Fibromiyalji, halk arasında "hayalet ağrı hastalığı" olarak bilinen, vücudun çeşitli bölgelerinde kronik ağrılarla kendini gösteren ve genellikle uyku bozuklukları, yorgunluk ve depresyon gibi ek semptomlar barındıran bir hastalıktır. Algoloji (Ağrı) Uzmanı Prof. Dr. Emine Nur Tozan, fibromiyaljinin biyokimyasal bir testi olmadığı için, tanısının ancak deneyimli hekimlerin hastanın geçmişi ve belirtileri doğrultusunda konulabileceğini belirtti.
Prof. Dr. Tozan, fibromiyaljinin genellikle boyun, omuz, sırt, bel, bacak gibi bölgelerde yaygın ağrılarla kendini gösterdiğini ifade etti. Ayrıca, hastalığın sadece ağrı ile sınırlı kalmadığını, baş ağrısı, huzursuz bacak sendromu, depresyon, anksiyete gibi birçok farklı semptomu da beraberinde getirdiğini söyledi. Fibromiyalji, genellikle çocukluk, ergenlik ve gençlik dönemindeki fiziksel ya da psikolojik travmaların, sinir sistemi ve kas-iskelet sistemi üzerindeki olumsuz etkileriyle ortaya çıkar.
Fibromiyalji tanısının, diğer hastalıklarla karışmaması için dikkatli bir şekilde yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tozan, kan testleri ve görüntüleme yöntemlerinin tanıya yardımcı olabileceğini söyledi. Hastalığın en belirgin özelliklerinden biri, vücutta üç aydan uzun süren yaygın ağrı ve vücudun 18 hassas noktasına yapılan baskılara karşı aşırı hassasiyetin bulunmasıdır.
Fibromiyalji Kadınlarda 10 Kat Daha Fazla Görülüyor
Fibromiyalji, özellikle 20-40 yaş arasındaki kadınlarda, erkeklere oranla 10 kat daha fazla görülmektedir. Prof. Dr. Tozan, kadınların bu hastalığa daha yatkın olmasının, genetik ve hormonel faktörlerle de ilişkili olabileceğini belirtti. Ayrıca, obsesif-kompulsif kişilik özelliklerine sahip, mükemmeliyetçi ve titiz bireylerin bu hastalığa daha fazla eğilimli olduğunun altını çizdi.
Prof. Dr. Tozan, fibromiyalji tedavisinin multidisipliner bir yaklaşım gerektirdiğini söyledi. Tedavi sürecinde ilaç tedavisinin yanı sıra, egzersiz, sağlıklı beslenme ve stres yönetimi gibi doğal yöntemlere de başvurulması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, algoloji biliminin kullanıldığı girişimsel tedavi yöntemlerinin (enjeksiyon, radyofrekans) tedavi sürecinde önemli bir yer tuttuğunu belirtti.
Tedavi Sürecinde Sabır ve Hareketin Önemi
Fibromiyalji tedavisinin zorlu ve uzun bir süreç olduğunu ancak sabır ve doğru tedavi ile yönetilebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Tozan, hastaların çoğunlukla tedavi sürecinde pes ettiklerini ifade etti. Oysaki fibromiyalji tedavisinin temel taşlarından biri, hastaların hareket etmeye devam etmeleri gerektiğidir. Kasların oksijen alımı ve oksijeni kullanma fizyolojilerinin bozulduğu bu hastalıkta, hareket etmek ağrıları azaltmaya ve iyileşmeye yardımcı olacaktır.
Sonuç olarak, fibromiyalji tedavisinde kişiye özel bir planlama ile, bilimsel kurallar doğrultusunda ilerlemek, hastaların iyileşme sürecini hızlandırabilir. Ancak bu süreçte hastaların sabırlı olmaları ve tedaviye tam anlamıyla uymaları büyük önem taşır.