Kur’an-ı Kerim’de hayatın tam merkezine dokunan ayetler vardır; Bakara Suresi’nin 282. ayeti de bunların başında gelir. Tam en uzun ayet olma özelliğini taşıyan bu ayet, yalnızca bir dini hüküm sunmaz; borçlanma, sözleşme, şahitlik ve yazılı kayıt gibi konularda toplumun güvenle ayakta kalmasını hedefleyen kapsamlı bir hayat rehberi çizer. Günlük hayatta sıkça karşılaştığımız “emanet”, “hak”, “kul hakkı” gibi kavramların nasıl korunacağını adım adım anlatır.
Borç ilişkilerinde netlik çağrısı
Bakara 282’nin merkezinde borç vardır. Ayet, vadeli borçların mutlaka yazıya geçirilmesini ister. Buradaki vurgu, taraflar arasında güvensizlik yaratmak değil; aksine ileride doğabilecek anlaşmazlıkların önüne geçmektir. Yazılı kayıt, hem borç verenin hem de borç alanın hakkını koruyan ortak bir güven zeminidir. Ayet, “nasılsa unutmam” ya da “aramızda sorun olmaz” anlayışının yerine, düzenli ve şeffaf bir ilişkiyi koyar.
Sözleşme kültürünün temeli
Bu ayetle birlikte Kur’an, sözleşmeyi yalnızca ticari bir formalite olarak değil, ahlaki bir sorumluluk olarak ele alır. Yazıyı kaleme alan kişinin adaletli olması özellikle vurgulanır. Yani sözleşme, güçlü olanın zayıfı ezdiği bir araç değil; hakkın dengede tutulduğu bir belge olmalıdır. Bu yönüyle Bakara 282, modern hukuk sistemlerinin temel ilkeleriyle de şaşırtıcı bir paralellik taşır.

Şahitlik ve toplumsal güven
Ayetin bir diğer önemli başlığı ise şahitliktir. Borç ilişkilerinde şahit tutulması, toplumda güven duygusunu güçlendiren bir unsurdur. Şahitliğin ciddiye alınması, bireysel ilişkilerin ötesinde toplumsal düzeni ayakta tutar. Kur’an burada, “kimse zarar görmesin, kimse haksızlığa uğramasın” ilkesini merkeze alır.
Küçük-büyük demeden kayıt altına alın
Bakara 282’de dikkat çeken ayrıntılardan biri de borcun miktarı ne olursa olsun yazılmasının istenmesidir. Ayet, “küçük bir borçtu” düşüncesinin ileride büyük kırgınlıklara dönüşebileceğini hatırlatır. Bu yaklaşım, günlük hayattaki dostlukları ve akrabalık ilişkilerini bile koruyan önleyici bir bilinç sunar.
Maneviyatla hayatın iç içe hali
Bu uzun ayet, Kur’an’ın sadece ibadet alanına değil, hayatın pratiğine de yön verdiğini gösterir. Borç, sözleşme ve şahitlik gibi konular; inanç, adalet ve sorumluluk duygusuyla birlikte ele alınır. Böylece maddi ilişkiler bile manevi bir hassasiyetle çerçevelenir.
Bakara Suresi’nin 282. ayeti, borç ve sözleşme konusunu hukuki bir detay olmaktan çıkarıp ahlaki bir bilinç meselesine dönüştürür; güvenin, adaletin ve toplumsal huzurun yazılı teminatla güçlenmesini öğütler.