Ramazan, sadece bedenlerin değil, ruhların da şifa bulduğu bir aydır. Bu şifanın kaynağı ise şüphesiz gönüllerimize ve akıllarımıza açacağımız Kur’an-ı Kerim’dir. Dünyamızı huzura, ahiretimizi hayra ulaştırmak için elimizdeki tek gerçek kılavuz olan Yüce Kitabımız; iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayıran bir "Furkan" olarak hayatımızın tam merkezinde yer almalıdır.
‘Kur’an-ı Kerimsiz Bir Ramazan Eksiktir’
Ramazan ayı ile Kur’an arasındaki kopmaz bağ, sadece mukabelelerle sınırlı kalmamalıdır. Gerçek bir ihya süreci için şu değerler hayatımıza aktarılmalıdır:
Hidayet Rehberi: Doğru yolu bulmak ve Rabb’imizin rızasına ermek için Kur’an’ı anlamak.

Nefis Tezkiyesi: Ruhumuzu ve bedenimizi ilahi kelamın güzelliğiyle terbiye etmek.
Hayata Aktarım: Kur’an’ı sadece dillerde değil, ahlakımızda ve davranışlarımızda yaşatmak.
Şefaat Müjdesi ve Müminin Görevi
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) müjdesiyle, kendisini okuyanlara kıyamet gününde şefaatçi olacak olan Kur’an-ı Kerim’e sımsıkı sarılmak, her müminin en temel görevidir. Hatimlerimizi okurken, oruçlarımızı tutarken ve ibadetlerimizi ifa ederken asıl hedefimiz; Rabb’imizin bizden neler beklediğini idrak ederek, Kur’an’ın aydınlığında bir hayat inşa etmek olmalıdır.