CHP'li bazı belediyelerde yapılan yolsuzsuzlukların yanı sıra özel ilişkilerde belediye bütçesiyle yapılan gayri ahlaki ilişkiler parti içinde tartışmalara neden oldu. Bir grup partili şartsız desteğini sürdürürken, CHP geleneklerine bağlı diğer kesim Özgür Özel'e uyarılarını sürdürüyor.
90’ların sonunda CHP Gençlik Kolları yönetiminde bulunan bir grup partili, mevcut yönetimi uyaran bir deklarasyon yayınladı.
Yayınladıkları açıklamada kendilerini “Biz 90’lı yılların gençleri, adımızı bilmeseniz de sokakların ayazında büyüyen, mücadelenin örsünde dövülen, bedelini kanla, canla, zindanla ödeyerek siyaset yapan bu memleketin öz evlatları, bu davanın sıra neferleriyiz” ifadesiyle açıklayan partililer, “Bugün kırklı-ellili yaşlarımızda, bu harami düzenin üzerinden silindir gibi geçtiği ama tek bir gün bile safından, ideolojisinden, devrimci ahlakından zerre taviz vermemiş o sarsılmaz iradenin parçalarıyız” ifadesini kullandı.
Açıklamanın her satırında sert ifadelerle CHP yöneticileri eleştirildi, “Şimdi düzenin imkanlarıyla halkı ‘solcuyuz’ diye aldatan bu alçaklara açık ve net ihtar ediyoruz” uyarısı yapıldı.
"koltuk uğruna değerlerini açık artırmaya çıkaranlar"
İşte o açıklama:
Sizin o dersiniz boş geçtiği için haberiniz olmayabilir ama bizim kitabımızda, solcu yetimin hakkına el uzatmayandır, solcu halkına yalan söylemeyendir, solculuk ahlaktır, namustur, devrimci edeptir yazar. Yalanı diline dolayanlar, çıkarı için kapı kulluğu yapanlar, koltuk uğruna değerlerini açık artırmaya çıkaranlar, solculuk maskesiyle her rezilliğin içinde olup siyasi patronlarına konfor alanı sağlayan düşkünler, abileri için zavallı birer kullanışlı aparattır. Hepsini tanıyoruz.
"çarpık ve karanlık ilişkilerinizin ne ortağı ne de sessiz seyircisiyiz"
Şimdi düzenin imkanlarıyla halkı ‘solcuyuz’ diye aldatan bu alçaklara açık ve net ihtar ediyoruz. Biz yıllarca bu mücadeleyi; siz sırça köşklerinizde şatafat içinde yaşayın diye, makam ve mevki sahibi olup halka tepeden bakın diye, zevk-i sefa sürerken kirli ittifaklarınızda rahat edin diye canımızla omuzlamadık. Siyasi mücadelemiz ; sizin kişisel ikbal sahanız, kum torbanız değildir. Bu kavga, bu onurlu yürüyüş; çarpık düzene, saraylara karşı halkın onuru için verildi. Hiç tereddüt etmeden, hiç geriye bakmadan, sonuçlarını hesap etmeden, “bu işin bize faydası ne” demeden bu kavganın faşizme karşı hürriyet kavgası olmasını yeterli bularak en önde yerimizi aldık. Haddinizi bilin! Bu siyasetin gerçek sahipleri, omuzlarında direnişin yükünü taşıyanlar, size hakkını helal etmeyecek. Biz sizin o çürümüş, gayri ahlaki düzeninizin, çarpık ve karanlık ilişkilerinizin ne ortağı ne de sessiz seyircisiyiz. Sizin derdiniz halkın iktidarı değil, kendi küçük, sefil iktidar hesaplarınızdır. Ama şunu o küçük dünyanıza kazıyın; Bu mücadele sizin oyuncağınız değil. Bu miras herkesten önce bedel ödeyen halkındır.
"banka hesaplarınız pek çok sıfırlı olabilir ama biz doğru yerdeyiz"
Bu anlattıklarımız size askerlik hatırası gibi gelebilir. Ama biz bu dünyada servet yapıp gelip geçmeye değil bir lider gibi düşünüp bir nefer gibi mücadele etmeye, bir iz bırakmaya geldiğimize inandık. Sizin değerlerinizin maddi karşılığı var. Bizi ise hala susturabilecek, düzene entegre edebilecek, ona buna itaat ettirebilecek bir maddi değer yok, hiç de olmadı. Siz, sabahları gazetelerde ilk iş altın-döviz kurlarına bakarsınız, biz ilk iş Latin Amerika’da, Afrika’da, Orta Doğu’da emperyalizme karşı direniş hareketleri ne durumda, ona bakarız. Belki geçici olarak sesiniz daha çok çıkıyor olabilir, banka hesaplarınız pek çok sıfırlı olabilir ama biz doğru yerdeyiz. Bilincimizi de, öfkemizi de koruyor ve günümüzü bekliyoruz. Bizi taklit etmeye uğraşıyorsunuz ama ne kadar uğraşsanız da ağzınızda eğreti duruyor Nâzım Hikmet, Adnan Yücel, Enver Gökçe, Ahmed Arif. Siz döviz hareketlerini konuşun, inanmadığınız bir kavganın ozanlarını rahat bırakın.