MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024 tarihindeki tarihi çağrısıyla başlayan, terör örgütü PKK’nın kendini feshetmesi ve silah bırakma kararı almasıyla devam eden ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinde tarihi nitelikte bir dönüm noktasına gelindi. Sürecin yasal alt yapısını oluşturan yasa TBMM’de rekor bir oyla kabul edilerek, milli birlik ve kardeşliğin güçlendirilmesinde önemli bir adım atıldı. MHP lideri Bahçeli, gelinen bu önemli aşamayı MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir’e değerlendirdi.
Efendim, öncelikle bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Terörsüz Türkiye sürecinde önemli bir aşamaya gelindi. ‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde büyük bir ekseriyetle kabul edilerek yasalaştı. Milletimizin de heyecanla takip ettiği ‘Terörsüz Türkiye’ye dair bu ilk düzenlemeyi ve bundan sonrasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Ayrıca kanun üzerinden ‘Terörsüz Türkiye’ hedefini provoke etmek isteyenler için neler söylersiniz?
İnsanlığı özlemini duyduğu adalete, huzura ve barışa kavuşturma ülküsüyle üç kıta yedi iklimde hüküm süren Âli Devlet geleneğimizden aldığımız ilhamla yaklaşık iki yıldan beri ilmek ilmek ördüğümüz ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi, TBMM’de kabul edilen ‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’ ile önemli bir aşamaya gelmiştir.
Kanunun 467 milletvekilinin oyu ile kabul edilmiş olması ‘Terörsüz Türkiye’ye, milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik güçlü iradeyi ve kapsamlı mutabakatı göstermektedir.
Kanunun TBMM’de kurulan ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışması dâhil, hazırlanması, teklif edilmesi, görüşülmesi ve kabul edilmesi süreci; tarihi nitelikte katılım, katkı, tespit, değerlendirme ve önerilerden ve ortak gelecek iradesine yönelik vurgulardan mürekkep önemli bir külliyat oluşturmuştur. Her aşamada hem geniş toplum kesimleri hem de milli iradenin tecelligâhı olan TBMM’de tartışılmış, her türlü görüş serdedilmiştir. Siyaset kurumunun itibarını da artıran, Türkiye’ye özgü bir çalışma modeli ve aynı zamanda da önemli bir mutabakat ortaya konulmuş, eller Türkiye’nin huzuruna, ortak ve güçlü geleceğine kalkmıştır.
Öncelikle bu süreçte devletimizin kutlu hedeflerine ulaşmasını mümkün kılacak milli birliğin ve iç cephenin güçlendirilmesi ile ülkemizde ve bölgemizde barış ve kardeşliğin tesis edilmesi için gayret gösteren; başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş olmak üzere destek veren siyasi partilere ve milletvekillerine, emek harcayan ve katkı sunan kişi ve kurumlara teşekkür etmek isterim.
‘Terörsüz Türkiye’, bir devlet politikası, Türk siyasetinin başarısı, inşallah da topyekûn milletimizin eseri olacaktır. Anadolu irfanının gücüyle, Türk milletinin ferasetiyle ve devlet aklıyla bu süreci nihayete erdirecek ve kalıcı kılacağız.

Terör yanlıları da kaybedecek
Milletimizin kahir ekseriyeti ‘Terörsüz Türkiye’nin yanında duruyor, terörün bütün unsur ve handikaplarıyla gündemimizden tamamen çıkmasını istiyor. Terörün zehirli havasının siyasi iklimimizden temizlenmesini, ayrık otlarının güven ve huzur toprağımızdan sökülüp atılmasını diliyor. Demokrasi, hukuk devleti, refah ve güven ikliminin pekişerek hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm vatandaşlarımızı kuşatmasını ve kucaklamasını arzu ediyor. Bölgemizde istikrarsızlık ve kaos üretenlerle terörizm, şiddet, vandalizm ve bunlar sayesinde var olanların ve onlarla aynı safta duranların ise kaybetmesini, ülkemizin ve milletimizin üzerinden elini çekmesini bekliyor.
‘Terörsüz Türkiye’ sürecinde vatan, millet, bayrak ve tüm mukaddes değerler uğruna toprağa düşmüş aziz şehit ve gazilerimiz ile onların muhterem ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir. Vurgulamak isterim ki bu aşamaya onlar sayesinde, onların kutlu mücadelelerinin sonucunda gelinmiştir. Bununla beraber Gazi ordumuzun ve fedakâr milletimizin dünden bugüne terörle mücadele hafızası, azmi ve iradesi bütün aşamalarıyla sahiplenilmiştir. Gizli kapaklı herhangi bir pazarlık, vatandaşlarımızın bilgisi dışında bir yol söz konusu olmamıştır. Sürecin hassasiyetine uygun bir üslupla, sabırla, akılla, vatan, millet sevgisiyle ve kardeşliğin kavileştirilmesine olan güçlü inanç ve iradeyle hareket edilmiştir.
