“Bazıları” unutulur, “kimi insan” yola revan olur

YAYINLAMA:
“Bazıları” unutulur, “kimi insan” yola revan olur

İnsan zihni çoğu zaman kelimeleri “kendince karakterize” eder ve anlamlar yükler.

Misal; “bazı insanları” ötekileştirip olumsuz karakter anlatımlarında kullanırken, “kimi insan”ı da kendisine yakın görür, övgülü anlatımlarda kullanır ve unutmaz.

Bugün bu mantıkla “bazıları” ve “kimi insan” üzerinden konuşalım ve mesajlarımızı verelim istiyorum…

BAZILARI; çıkardığı gürültü ve yaşattığı yıkım ile tanınır, KİMİ İNSAN ise; inşa ettiği huzur ve ihya ile hatırlanır.

Bazıları; egoları ve menfaat çekişmeleri doğrultusunda hayatı hem kendisine hem de topluma zehir ederek öylesine gelip gider ve unutulur.
Kimi insan ise; kendini ve dengini gayet net bilir, değerini herkese kanıtlamaya ihtiyaç duymaz, mütevazıdır, kim var kim yok diye bakmadan sükûtla inandığı yola revan olur…

KİMİ İNSAN:
‘Kimi insan’; kim olduğunu, neden burada olduğunu ve geride hangi izleri bırakmak istediğini gayet iyi bilir. Ona göre zaman ve güven; “kolay harcayabileceğimiz ama asla geri kazanamayacağımız cevherlerdir”.

Çünkü bilir ki anlamsız tartışmalar, öfkeler ve egolar gölgesinde bitmek bilmeyen çekişmelerde kaybedilen zaman ve güven; asla geri getirilemeyecek servetlerdir…

Ve zaman-güven kavramlarının; geleceğe yönelik kaybedilen sayısız umudu, hayali, sevgiyi, değeri ifade ettiğini de gayet iyi bilir…

Özetle ‘kimi insan’  bilinçlidir ve her zaman her savaşa girmez, değerlerini muhafaza eder, her ortamda kendisini bilir, sahip olduğu her cevheri faydalı olmak ve huzur bulmak adına keşfedip işler…

Bu sebepten kimi insan; “savaşların kuru lakırdılarla kazanılmadığını bilir. Çünkü savaşlar; zamanın ruhunu doğru okuyarak ve ne zaman neyi öne çıkaracağını bilerek kazanılır. Bazen dialog ile, bazen sabır ile, bazen yürek ile, bazen bilek ile, bazen de zekâ ile” kazanılır…

Kimi cevaplar da sözle verilmez; bazen bir tebessüme, bazen bir bakışa, bazen bir merhabaya, bazen uzatılan bir ele yüklenen eylemlerle verilir…
Ve kimi zaman, ‘küçük sözlere’ verilecek en güçlü ve en anlamlı yanıt; uzatılan bir eldir...

Çünkü kimi insan; herkese cevap vermek zorunda olmadığını bilir. Her anlaşmazlığı bir kavgaya dönüştürmesine gerek yoktur. Ve her tartışmayı kazanmasına da gerek yoktur. Çünkü kimi insan; önce kendini sonra da dengini bilir, ona göre davranır…

Kimi insana göre; bir amaç uğruna yaşamakla, sadece  kavga ederek yaşamı tüketmek arasında çok fark vardır.

Bir amaç uğruna yaşayan KİMİ İNSAN şunu sorar: “faydalı olabilmek adına ne yaratabilirim?"

Sürekli kavga ederek yaşayan BAZILARI ise şunu sorar: “benim hakkımda acaba ne diyorlar?"

Bu iki soru çok farklı ve zıt yönlerdeki iki karakteri belirler.
Sonuç olarak tarih; bir şeyler yaratanları, bir şeyleri değiştirenleri veya ardında anlamlı izler bırakan KİMİ İNSANI hatırlama vefasındadır, her tartışmaya ya da her savaşa körü körüne katılan BAZILARINI değil!

Gürültü çıkaranlar zamanla unutulur, çünkü “gerçek ve kalıcı olan” sessiz dokunuşlardır…
Aşkla zikredilen sevgi sözcüklerinin yüreğe kazınan  ‘fısıltılara’, kavga sözcüklerinin de yitip gidecek ‘yüksek seslere’ ihtiyaç duyması gibi…

Sabır zayıflığın işareti olarak algılanmamalı elbette.
Sabır; kimi insanın, bazılarına benzememe sanatıdır…
Kimi insan zamanının ve kazandığı güvenlerin  değerini bilir ve zekâsının, onurunun, huzurunun servetine sahip çıkar.

Tıpkı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim’de gerçekleşen TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı programında İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun yanına giderek;  “Ben her yıl ekim ayında birileriyle selamlaşırım. Her ekim ayında yeni bir başlangıç oluyor” mesajına yüklediği KİMİ İNSAN  tavrıyla elini uzatması gibi…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...