Türkgün | Sağlık | Güzellik uğruna sağlıktan olmayın! Ortopedist uyardı: Yüksek topuklu ayakkabılarda kritik riskler

Güzellik uğruna sağlıktan olmayın! Ortopedist uyardı: Yüksek topuklu ayakkabılarda kritik riskler

Bazen aynaya baktığımızda gördüğümüz siluet uğruna, günün sonunda ayaklarımızın fısıldadığı ağrıyı duymazdan geliyoruz; oysa uzmanlar, yüksek topuğun bıraktığı izlerin sandığımızdan daha derin olabileceğini söylüyor. İşte detaylar...

Bazen aynaya baktığımızda gördüğümüz siluet uğruna, günün sonunda ayaklarımızın fısıldadığı ağrıyı duymazdan geliyoruz; oysa uzmanlar, yüksek topuğun bıraktığı izlerin sandığımızdan daha derin olabileceğini söylüyor. İşte detaylar...

MUHABİR: Süleyman İmdat

Yüksek topuklu ayakkabılar çoğu kadının dolabında “kurtarıcı” parça gibi duruyor: Bir anda daha uzun, daha iddialı, daha şık… Ama günün sonunda topuklar çıkar çıkmaz başlayan o sızı, bazen tesadüf değil. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Mutlu Güngör, yüksek topuğun yalnızca ayağı değil, vücudun duruş dengesini de etkilediğini belirterek “şık olayım derken sağlığı riske atmayın” uyarısında bulunuyor.

Birçok kişi için sorun, “biraz ağrıdı geçti” noktasında kalmıyor. Topuk yükseldikçe yükün ayağın ön kısmına binmesi artıyor; bu da tarak bölgesinde yanma, parmaklarda sıkışma hissi, ayak tabanında ağrı ve zamanla şekil bozukluklarına giden bir süreci tetikleyebiliyor. Üstelik yürüyüş değiştiğinde zincirleme etkiler başlıyor: Diz, kalça ve bel hattında da rahatsızlıklar görülebiliyor.

GÖRÜNÜŞ UĞRUNA RİSK: YÜK AYAKTA TOPLANIYOR

Topuklu ayakkabı giyildiğinde vücut ağırlığı “topukta” kalmıyor; tam tersine, ağırlığın önemli kısmı ayağın ön bölümüne kayıyor. Yani tarak kemiklerinin olduğu bölge daha fazla yük taşıyor. Bu yüklenme; özellikle uzun saatler ayakta kalanlarda, işe yürüyerek gidip gelenlerde ya da gün boyu aynı ayakkabıyla koşturanlarda daha hızlı hissediliyor.

Bir de dar kalıp ve sivri burun eklenince, parmaklar doğal yerinden itilip sıkışıyor. Zamanla başparmak çevresinde hassasiyet, kızarıklık, şişlik ve “kemik çıkıntısı” gibi şikayetler ortaya çıkabiliyor. Halk arasında “kemik çürümesi” denilen ifade kulağa çarpıcı gelse de, aslında çoğu durumda kastedilen şey kemik ve eklemlerde zorlanma, yıpranma ve deformasyon riskinin artması.

BİR ANLIK ŞIKLIK, BİR ANDA BURKULMA: EN ÇOK DÜŞÜŞLER KONUŞULUYOR

İnce topuklu ve çok yüksek modellerin en büyük problemi dengeyi zorlaması. Ayağın yere basma alanı küçüldükçe, bir kaldırım taşında ya da ıslak zeminde bile burkulma riski yükseliyor. Düşme-kalkma, bileği incitme, hatta bağ yaralanmalarına kadar giden kazalar “bir anda” yaşanıyor.

Üstelik her burkulma “tamamen geçti” sanılsa da, tekrarlayan burkulmalar ayak bileğinde gevşekliğe ve sürekli güvensiz basmaya neden olabiliyor. Bu da günlük yaşam kalitesini düşüren bir döngüye dönüşebiliyor.

AYAKTA BAŞLAYIP BELDE BİTEN AĞRI: DURUŞUN DİLİ DEĞİŞİYOR

Yüksek topuk, vücudun doğal duruşunu değiştiriyor. Gövde dengeyi korumaya çalışırken bel çukuru artabiliyor, dizler farklı açıyla yük taşıyabiliyor, baldır kasları gün boyu gergin kalabiliyor. Sonuç: Akşam eve gelince yalnız ayak değil, bel ve bacak da “şikayete” başlıyor.

Op. Dr. Mutlu Güngör’ün uyarısının özeti de tam burada: Ayakkabı seçimi sadece estetik değil, bütün vücudun taşıdığı yük ile ilgili.

HEM ŞIK HEM DAHA GÜVENLİ: KÜÇÜK DEĞİŞİKLİKLER BÜYÜK FARK YARATABİLİR

Topuklu ayakkabıyı tamamen hayatınızdan çıkarmak zorunda değilsiniz; ama kullanım tarzı önemli:

  • Çok yüksek ve ince topuk yerine, daha kısa ve daha kalın topuk tercih edin.
  • Dar ve sivri burun ayakkabıları uzun saatler giymemeye çalışın.
  • Aynı ayakkabıyı günlerce üst üste giymek yerine, ayağı dinlendirecek alternatifler ekleyin.

Ayağınızda şişlik, parmakta şekil değişimi, sürekli yanma-batma hissi varsa “geçer” diye ertelemeyin; ortopedi değerlendirmesi alın.

Yüksek topuklu ayakkabı, doğru seçilmediğinde ve uzun süre giyildiğinde ayağı zorlayıp duruş dengesini bozabileceği için uzmanlar, şıklık kadar sağlığın da hesaba katılmasını istiyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...