Türkgün | Siyaset | Burhanettin Duran: 'Türkiye’de vesayet dönemi bitmiştir'

Burhanettin Duran: 'Türkiye’de vesayet dönemi bitmiştir'

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Türkiye, darbelere ve darbecilere, milli iradenin vesayet altına alınmasına, demokrasinin ve millet iradesinin hedef alınmasına asla izin vermeyecektir” dedi. Duran, Türkiye’de vesayet döneminin bittiğini belirterek, “Türkiye kendi geleceğine kendi milli kararıyla, milli iradesiyle sahip çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Türkiye, darbelere ve darbecilere, milli iradenin vesayet altına alınmasına, demokrasinin ve millet iradesinin hedef alınmasına asla izin vermeyecektir” dedi. Duran, Türkiye’de vesayet döneminin bittiğini belirterek, “Türkiye kendi geleceğine kendi milli kararıyla, milli iradesiyle sahip çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.

KAYNAK: İHA

İletişim Başkanlığı tarafından İstanbul Bölge Müdürlüğü Konferans Salonu’ndaVesayet İnşalarına Karşı Milli İrade Mücadelesi Paneli düzenlendi. Programa Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ile çok sayıda davetli katıldı. Program kapsamında ayrıca “Cumhurbaşkanlığı Arşivinden Fotoğraflarla Demokrasiye Vurulan Darbe: 27 Mayıs kitabının lansmanı gerçekleştirildi.

Duran: Türkiye darbelere ve darbecilere izin vermeyecek

Panelin açılışında konuşan İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 17 Eylül’ün Türkiye tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından birine işaret ettiğini belirterek, merhum Başbakan Adnan Menderes’in şehit edildiği gün olduğunu söyledi.

Duran, 16 Eylül’ün ise Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın idam edilişinin 65’inci yıl dönümü olduğunu ifade etti.

Siyasetçilere darağacını reva gören zihniyetin Türk milletinin istikbalini hedef aldığını belirten Duran, Yassıada’nın yıllarca “Yaslı Ada” olarak adlandırıldığını söyledi.

Duran, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“17 Eylül, maalesef, tarihimizin en karanlık ve en utanç verici sayfalarından birini işaret etmektedir. Merhum Başbakan Adnan Menderes'in şehit edildiği gündür. 16 Eylül'de Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idam edilişinin 65'inci yıl dönümüdür. Siyasetçilere darağacını reva gören zihniyet, esasen Türk milletinin istikbalini hedef almış bir zihniyettir. Yargılamaların yapıldığı Yassıada, yıllarca 'Yaslı Ada' olarak adlandırılmıştır.”

Resim

Yassıada “Demokrasi ve Özgürlükler Adası”na dönüştürüldü

Yassıada’nın “Demokrasi ve Özgürlükler Adası”na dönüştürüldüğünü belirten Duran, geçmişte yaşananların unutulmaması gerektiğini söyledi.

Duran, şöyle devam etti:

“Bugün, her ne kadar kayıplarımızı geri getiremesek de 'Yaslı Adayı' 'Demokrasi ve Özgürlükler Adasına' dönüştürerek onların anısına olan hürmetimizi göstermiş durumdayız. Yaslı adadan o meşum hatırayı silip, müzeler, anıtlar ve sosyal alanlarla imar ettik. Bizlere düşen, geçmişte yaşananları unutmadan, unutturmadan, aynı acıların bir daha yaşanmaması için demokrasimize, milli iradeye kararlılıkla sahip çıkmaktır.”

Duran, 15 Temmuz’da Türkiye’nin darbelere ve darbecilere karşı tutumunu dünyaya gösterdiğini ifade ederek, milli iradenin vesayet altına alınmasına ve demokrasinin hedef alınmasına izin verilmeyeceğini söyledi.

“15 Temmuz'da tüm dünyaya gösterdiğimiz gibi, Türkiye, darbelere ve darbecilere, milli iradenin vesayet altına alınmasına, demokrasinin ve millet iradesinin hedef alınmasına asla izin vermeyecektir.”

