacıyla saklanıyorsa, bu durumda zekatlarının verilmesi farzdır.
Özetle Ne Yapmalı?
Eğer Hanefi mezhebine göre amel ediliyorsa; evdeki tüm altın takılar tartılır, 80,18 gramı geçiyorsa zekatı hesaplanır. Şafii mezhebine göre amel ediliyorsa; sadece takılmayıp kenara atılan "yatırımlık" altınlar hesaba katılır.