İyi huylu prostat büyümesinde, anestezi gerektirmeden ve hastane yatışı olmadan uygulanabilen anjiyo tedavisi, bilimsel bir çalışmayla etkinliği kanıtlanarak uluslararası tıp literatürüne girdi. Yöntem, özellikle cerrahi müdahale istemeyen veya anestezi riski taşıyan hastalar için umut vadediyor.
Amerikan Üroloji Derneği Yayınladı
İyi huylu prostat büyümesine karşı geliştirilen anjiyo tedavisi, Amerikan Üroloji Derneği’nin yayın organı olan The Journal of Urology dergisinde yayımlanarak uluslararası hakemli bilimsel makale haline getirildi. Böylece yöntemin güvenilirliği ve etkinliği, bilim dünyasında da kabul görmüş oldu.
Anjiyo Yöntemi ile Prostat Büyümesi Kontrol Altında
Türk Girişimsel Radyoloji Derneği Kongre Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Girişimsel Radyoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bora Peynircioğlu, yöntemin detaylarını paylaştı. Peynircioğlu, prostat büyümesinin genellikle sık idrara çıkma, idrar akışında azalma, gece sık uyanma gibi belirtilerle kendini gösterdiğini söyledi.
Bu yöntemin, prostat atardamarlarının kapatılmasıyla, büyümeye neden olan dokunun beslenmesinin engellendiğini ve böylece prostatın küçültüldüğünü ifade etti.
Cerrahiye Alternatif: Kalıcı Fayda Sağlıyor
Anjiyo tedavisinin, Avrupa ve Amerika üroloji derneklerinin tedavi kılavuzlarında yer aldığını belirten Prof. Dr. Peynircioğlu, bu yöntemin farklı cerrahi işlemlerle karşılaştırıldığı bilimsel çalışmada başarılı sonuçlar elde edildiğini söyledi.
Çalışmaya göre, cerrahi tedaviler idrar akışını iyileştirirken, anjiyo tedavisi mesanenin depolama kapasitesi üzerinde daha etkili sonuçlar sağladı. Ayrıca bu yöntem, ileride gerekebilecek cerrahi işlemlere de engel teşkil etmiyor.
Her Yaştaki Hastaya Uygulanabiliyor
Prof. Dr. Peynircioğlu, bu kapalı yöntemin, kol veya kasık atardamarından girilerek, yalnızca bir iğne deliği aracılığıyla yapıldığını ve her yaşta hastaya, her büyüklükteki prostat için uygulanabildiğini vurguladı.
Bu yöntemde hastaneye yatış gerekmez, mesaneye sonda takılmaz ve cerrahiye kıyasla işlem riskleri son derece düşüktür. İlaç tedavisinden fayda görmeyen, cerrahi istemeyen veya anestezi riski taşıyan hastalar için oldukça ideal bir seçenektir.