İslam hukuku, ticari hayatın akışını kolaylaştırmak amacıyla peşin alışveriş kadar vadeli satışı da meşru kılmıştır. Piyasa şartları gereği bir malın peşin fiyatı ile taksitli fiyatı arasında oluşan fark, çoğu zaman kafa karışıklığına yol açabiliyor. Ancak fıkıh alimlerine göre, belirli şartlar yerine getirildiğinde bu fiyat farkı ticari bir gereklilik olarak kabul ediliyor. Peki, bir satışın "faiz" değil de "meşru bir ticaret" sayılabilmesi için hangi şartlara dikkat edilmelidir?
Ticarette veresiye veya taksitli satışın caiz olabilmesi için fıkhi kaynaklarda belirtilen temel kriterler şunlardır:
1. Peşin ve Vadeli Satışın Meşruiyeti:
İslam dinine göre bir malın peşin satılması caiz olduğu gibi, bedelin sonradan ödenmesi (veresiye) veya taksitlere bölünmesi de tamamen caizdir. Önemli olan tarafların bu yöntem üzerinde özgür iradeleriyle anlaşmış olmalarıdır.

2. Vade Farkı ve Fiyat Belirlenmesi:
Bir malın peşin fiyatı ile vadeli fiyatının farklı olması ticaretin doğası gereğidir. Akdin başında tek bir fiyat üzerinde (örneğin "peşin 100 TL, 10 ay vadeli 120 TL" seçeneklerinden biri seçilerek) anlaşmak kaydıyla vade farkı konulmasında dinen bir sakınca bulunmamaktadır.
3. Malın Mevcudiyeti ve Şeffaflık:
Satış akdinin geçerli olabilmesi için, satılan malın akit esnasında mevcut olması ve mülkiyetinin satıcıda bulunması gerekir. Olmayan bir malın satışı veya belirsizlik üzerine kurulu akitler fıkhen sorunludur.
4. Ödeme Planının Netliği:
Vadeli satışlarda en kritik kural "belirlilik" ilkesidir. Satış bedelinin ne kadar olduğu ve ödemelerin ne zaman (hangi vadelerde) yapılacağı akit esnasında açık, net ve tartışmaya kapalı bir şekilde belirlenmelidir.