Birçok kişi için tartı uzun süredir aynı rakamı gösteriyorsa içi rahatlıyor. “Ne yesem kilo almıyorum” cümlesi çoğu zaman bir övünç gibi söyleniyor. Oysa işin aslı pek de öyle değil. Çünkü kilo almamak, her zaman vücudun yolunda gittiği anlamına gelmiyor. Hatta bazı durumlarda sorunlar tam da bu sessizliğin içinde büyüyor.
Tartı aynı kalıyor ama vücut değişiyor
Kilo sabit olsa bile vücudun iç dengesi bozulabiliyor. Kaslar zamanla azalırken, fark edilmeden yağ oranı artabiliyor. Tartı bunu söylemez. Aynı kilodasınızdır ama vücut eskisi gibi güçlü değildir. Özellikle hareketsiz bir yaşam ve düzensiz beslenme varsa bu değişim daha da hızlanır.
Dışarıdan zayıf, içeriden yorgun
Bazı insanlar zayıf görünür ama sürekli halsizdir. Sabahları dinlenmiş uyanamaz, gün içinde çabuk yorulur, odaklanmakta zorlanır. Saç dökülmesi, üşüme, ciltte solgunluk gibi şikayetler de sık görülür. Bunlar genelde “önemsiz” sanılır ama çoğu zaman vücudun verdiği ilk sinyallerdir.

Asıl tehlike görünmeyen yağlanma
Kilo almayan kişilerde özellikle karın çevresinde oluşan gizli yağlanma, fark edilmeden ilerleyebilir. Bu durum kalp-damar hastalıkları, kan şekeri dengesizlikleri ve ilerleyen yıllarda diyabet riskini artırır. Kişi zayıf olduğu için kendini risk grubunda görmez, kontrollerini erteler.
“Ben hep böyleyim” demek yetmiyor
Uzun süre kilo almamak bazen yeterince beslenememekle, bazen de tek yönlü beslenmeyle ilgilidir. Protein eksikliği yaşayan kişilerde kas dokusu zayıflar, bağışıklık sistemi düşer. Sık hastalanmak, geç toparlanmak ya da sürekli bir yorgunluk hali bunun sonucu olabilir.
Sağlık tartıdan ibaret değil
Gerçek sağlık yalnızca kiloyla ölçülmez. Bel çevresi, kas-yağ dengesi, kan değerleri ve günlük enerji hali çok daha belirleyicidir. Zayıf olmak her zaman sağlıklı olmak demek değildir. Bazen asıl risk, hiçbir şey olmuyormuş gibi görünen o sakin tabloda gizlidir.
Tartı uzun süredir aynıysa bu iyi bir haber de olabilir, sessiz bir uyarı da. Önemli olan vücudu dinlemek, sinyalleri görmezden gelmemek ve sağlığı sadece kilo üzerinden değerlendirmemek. Çünkü vücut çoğu zaman konuşur; mesele onu gerçekten duyabilmekte.