Duran, vesayet girişimlerini sıraladı

1960’ın başlattığı darbe sürecinin son halkası olarak görülmesi gereken 15 Temmuz’un, Duran’ın ifadesiyle milletin güçlü iradesiyle durdurulduğunu belirtti.

Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen siyasi ve toplumsal mücadeleyle vesayet odaklarının ortadan kaldırıldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın göreve geldiği ilk günden itibaren statükonun dayatmalarına boyun eğmediğini belirten Duran, yaşanan krizlerin milletin desteğiyle aşıldığını ve vesayet zincirlerinin kırıldığını ifade etti.

Duran, konuşmasında 28 Şubat, 2007 e-muhtırası, 7 Şubat MİT krizi, 17-25 Aralık süreci ve Gezi olaylarına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Elbette vesayetçiler, Cumhurbaşkanımızın büyük yürüyüşünü durdurmak için çok sayıda hamle yaptılar. 28 Şubat karanlığını 'bin yıl' sürdürme gayretinde olanlar, 2007'de e-muhtıra ile siyasete, deyim yerindeyse, yeniden 'ayar vermeye' kalktılar. 7 Şubat MİT krizinde devleti ve devletin en kritik kurumlarını felç etmeye yeltendiler. 17-25 Aralık kumpaslarıyla yargı ve emniyet içindeki hücrelerini harekete geçirdiler. Gezi kalkışmasında, sokak terörüyle hükümeti devirmeyi denediler. Bu karanlık girişimlerden sonuç alamayanlar, uluslararası ekonomik saldırılarla ülkemize bedel ödetmeye, Türkiye'yi istedikleri hizaya sokmaya çalıştılar.”

Resim

“Türkiye’de vesayet dönemi bitmiştir”

Türkiye’de vesayet döneminin sona erdiğini belirten Duran, 15 Temmuz gecesinde FETÖ’nün girişimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Duran, Türkiye’nin milli iradesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğiyle bu girişimlerin tarihin karanlık sayfalarında kaldığını ifade etti.

“Nihayet, 15 Temmuz gecesi, dış mihrakların taşeronu olan FETÖ ihanet şebekesi eliyle devleti işgal etmeye, milleti kendi tankları ve uçaklarıyla katletmeye cüret ettiler. Başaramadılar, başaramayacaklar. Milletimizin iradesi ve Cumhurbaşkanımızın kararlı liderliği ile bütün bunların hepsi tarihin karanlık sayfaları arasına mahkum oldular.”

Duran, gösterilen fedakarlık ve güçlü liderlik sayesinde Türkiye’nin küresel vesayet projelerini boşa çıkaracak kapasite ortaya koyduğunu belirterek, dünyaya verilen mesajın açık olduğunu söyledi.

“Gösterilen fedakarlık ve güçlü liderlik sayesinde Türkiye, küresel vesayet projelerini boşa çıkaracak bir kapasiteyi ortaya koydu ve dünyaya da şu açık mesajı vermiştir. Türkiye'de vesayet dönemi bitmiştir ve Türkiye kendi geleceğine kendi milli kararıyla, milli iradesiyle sahip çıkmaktadır.”

Duran’dan “Daha adil bir dünya mümkündür” değerlendirmesi

Duran, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan öncülüğünde uluslararası sistemdeki adaletsizliklere dikkat çektiğini ve yapıcı bir eleştiri ortaya koyduğunu söyledi.

“Daha adil bir dünya mümkündür” iradesinin dünyadaki vesayetin de ortadan kalkmasını isteyen bir irade olduğunu belirten Duran, bunun uluslararası sistemin elitist ve dışlayıcı karakterine karşı bir çağrı olduğunu ifade etti.

Duran, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye, Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde uluslararası sistemin adaletsizliklerine dikkat çekerken yapıcı bir eleştiri ortaya koymaktadır, fakat bir yönüyle adaletsizliğe ve vesayete de karşı çıkmaktadır. 'Daha adil bir dünya mümkündür' iradesi dünyadaki vesayetinde ortadan kalkmasını isteyen bir iradedir. Uluslararası sistemin elitist ve dışlayıcı karakterine karşı bir çağrıdır. Yeni bir adil dünyanın inşa edilmesini savunmaktır.”

