Teknolojinin sadece cihazlardan ibaret olmadığı, bireylerin duygu ve düşüncelerini derinden şekillendirdiği bir dönemden geçiyoruz. Türk Dil Kurumu'nun 2025 yılı kelimesi olarak belirlediği "dijital vicdan", ekran karşısında sergilediğimiz tutumları sorgulama becerisi olarak tanımlanıyor. Dijital ortamda etik ve sorumlu davranış bilincinin güçlendirilmesi, artık sadece bir nezaket kuralı değil, koruyucu bir ruh sağlığı ihtiyacı haline geldi.
Ekranın Arkasındaki "Gerçek" İnsan
Dijital vicdan; bir yorum yazmadan önce durabilmek, bir bilgiyi paylaşmadan önce doğruluğunu teyit etmek ve karşıdaki kişinin de duyguları olduğunu hatırlamaktır. Sanal dünyada kurulan iletişim, bireylerin özgüveni ve hayata bakışı üzerinde doğrudan iz bırakıyor. Empati kurulmadan yapılan her dijital hamle, toplumun genel psikolojisini olumsuz yönde etkiliyor.
Teknolojiyi Değil, Davranışı Sorgulamak
Dijital dünyanın "iyi" ya da "kötü" olması, tamamen kullanıcıların tutumlarıyla şekilleniyor. Uzmanlara göre dijital vicdan, teknolojiyi suçlamak yerine bireysel sorumluluk almayı gerektiriyor. Bir insanın yüzüne söyleyemeyeceğimiz cümleleri klavye aracılığıyla iletmek, siber dünyanın en büyük etik sorunlarından biri olarak görülüyor.

Daha Şefkatli Bir Dijital Kültür Mümkün mü?
Koruyucu ruh sağlığı yaklaşımı kapsamında, toplumun dijital okuryazarlık ve vicdan konusunda bilinçlenmesi büyük önem taşıyor. Daha şefkatli, etik ve bilinçli bir dijital kültürün inşa edilmesi için şu adımlar kritik:
Dur ve Düşün: Yazılan cümlenin karşı tarafta nasıl bir duygu oluşturacağını hayal edin.
Doğrula: Yanlış bilginin yayılmasına aracılık ederek toplumsal kaygıyı artırmayın.
Sınır Koy: Siber zorbalık içeren içeriklere sessiz kalmak yerine etik sınırları hatırlatın.
Günümüzde her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan bu kavram, dijital ortamlarda "bir ekran karşısında değil, bir insanın karşısındaymış gibi" davranabilme yetisini temsil ediyor.