Tölegen Kasımbekov ve millî hafızanın gücü

YAYINLAMA:
Tölegen Kasımbekov ve millî hafızanın gücü

Türkiye ziyaretinde bir çocuk yurdunu görmek isteyen yaşlı bir yazar… Eşinin anlattığına göre, oradaki çocukların temiz, bakımlı ve düzenli bir ortamda yetiştiğini görünce büyük mutluluk duyar. Çocuklara hediyeler verirken kendi hayatının zorluklarını da hatırlar. Bu hatıra, Tölegen Kasımbekov’un edebiyatını anlamak için kıymetli bir başlangıçtır. O’nun sayfalarında memleket sevgisiyle insanın acısına gösterilen dikkat yan yana yürür. Tarihin büyük kırılmalarını anlatırken gözünü daima o kırılmaların içinde yaşayan insanlara çevirir.

1931 yılında, bugünkü Kırgızistan’ın Celalabad bölgesine bağlı Akcol köyünde dünyaya gelen Kasımbekov, savaşın ve yoksulluğun gölgesinde büyüdü. Medrese eğitimi almış babasının çevresindeki sohbetler, kitaplarla kuracağı bağın zeminini oluşturdu. Babasını genç yaşta kaybetmesi, hayatına erken bir sorumluluk duygusu taşıdı. Kırgız köyünün gündelik hayatını, geçim mücadelesini ve aile bağlarının önemini yakından tanıdı. Sonraki yıllarda eserlerine taşıdığı çocukluk tecrübeleri, anlatısının insani derinliğini besleyen güçlü kaynaklardan biri oldu.

Bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra 1952’de Kırgız Devlet Üniversitesi Filoloji Fakültesine girdi; 1957’de eğitimini tamamladı. Edebiyat dünyasında hikâyeleriyle tanınmaya başladı. Ala-Too dergisinde üstlendiği sorumluluklar, yazarlığına editörlük tecrübesini de ekledi. Dergi ve yayıncılık faaliyetleri sayesinde Kırgız edebiyatının gelişmesine farklı alanlarda katkı sundu. Dile gösterdiği özen, ileride tarihî romanlarında geniş bir insan ve olay dünyasını kurabilmesinin temel dayanaklarından biri hâline geldi.

“Doğduğum Yer” ve “İnsan Olmak İstiyorum” gibi eserlerinde insanın yetiştiği topraklarla ilişkisini, hayata tutunma çabasını ve ahlaki olgunlaşmasını işledi. Kahramanlarının karşılaştığı güçlükler okura tanıdık gelir; çünkü onların sevinçleri ve kaygıları gündelik hayatın içinden doğar. Yalın anlatımı, merhameti ve sorumluluk duygusunu görünür kılar. Böylece Kasımbekov’un millî duyarlılığı, insanın haysiyetini koruma arzusuyla birlikte şekillenir. Vatan, O’nun edebiyatında üzerinde insanların yaşadığı, hatıralar biriktirdiği ve birbirine karşı sorumluluk taşıdığı somut bir dünyadır.

Kasımbekov’u Türk dünyasının önemli romancıları arasına yerleştiren başlıca eser “Sıngan Kılıç”, Türkiye Türkçesi’ndeki adıyla “Kırılan Kılıç”tır. Roman, on dokuzuncu yüzyılda Hokand Hanlığı çevresindeki mücadeleleri ve Çarlık Rusyası’nın Türkistan’a ilerleyişini geniş bir tarihî çerçevede anlatır. Yönetim kavgaları, işgalin doğurduğu acılar ve halkın varlığını sürdürme çabası aynı anlatıda buluşur. Okur, büyük siyasi gelişmelerin insanların hayatını nasıl değiştirdiğini kahramanların yaşadıkları üzerinden takip eder. Böylece geçmiş, uzak tarihlerden oluşan bir sıralama olmaktan çıkarak insan yüzleri kazanır.

Tarihî roman, tarih araştırmalarından beslenirken kurmacanın imkânlarıyla kendi dünyasını kurar. Kasımbekov’un başarısı da bu edebî emeğinde aranmalıdır. Dönemin insanlarını korkuları, tercihleri ve çatışmalarıyla canlandırır; okuyucuyu onların yaşadığı ikilemler üzerinde düşünmeye davet eder. Tarihi şahsiyetlerin yanında halkın gündelik tecrübelerine de yer açması, romanlarına toplumsal bir derinlik kazandırır. Bu yönüyle eserleri, geçmişi öğrenme isteğini güçlendirirken okurun tarih karşısındaki duyarlılığını da geliştirir.