Türkiye’nin Orta Doğu’daki rolüne dikkat çekti

Türkiye’nin ulusal ve uluslararası vesayet odaklarına karşı verdiği mücadelenin Türk halkının milli iradesinin lehine olduğunu savunan Duran, 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasının ardından Türkiye’nin Orta Doğu ve komşu ülkelerdeki etkisinin istikrar ve yeniden inşayı sağlayacak şekilde arttığını söyledi.

Duran, Orta Doğu’da derinleşen insani krizlerde Türkiye’nin yürüttüğü diplomasiyle küresel vicdanın sesi olduğunu belirtti.

Gazze’de yaşananlara da değinen Duran, uluslararası kurumların sessizliğine rağmen dünya halklarının harekete geçmesinde Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemlerinin etkili olduğunu ifade etti.

Resim

Duran, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Elbette yüreğimizi en fazla yaralayan sorunlardan bir tanesi Gazze'de yaşandı ve yaşanıyor. Bu Gazze'de eşi benzeri görülmemiş soykırım ve katliamlar karşısında uluslararası kurumların sessizliğine inat, dünya halklarının zaman içerisinde harekete geçmesini sağlayan en gür seda yine Cumhurbaşkanımızdan, Türkiye'den çıkmıştır.”

Duran, zalimin karşısında, mazlumun yanında olmanın Türkiye’nin tarihinin ve medeniyetinin yüklediği bir sorumluluk olduğunu belirterek, bunun dile getirilebilmesi için vesayetlere karşı mücadelede başarılı olunması gerektiğini söyledi.

“Bunun anlamı çok nettir: Zalimin karşısında, mazlumun yanında olmak bize elbette tarihimizin ve medeniyetimizin yüklediği bir sorumluluktur. Ancak bunu seslendirebilmek için vesayetlere karşı mücadelede başarılı olmuş olmak gerekirdi.”

27 Mayıs kitabında yeni fotoğraf ve arşiv belgeleri yer alıyor

Konuşmasının sonunda “Cumhurbaşkanlığı Arşivinden Fotoğraflarla Demokrasiye Vurulan Darbe: 27 Mayıs” kitabının önemine değinen Duran, İletişim Başkanlığının Türkiye’nin mücadelesinin dünyaya duyurulması konusunda önemli sorumluluk üstlendiğini söyledi.

Duran, kitap ve serginin görsel hafızaya katkı sunduğunu belirterek, toplumsal hafızada 16-17 Eylül’ün unutulmaması gerektiğini ifade etti.

Duran, konuşmasının sonunda şunları söyledi:

“İletişim Başkanlığı olarak biz de üzerimize düşen önemli sorumluluklardan birisinin Türkiye'nin bu haklı mücadelesinin dünyaya duyurulması olduğunu, anlatılması olduğunu düşünüyoruz. Bunun için de çok sayıda çalışmaya imza atıyoruz. Bunlardan bir tanesiyle de bugün karşınızdayız. Bugün lansmanını yaptığımız 'Cumhurbaşkanlığı Arşivinden Fotoğraflarla Demokrasiye Vurulan Darbe: 27 Mayıs' kitabımızı ve sergimizi de görsel hafızamıza önemli bir katkı olarak değerlendiriyorum.”

Duran, kitabın ve serginin geçmişin hatırlanmasına katkı sunacağını belirterek şöyle devam etti:

“Bu kitabımızla ve aşağıdaki mütevazi sergimizle aslında sizlere tekraren bugünleri hatırlatmak ve toplumumuzun kolektif hafızasında bazı şeylerin unutulmaması gerektiğini yeniden hatırlatmaktır. Bu kitapta gün yüzüne çıkan yeni fotoğraflar ve arşiv belgeleri bulacaksınız. Bunları kamuoyumuzun dikkatine sunuyoruz ve toplumsal hafızamızda ibretlik bir hikaye olarak yer 16-17 Eylül'ü hatırlamamız gerektiğini sizlerin gündemine getiriyoruz.”

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...