ABD’de aidiyet zaferi neden mi Z kuşağı? Yeni nesil sol
”YENİ ABD NİZAMININ” VAKTİDİR
3 Kasım’da gerçekleşen ABD seçimleri şunu gösterdi: Trump’ın “sadece ben ve benden olanlar” ısrarı sandıkta ters tepti ve “aidiyet ruhuyla biz ve Amerika’dan yana olanlar” mantığıyla hareket edenlerin tsunamisi galip geldi…
Demokratlar, Cumhuriyetçilerin kalelerini tek tek ele geçirdi. Neden mi? Trump’ın; adaleti, vicdanı, insanlığı, saygıyı ve ABD’yi yok sayan akıl tutulması kibri yüzünden. Laf aramızda ABD’nin Trump’tan önceki başkanları ve yönetim anlayışları da Trump’ı aratmayacak zalimlikteydi fakat onların tek bir farkları vardı: ABD halkı ile alenen dalga geçmiyorlardı, göstermelik de olsa saygı duyuyorlardı, aşırı nezaket dili kullanıyorlardı.
ABD’de gerçekleşen seçim sonucunda ortaya çıkan “yeni ABD” tablosu Trump’ın yaptığı, anlattığı, hayal ettiği gelecek vizyonunu âdeta tarumar etse de ABD’nin dünyaya “sağ gösterip sol vurmasıyla” meşhur olduğunu da unutmamak gerekiyor. Bugün Demokratların yelkenlerine yol aldıran ABD iklimi, yarın tekrar Cumhuriyetçileri uçurabilir ya da “Trump darbesiyle” yüzleşebilir Amerikalılar!
3 KASIM, ABD İLKLERİ İLE GELDİ
Yeni ABD’nin perdesini aralayan 3 Kasım seçim sonuçları “ABD ilklerine” de vesile oldu.
Abdul El-Sayed, Michigan'da Cumhuriyetçi Mike Rogers'ı geride bırakarak Senatoya seçilen ilk Müslüman senatör oldu…
Kiesha Lance Bottoms, Georgia'daki seçim yarışını Cumhuriyetçi Rick Jackson'a karşı kazanarak ABD tarihinde vali seçilen ilk siyah kadın oldu…
Chris Pappas, New Hampshire'dan seçilerek Senatoya giren ilk açık eş cinsel senatör olacak…
Deb Haaland, New Mexico'daki seçimi kazanarak vali seçilen ilk Amerikan yerlisi kadın oldu…
Peggy Flanagan, Minnesota'daki seçim yarışını kazanarak ABD Senatosuna seçilen ilk Amerikan yerlisi kadın oldu…
ABD sistemi bu yeniliklere hazır mı? Hazır olsa da olmasa da zeminden yükselen değişim tsunamisi ya usul usul ya da yıkıp geçerek ABD’yi revize edecek gibi!
YENİ NESİL SOL
Dünya her konuda “yeni nesil ve yeni nizam” kavramlarını konuşurken, ABD de Trump’ın yarattığı yıkım vesileyle “yeni nizam” başlığından nasibini alacak gibi görünüyor. Çünkü “Amerikalılar patlama noktasına” geldi! Fakat bu kez gerçekleşecek patlama çok farklı gibi. Yani ne Demokrat ne de Cumhuriyetçi patlaması değil bunun adı. Bunun adı, yeni nesil sol patlaması! Tıpkı tüm dünyada olduğu gibi.
Her yüzyılda tekrarlanan Fransa/Avrupa merkezinde başlayan sokak olayları bu yüzyılın kıyılarına “yeni nesil sol” yaşam tarzını bırakacaktır. Şu Avrupa’da yükselişe geçen ve “aşırı sağ” olarak nitelendirilen kesimin temelinde de aslında yeni nesil sol var. Zira aşırı sağ denen partilerin muhteviyatına baktığınızda “kimlik siyasetinin değil aidiyet siyasetinin” olduğunu görürsünüz.
Avrupa’da, Orta Doğu’da, Amerika’da, Araplarda, Kürtlerde, Türkmenlerde, Şiilerde, Sünnilerde ve daha nicesinde göreceğimiz yeni dünya düzeni anlayışı; aidiyet duygularıyla yeni nesil sol olacaktır.
