Gazlı ve şeker ilaveli içeceklerle ilgili yapılan yeni bir araştırma, mide kanseri açısından dikkat çeken sonuçlar ortaya koydu. "Nurses' Health Study" ve "Health Professionals Follow-Up Study" kapsamında takip edilen 112 bin 284 kişinin verilerinin değerlendirildiği araştırmada, günde en az bir porsiyon şekerli içecek tüketen kişilerde mide kanseri görülme riskinin 2,45 kat daha yüksek olduğu belirlendi.
Medicana Çamlıca Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Altıntaş, şekerli içecekleri günlük beslenmenin rutin bir parçası haline getirmemenin, midenin yanı sıra genel sağlık açısından da doğru bir yaklaşım olacağını belirtti.
Medicana Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, gazlı ve şeker ilaveli içeceklerle ilgili yapılan yeni bir araştırmada mide kanseri açısından dikkati çekici sonuçlar ortaya çıktı.
Gastro Hep Advances dergisinde yayımlanan araştırmada, "Nurses' Health Study" ve "Health Professionals Follow-Up Study" kapsamında takip edilen 112 bin 284 kişinin beslenme, yaşam tarzı ve sağlık verileri değerlendirildi.
Uzun yıllara yayılan takip sürecinde 278 kişide mide kanseri gelişti. Araştırmada gazlı içecekler, meyve aromalı içecekler, limonata ve sporcu içecekleri gibi şeker ilaveli içeceklerin tüketimi ile mide kanseri görülme sıklığı arasındaki ilişki incelendi.
Buna göre, günde en az bir porsiyon şekerli içecek tüketen kişilerde mide kanseri görülme riski, ayda bir porsiyondan daha az tüketenlere kıyasla 2,45 kat daha yüksek bulundu.
Araştırmada ayrıca yüksek fruktoz tüketiminin de mide kanseri görülme sıklığındaki artışla ilişkili olduğu belirlendi.

"Neden-sonuç ilişkisi kurmak mümkün olmaz"
Doç. Dr. Mehmet Altıntaş, çalışmanın önemli bir uyarı niteliğinde olduğunu ancak bulguların doğru yorumlanması gerektiğini belirtti.
Altıntaş, araştırmanın şekerli içecek tüketimi ile mide kanseri arasında bir ilişki ortaya koyduğunu, ancak şekerli içeceklerin doğrudan mide kanserine neden olduğunu göstermediğini vurguladı.
Araştırmanın gözlemsel olması nedeniyle neden-sonuç ilişkisi kurulamayacağını belirten Altıntaş, günlük ve düzenli şekerli içecek tüketiminin genel sağlık açısından olumsuz etkileri düşünüldüğünde bu tür içeceklerin tüketimini sınırlandırmanın sağlıklı bir yaklaşım olduğunu ifade etti.
Mide kanseri birçok faktöre bağlı
Altıntaş, mide kanserinin çok faktörlü bir hastalık olduğunu belirterek, Helicobacter pylori enfeksiyonu, sigara kullanımı, yüksek tuz tüketimi, tütsülenmiş ve işlenmiş gıdaların fazla tüketilmesi, fazla kilo ve bazı genetik faktörlerin mide kanseri riskini etkileyebildiğini aktardı.
Mide kanserinden korunmak için tek bir besine veya içeceğe odaklanmak yerine genel yaşam tarzının değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Altıntaş, zaman zaman şekerli içecek tüketmenin mide kanseri olunacağı anlamına gelmediğini vurguladı.
Altıntaş, söz konusu olanın uzun vadeli ve düzenli tüketim alışkanlıkları olduğunu belirterek araştırma sonuçlarının korku yaratacak şekilde değil, günlük beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmek için bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Açıklanamayan kilo kaybına dikkat
Mide kanserinin erken dönemlerinde herhangi bir belirti görülmeyebileceğine işaret eden Altıntaş, uzun süren veya giderek artan mide şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini aktardı.
Mide ağrısı, hazımsızlık, şişkinlik, iştahsızlık veya bulantı gibi şikayetlerin toplumda sık görüldüğünü ve çoğu zaman farklı nedenlerden kaynaklandığını belirten Altıntaş, bu yakınmaların uzun süre devam etmesi veya giderek şiddetlenmesi halinde hekim değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.
Altıntaş, bu şikayetlerin kilo kaybı, erken doyma, yutma güçlüğü, kusma veya kansızlık gibi belirtilerle birlikte görülmesi durumunda da mutlaka hekim değerlendirmesi yapılması gerektiğini söyledi.
Özellikle açıklanamayan kilo kaybının önemli bir uyarı işareti olabileceğini belirtti.

"Öncelikli tercih su olmalı"
Mide kanserinden korunmada sağlıklı beslenme ve yaşam tarzının önemli olduğunu vurgulayan Altıntaş, günlük sıvı ihtiyacını karşılamak için öncelikli tercihin su olması gerektiğinin altını çizdi.
Altıntaş, şekerli içeceklerin günlük beslenmenin rutin bir parçası haline getirilmemesinin yalnızca mide sağlığı açısından değil, genel sağlık açısından da doğru bir yaklaşım olduğunu belirtti.
Bunun yanında sigaradan uzak durmak, sağlıklı kiloyu korumak, dengeli ve çeşitli beslenmek, gerekli durumlarda Helicobacter pylori açısından değerlendirilmek ve devam eden mide şikayetlerini ihmal etmemek gerektiğini ifade etti.
Altıntaş, kanserden korunmada en doğru yaklaşımın tek bir alışkanlığa odaklanmak yerine bütünsel bir yaşam tarzı oluşturmak olduğunu vurguladı.