Günümüzde farklı isimler ve yöntemlerle karşımıza çıkan piyango, loto, ganyan ve iddia gibi şans oyunları, teknolojik imkanlarla birlikte her eve girdi. Ancak bu oyunların temelinde yatan "bir tarafın kazanırken diğer tarafın kaybetmesi" prensibi, bu tür organizasyonları eğlence olmaktan çıkarıp "kumar" kategorisine dahil ediyor. İslam hukukçuları, kazancın elde ediliş biçimine dikkat çekerek ciddi uyarılarda bulunuyor.
Haksız Kazanç Esası: ‘Kumar’
Şans faktörüne dayalı olan tüm oyunların temel birleşeni, taraflardan birinin mali kaybı üzerinden diğerinin haksız bir kazanç elde etmesidir.
Hüküm: Piyango, toto, loto, iddia ve benzeri tüm tertipler, bu yapıları nedeniyle kumar sayılmakta ve dinen haram kabul edilmektedir.
Emek ve Risk: İslam iktisadında kazancın meşruiyeti; emeğe, ticari riske veya hizmete dayanmalıdır. Şans oyunlarında ise alın teri yerine başkasının kaybı söz konusudur.

Hayır Kurumlarına Bağış Yapılması Hükmü Değiştirir mi?
En çok sorulan sorulardan biri de bu oyunlardan elde edilen hasılatın bir kısmının hayır kurumlarına aktarılmasıdır.
Meşrulaştırmaz: Bir kazanç yolu özünde haramsa, o paranın bir kısmının sosyal sorumluluk projelerinde veya hayır işlerinde kullanılması, o oyunu meşru hale getirmez.
Niyet ve Amel: Kötü bir vasıta ile iyi bir amaç gerçekleştirilemeyeceği ilkesi gereği, haramlık hükmü baki kalır.
‘Yanlışlıkla’ Kazananlar Ne Yapmalı?
Eğer bir kimse bu yollardan birisiyle kazanç elde etmişse, izlemesi gereken yol haritası net:
Tövbe: Yapılan hatadan dolayı bir an önce içtenlikle tövbe edilmeli.
Eldivenli Teslimat: Elde edilen kazanç, kişisel bir sevap beklenmeksizin, ihtiyaç sahiplerine veya yoksullara dağıtılmalıdır. Bu para kişinin kendi mülkü sayılamayacağı için üzerinde tasarruf hakkı bulunmamaktadır.