YENİ DÜNYA AKLI, MEVCUT HER ŞEYE UZAK
“Yeni dünya aklı” büyük bir hızla gelirken, küresel oyun kurucular da tedbirlerini çoktan aldı aslında…
Son yıllarda beliren “Z kuşağı” tanımlaması ile nesil sınıflandırmasının startı neden verildi sorarım size? Ya da yapay zekâ uygulamaları, robotik hayat, her mecrada robotların devreye alınması neden bir anda hız kazandı? Ameliyatları bile robotlar yapmaya başladı. Belki de bir süre sonra robot kapsüllerin içine gireceğiz, uzanacağız ve tüm tahlil, teşhis, tedavi, ameliyat işlemleri o kapsülün içinde yapılacak! Zira son yıllarda TUS (tıp uzmanlık sınavı) sınavlarında en çok tercih edilen tıp branşları hekim gençlerin bile azimden, üretimden, çalışmaktan giderek uzaklaştığını ve tembelleştiğini gösteriyor.
Laf aramızda, günümüz “yeni nesil tıp” dünyası kısmen böyle işliyor. Yeni nesil hekimler elle muayene edip tek başına tanı koymuyor/koyamıyor ve tahlil-röntgen-MR-ultrason-tomografi vb. verilere bakarak teşhis koyup tedavi başlatabiliyor.
“Z kuşağı” sınıflandırılması kasten yapıldı ve tüm dünyaya kasten servis edildi çünkü bu sınıflandırmanın bilinç altında şu öngörü vardı: Alfabenin son harfi olan Z ; “bilinen/rutin insan neslinin” son versiyonu!
Yani “Z kuşağı”ndan sonrası; alışılmışın dışında, tüm kalıpları kırmaya meyilli, mevcudu reddeden, köklerinden kopmuş, hiçbir şeyden korkmayan, kendi aklını ve dilini inşa eden, baş kaldırmaya meyilli, çalışmaktan ve azimden uzak nesiller olarak gelecek…
Z kuşağı sonrasında gelecek olan nesiller bilinenin çok ötesinde ve üzerinde korkusuz, kuralsız, köksüz, tembel olacağı için “son eski dünya nesli olarak Z kuşağı” servis edildi dünyaya.
Sonrası mı? Bunu şimdilik pek fazla kişi/kesim bilmiyor, bilenler de geleceğe yönelik kendi elini güçlendirmek için “sadece kendi bağışıklık sistemini” güçlendirecek önlemler almak için gizliyor.
BANA SORARSANIZ
Peki sen Z kuşağı sonrasında gelecek kuşakları nasıl görüyorsun diye sorarsanız, birkaç cümlede şöyle özetleyebilirim: Korkusuz, kalıpları reddeden, ideolojiye ve köklerine uzak, uzun vadeli değil günübirlik düşünen ve yaşayan, mevcut düzeni benimsemeyen, her şeyden çabuk sıkılan, hiçbir yere ait olmayan, çok kısa ve net iletişime önem veren, tahtları ve makamları asla kabul etmeyen, sade ve kafasına göre yaşayan, takım elbise yerine eşofmana itibar eden, oturduğu yerden kalkmayan, sorumluluk almayan, evlilik-aile-üreme bilincine sahip olmayan, iyi-kötü hiçbir hâlini saklama ihtiyacı duymayan ve tüm bu saydıklarımı “bunlar benim gerçeğim, saygı duymalısın” diyerek dayatan nesiller geliyor…
Bu nedenle yönetimler “insandan ziyade robotlara ve teknolojiye” sırtını dayamak zorunda kaldı ve sistemin devamlılığı için tek güvenli liman teknoloji oldu. İnsanı kaybeden dünya dengeleri/güçleri, teknolojik yatırımlara daha fazla önem verecek.
Savunma sanayii, güvenlik, sağlık, eğitim, tarım, hayvancılık, ulaşım ve daha nicesi teknoloji argümanlarına emanet edilecek.
Çünkü yönetimler, insan neslini güvenli liman olarak görmekten ve umudunu bağlamaktan vazgeçti hem de uzun zaman önce!
Bu durum nereye kadar mı gider? Z kuşağından sonra gelecek alfa, beta, gama kuşakları ile çöküşü iyice yaşayacak olan insan nesli belki de o çöküşten çıkışı yeniden normal alfabeye dönerek ve A, B, C kuşağı demeye başlayarak dünya hikâyesini yeniden yazacak…