Tek hedef; terörün, terörizmin ve bölücülüğün ülkemizin gündeminden ve milletimizin zihinlerinden tamamen çıkarılması, terörün büyüdüğü ve beslendiği bütün unsur ve alanların ortadan kaldırılması, milli birlik ve dayanışma duygusunda uzlaşarak geleceğin güçlü Türkiye’sinin inşa edilmesidir.
‘Terörsüz Türkiye’, bir devlet politikası, Türk siyasetinin başarısı, inşallah da topyekûn milletimizin eseri olacaktır. Anadolu irfanının gücüyle, Türk milletinin ferasetiyle ve devlet aklıyla bu süreci nihayete erdirecek ve kalıcı kılacağız.
Yarım asra yaklaşan bir süredir ekonomik ve sosyal kalkınmamızı engelleyen, önemli bir insani ve ekonomik maliyet oluşturan bu prangadan kurtulmak tek arzumuzdur ve inşallah menzile yaklaşılmıştır.
Terörsüz Türkiye’ye ilişkin çerçevenin sağlam bir şekilde oluşturulması hususunda önemli bir eşik aşılmıştır. Hep söylediğim gibi bu mesele siyaset üstü bir konudur ve yasa ile 86 milyon vatandaşımız, aynı zamanda da yakın coğrafyamızdaki halklar kazanmıştır. Bu çaba, bin yıllık kardeşliği gelecek bin yıla taşıma iradesi, aynı zamanda da bir demokratikleşme ve kalkınma hamlesidir. ‘Türk ve Türkiye Yüzyılı’ hedefine ulaşılması bu hususta karşımızdaki en büyük engellerden birisi olan terörün kökten bitirilmesiyle daha yakın ve mümkün hale gelecektir.
Kışkırtıcı hamlelere geçit yok
Şüphesiz fitne fesat çıkarmak, iftira ile gelişmeleri enfekte etmek isteyen dahili ve harici karanlık odaklar olacaktır. Provokasyonlara karşı aziz milletimizi duyarlı olmaya davet ediyorum. Süreci karalamak ve çarpıtmak isteyenlere fırsat vermeyecek, emperyalizmin taşeronlarının kışkırtıcı hamlelerine, onların içerideki sözcülerine imkân tanımayacağız.
Vahdet-i millet ve beka-yı devlet hususunda MHP’den rol çalmaya çalışan nevzuhur oluşumlar ve türedi yapılar, kısır zihinlerin gölgesinde değillerse emperyalizmin himayesindedirler. Sicili malum, ciğerini bildiklerimizin ucuz siyasi şaklabanlıklarının arkasında kronikleşmiş MHP hazımsızlığı olduğunun farkındayız.
MHP gölgede duranların değil; milli tehditlere karşı Türk milletine gölge olanların adresidir. İki yıldır olduğu gibi tüm teşkilat kademelerimizle milletimizle doğruları paylaşmaya devam edeceğiz. Anadolu’dan yayılan kardeşlik arzusunu ve heyecanını tüm ülke sathında kutlu bir toya dönüştürerek paylaşacağız.
Biz ülkemizi ve milletimizi karşılıksız sevdik. Siyasi hesap yapmadık, önce ülkem ve milletim düsturuyla hareket ettik. Siyaset gayemiz devletimizi ve milletimizi ilelebet yaşatmaya, küresel meydan okumalara mukabele edebilme kudretine sahip olmaya ve tam bağımsızlığa yöneliktir.
Tek hedef; terörün, terörizmin ve bölücülüğün ülkemizin gündeminden ve milletimizin zihinlerinden tamamen çıkarılması, terörün büyüdüğü ve beslendiği bütün unsur ve alanların ortadan kaldırılması, milli birlik ve dayanışma duygusunda uzlaşarak geleceğin güçlü Türkiye’sinin inşa edilmesidir.
Ne yaptığımızı ve nereye varacağımızı biliyoruz. Zira yegâne ilham kaynağımız milletimizin bilgeliği, feraseti ve sağduyusudur.
Kimse endişe duymasın. Milliyetçi Hareket Partisi karanlık emellere sur, kararan kalplere nurdur.
