Dünya üzerindeki coğrafi konumlar, namaz vakitlerinin belirlenmesinde kullanılan astronomik olayların (fecr-i sadık, gün batımı, şafak kaybolması) her zaman oluşmasına imkan vermiyor. Özellikle kutuplara yakın bölgelerde yaz aylarında yatsı vaktinin girmemesi veya sabahın çok erken gelmesi, ibadet saatlerinde "takdir" ve "dondurma" yöntemlerini zorunlu kılıyor. Kurul’un yaptığı son teknik güncellemeler, bu belirsizliği ortadan kaldırmayı hedefliyor.
Vakitlerin Oluşmadığı Bölgelerde "Takdir" Dönemi
Namazın farz olması için vaktin girmesi şarttır. Ancak bazı özel coğrafyalarda yatsı vakti (şafağın kaybolması) gerçekleşmeden sabah vakti (fecir) başlayabilmektedir. Bu durumdaki bölgeler için şu teknik kriterler esas alınmıştır:
Kavramsal Netlik: Yapılan son düzenlemeyle, hesaplamalarda kafa karışıklığına yol açan "güneşin batışıyla doğuşu" ifadesi, daha kesin bir terim olan "güneşin batışıyla fecrin (tan yerinin) doğuşu" olarak güncellenmiştir.
Şafak Kriteri: Yatsı vaktinin gerçek vakti için artık doğrudan "şafağın kaybolması" esas alınacaktır.

Fecir Oluşmazsa Ne Yapılmalı? "Vakti Dondurma" Kuralı
Güneşin ufkun altına yeterince inmediği ve "fecr" olayının (sabah namazı vaktinin girişi) astronomik olarak gerçekleşmediği dönemler için devrim niteliğinde bir uygulama getirildi:
Vakti Dondurma: Fecrin (sabah namazı vaktinin) oluşmadığı dönemlerde, o bölgede en son oluşan normal vakit, tekrar doğal yollardan fecir oluşuncaya kadar dondurulur ve namazlar bu sabitlenen saate göre kılınır.
Neden Bu Düzenleme Yapıldı?
İbadetlerde kolaylık ilkesi ve vakitlerin belirlenmesinde birliğin sağlanması amaçlanmıştır. Özellikle İskandinavya gibi bölgelerde yaşayan vatandaşların, şafağın kaybolmadığı "beyaz geceler" döneminde hangi saate göre yatsı ve sabah namazı kılacakları bu sayede netleşmiş oldu.