Bu eserlerin Sovyet dönemindeki anlamı önemlidir. Millî geçmişin ideolojik kalıplarla anlatıldığı bir ortamda, Kırgızların kendi tarihleriyle bağını güçlendirmek cesaret gerektiriyordu. Kasımbekov, rejimin Çarlık eleştirisinin açtığı alandan yararlanarak halkının yaşadığı trajedileri edebiyata taşıdı. Dönemin sınırlamaları ve çelişkileri içinde yazdı. Bu şartlarda ortaya koyduğu tarihî romanlar, bağımsızlıktan önce de millî şuurun canlı tutulmasına katkı sağladı.

O’nun romanlarında dışarıdan gelen baskılarla birlikte içerideki çözülmenin sonuçları da görülür. İktidar çekişmeleri ve ortak menfaatin ihmal edilmesi, halkın karşılaştığı tehlikeleri ağırlaştırır. Kasımbekov’un geçmişe yönelttiği bu dikkat, bugünün Türk Dünyası için de anlamlıdır. Kardeşlik duygusunun kalıcı dayanışmaya dönüşebilmesi, ortak sorumluluk bilincini gerektirir. Tarihten alınacak ders, acıları hatırlamanın yanında bu acılara zemin hazırlayan zaafları da kavramaktır. Edebiyat, böyle bir muhasebenin yapılabileceği insani bir düşünme alanı açar.

“Kelkel”, “Baskın” ve “Kırgın” gibi romanları, Kırgız toplumunun tarih içindeki tecrübelerini farklı dönemler üzerinden ele alır. Özellikle “Kırgın”, 1916’da yaşanan katliamları ve büyük felaketi edebiyatın hafızasına taşır. Böylece kuşakların birbirinden uzaklaşmasını önleyen bir hatırlama imkânı doğar. Geçmişin acısını bilmek, gelecek karşısında daha sorumlu davranmanın zeminini oluşturur. Kasımbekov’un eserlerindeki millî hassasiyet, bu süreklilik duygusuyla yakından ilişkilidir. Dilin korunması ve tarihin öğrenilmesi, onun açtığı yolda birbirini tamamlayan iki temel ihtiyaç olarak belirir.

Kasımbekov, uzun yıllar hasta olan ilk eşinin bakımını üstlenmiş, yazı çalışmalarını onun yanında sürdürmüştür. Bu tanıklık, kitaplarında önem verdiği vefanın hayatında da bir karşılık bulduğunu düşündürür. O’nun edebiyatındaki insan sevgisini değerlendirirken böyle hatıralar da anlam kazanır. Büyük tarihî hadiseleri anlatan bir kalemin, yakındaki insanın ihtiyacına duyarlı kalabilmesi önemlidir. Millet sevgisi, aileden ve komşudan başlayarak genişleyen bu mesuliyet duygusuyla hayata yerleşir. Kasımbekov’un hikâyesi, okurunu kendi çevresine karşı taşıdığı görevler üzerinde de düşünmeye çağırır.

Kasımbekov, 1990’da milletvekili seçilerek toplumsal sorumluluğunu siyasi alana da taşıdı. Kırgız Türkçesi’ne ve millî kimliğe verdiği önem, eserleriyle kamu hayatı arasında güçlü bir bağ kurdu. Türkiye ile geliştirdiği ilişkiler de ortak kültür dünyamızın canlı bir örneğiydi. 2008’de TÜRKSOY’da okurlarla buluşması, kitaplarının Türkiye Türkçesi’nde yayımlanması ve edebiyat çevreleriyle temasları, Kırgızistan ile Türkiye arasındaki tanışıklığı derinleştiren değerli adımlardı.

2011’de vefat eden Tölegen Kasımbekov’u bugün hatırlamak, eserlerini yeni okurlarla buluşturmayı gerektiriyor. Türkiye’de üniversitelerin, yayınevlerinin ve kültür kuruluşlarının O’nun romanlarına daha fazla yer ayırması, Türk Dünyası’nı birbirinin edebiyatı üzerinden de tanıyan nesiller yetiştirecektir. Ortak geleceğimiz, kardeşlerimizin sevinçlerini ve yaralarını öğrenebildiğimiz ölçüde sağlamlaşır. Kasımbekov’un bize bıraktığı miras, kendi dilinde konuşan, geçmişini bilen ve insanına sahip çıkan bir milletin yaşama iradesidir. Bu iradeyi okumak, anlamak ve gelecek kuşaklara taşımak hepimizin görevidir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...