MHP politiği Türk siyasetinin pusulası, Türk milletinin kutup yıldızıdır. MHP kurumsallığı barış ve kardeşliğin, demokratik değerlerin, devletimizi ilelebet payidar kılma ülküsünün sarsılmaz iradesi, Türk milliyetçiliğinin siyasi burcudur.
Milli birliği kuvvetlendirmek istiyoruz. Hep birlikte Türkiye olalım gaye ve gayretindeyiz. Birlikten doğan kuvvetle çağın kudretli Türkiye Cumhuriyeti’ni inşa etme kararlılığındayız. Bu doğrultuda yol haritamızı her aşamada milletimizle paylaştık, paylaşmaya devam ediyoruz.
‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’; PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesini amaçlamaktadır.

Kanun, bir af düzenlemesi değil
Kanun mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme niteliğinde değildir. Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını koruyacak, suçun vasfına, mahkûmiyet kararına veya ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik olmayacaktır. Bu yönüyle Kanun, hukuki niteliği itibarıyla ceza adalet sistemi ile infaz hukukuna ilişkin sınırlı ve koşullu bir kanuni düzenleme niteliği taşımaktadır.
‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda ortak aklı ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşımla ortaya çıkan rapor doğrultusunda hazırlanan kanun, öngörülen hukuki düzenlemelerin ilk adımını teşkil eden temel bir çerçeve oluşturmaktadır. Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, hukuk devleti ilkesi, demokratik siyasi düzeni ve kamu güvenliği esas alınarak milli dayanışma, toplumsal huzur ve bütünleşmenin kalıcı olarak tesis edilmesi hedeflenmiştir.
Kanunun amacına uygun sonuçlar doğurmasını, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Oluşturulmaya çalışılan hukuki zemin, Türkiye’nin terör belasından ilelebet kurtulması hedefinin en önemli dayanaklarından biri olacaktır. Ve kuşkusuz kanunda öngörüldüğü üzere PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son vermesi ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim etmesi ön şarttır.
Bununla birlikte, kanunun kabulüyle ulaşılan merhale bir nihayet değil, hukuki ve idari bakımdan yapılması lazım gelen düzenlemeler için yeni bir safhanın başlangıcı olacak, bu kapsamda AİHM kararlarının uygulanması dahil tartışmalı konuların gözden geçirilmesi ve adaletin tesisine ilişkin çalışmaların etkinleştirilmesi gündeme gelebilecektir.
Bundan sonraki süreçte ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ tarafından hazırlanan ortak raporda vurgulanan diğer adımların da atılması, ihtiyaç duyulan yasal ve idari düzenlemelerin yapılması, uygulamaların etkili bir işbirliği ve eşgüdümle yürütülmesi kritik önemde olacaktır.
PKK’nın kurucu önderliği olarak yaptığı ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ ile birlikte PKK’nın fesih ve silah bırakma kararında önemli bir fonksiyon ifa eden Abdullah Öcalan’ın, önümüzdeki dönemde de sürece katkı vermeye devam etmesini mümkün kılacak şartların oluşturulması gerekmektedir.
Milletçe ortak hedefimiz; terörle birlikte şiddetin, terörizm ve bölücülüğün reddedildiği bir zihinsel dönüşüme zemin hazırlamak, tekrar yeşermeyeceği bir iklim oluşturmaktır. Siyaset alanının genişlediği bununla beraber siyasi rekabetin demokratik sınırlar içinde, milli ve manevi değerler istikametinde, ahlaki bir düzlemde yürüdüğü bir sistem inşa etmektir.
Türkiye, bu süreci baltalamaya yönelik her türlü kirli oyunu dikkatle değerlendirecek ve bunlara karşı gerekli önlemleri alacaktır. Egemenlik haklarını, milli güvenliğini, kamu düzenini, milletimizin huzur ve güvenliğini korumak için her daim hazırlıklı ve teyakkuz halinde olacaktır. Nereden gelirse gelsin bu yöndeki girişimleri engelleyecek güçte olan Türkiye, milli imkân ve kaynaklarını ‘Lider Ülke’ ve ‘Süper Güç’ olma hedefi doğrultusunda kullanacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi her zaman olduğu gibi milli birlik ve beka kararlılığında kadim devlet aklının, sağduyunun ve milli vicdanın sarsılmaz iradesi, gür sesi, son kalesidir.

Soru 2: Efendim, az önce MHP politiğinden ve kurumsallığından bahsettiniz. Müsaadenizle bu hususu tekrar açmak istiyorum. ‘Terörsüz Türkiye’, Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset, güvenlik ve Türkiye vizyonunda nereye oturmaktadır?
Terörsüz Türkiye, MHP Politiğinin ‘Türk ve Türkiye Yüzyılı’ çerçevesinde ilk ve en güçlü adımıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, kuruluşundan bugüne kadar Türk sosyolojisinin gerçekliğini politik tutarlılık ile besleyen stratejik bir akılla, Türkiye’ye ilişkin yol haritalarını ortaya koymaktadır. MHP, milli güvenlik, milli kalkınma gibi Türkiye’nin makro meselelerine siyaset üstü bir yaklaşım sergileyerek Türk siyasetinde ‘MHP Politiğini’ inşa etmiştir. ‘Benim aklım hep Türkiye’dir’ sözüyle ifade bulan MHP politiği; milli öncelik, ilkesel bütünlük, siyasi ahlak ve tutarlılık, başkalaşmadan yenilenme ve kurumsal istikrar anlayışıdır. Türk tarihinden çıkardığı dersler ve aldığı ilhamla siyasetin iç ve dış dinamiklerini doğru okuyarak, Türk milletinin her bir ferdinin huzur, güvenlik ve refah içerisinde yaşaması, Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada lider ve güçlü bir ülke olarak yükselmesi, başta ülkemiz olmak üzere bölgemizde ve dünyada istikrar ve barışın tesis edilmesi ülküsüdür. Bu doğrultuda MHP Politiği, Türk siyasetinin pusulası, milletimizin yol göstericisidir.
21. yüzyılda uluslararası sistemin öngörülemez, belirsiz ve kaotik yapısı, Türkiye’nin önüne tehditler kadar fırsat ve imkânlar da sunmaktadır. Önümüzde 2053’te Türkiye’yi ‘Lider Ülke’ ve ‘Süper Güç’ haline getirme hedefi bulunmaktadır. Bu hedeflere ulaşabilmek adına egemenliğimizi güçlendirmek, tehditleri bertaraf ederek imkân ve fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek için cesareti irade; iradeyi ise ferasetle muhkem kılmak durumundayız.
Milliyetçi Hareket Partisi her zaman olduğu gibi milli birlik ve beka kararlılığında kadim devlet aklının, sağduyunun ve milli vicdanın sarsılmaz iradesi, gür sesi, son kalesidir. Milliyetçi Hareket Partisi karanlık emellere sur, kararan kalplere nurdur.
Türk milleti, dünyanın en eski milletlerinden biridir ve Türkiye tarih sahnesine yeni çıkmış, tesadüflerle oluşmuş bir ülke de değildir. Dolayısıyla Türkiye’nin sahip olduğu politik ve stratejik müktesebat, 21. yüzyılı ‘Türk ve Türkiye Yüzyılı’ yapma kudretine ve tecrübesine haizdir. Yeter ki siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda patinaj yapmamıza yol açan, emperyalist güçlerin kirli operasyonlarına zemin hazırlayan terör belasından kalıcı ve en kısa yoldan kurtulmayı başaralım.
Bu yönüyle ‘Terörsüz Türkiye, tarihin Türk gözünün stratejik bakışı, coğrafyadaki Türk aklının politik izdüşümüdür.
Milliyetçi Hareket Partisi, milliyetçi siyasetin kurumsal adresini ve kuşatıcı dilini teşkil etmektedir. Bu yönüyle Türkiye’nin milli meselelerine siyasetin aktüel tartışmalarının üstünde bakabilen ve buna bağlı olarak pozisyon alabilen kurumsallığa sahiptir. Türk milletinin kutup yıldızı Milliyetçi/Ülkücü Harekettir. Bu husus, toplumun büyük bir kesimini MHP’nin sözüne, politik pozisyonuna ve hamlelerine kulak kabartmaya; siyasetin diğer paydaşlarını ise MHP’ye göre kendi tavır ve düşüncelerini yeniden gözden geçirmeye sevk etmektedir.
Bir diğer tabirle Türkiye’nin ekran başına kilitlendiği süreçlerde gözler ‘MHP ne yapacak’, kulaklar ‘MHP ne diyecek’ bekleyişi içerisinde olmaktadır. Bu durum, 367 krizinde, başörtüsü meselesinde ve 15 Temmuz hain kalkışmasında olduğu gibi MHP’nin tarihi çağrısıyla başlayan ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinde de belirginleşerek devam etmiştir. Nitekim MHP, ‘önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben’ düsturuyla sorumlu siyasetinin bir gereği olarak Türkiye’nin siyasi ve toplumsal sorunlarını çözmeye, geleceğin güçlü Türkiye’sini inşa etmeye odaklı bir partidir.