Türkgün | Siyaset | MHP Lideri Bahçeli'den Trump'a sert tepki: 'İran mutabakata rağmen saldırıya uğradı'

MHP Lideri Bahçeli'den Trump'a sert tepki: 'İran mutabakata rağmen saldırıya uğradı'

MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda, ABD Başkanı Trump'a sert tepki göstererek, "İran mutabakata rağmen saldırıya uğradı. ABD Başkanı’nın “mutabakat benim için bitti” açıklaması sorunludur. Mutabakat bir şahsın değil, devletlerin taahhüdüdür" dedi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda, ABD Başkanı Trump'a sert tepki göstererek, "İran mutabakata rağmen saldırıya uğradı. ABD Başkanı’nın “mutabakat benim için bitti” açıklaması sorunludur. Mutabakat bir şahsın değil, devletlerin taahhüdüdür" dedi.

KAYNAK: TÜRKGÜN

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Lideri Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda "NATO Ankara Zirvesi müzakereleri devam ederken, dünyanın dikkati bir anda Ankara ile Hürmüz Boğazı arasında bölünmüştür.
Zirve devam ederken Trump mutabakat sürecinin kendisi için bittiğini ifade etmiştir. Bu gelişme yalnızca Vaşington – Tahran hattında yoğunlaşan gerilim ile nükleer program başlığı altında sarmala dönen ihtilafın ifadesi değildir" dedi.

"İran, mutabakatın tarafıyken saldırıya uğramıştır" diyerek ABD Başkanı Trump'a sert tepki gösteren MHP Lideri Bahçeli:

"Daha iki hafta önce bu kürsüden mutabakat sözlerine ilişkin duyduğumuz memnuniyeti ve fakat temkinli yaklaştığımızı söylemiş, verilen sözün nihayete ulaşmasının önemini ifade etmiştik. Devletler arasında tesis edilen mutabakatın itibar ve bağlayıcılığına vurgu yapmıştık.

Diplomasinin barışa susamış insanlığın ağzına bir parmak bal çalmak için kullanılan geçici bir aldatmaca mı, yoksa savaşın yolunu kapatacak samimi ve kalıcı bir çözüm iradesi mi diye sormuştuk.

Henüz kısa bir süre önce bölgeye umut veren, çatışmanın ateşini kesen ve nihai anlaşmaya ulaşılması için bir takvim ortaya koyan mutabakatın, daha bir ay geçmeden etkisizleştirilmesi, ardından İran topraklarının yeniden bombalanması, barış ihtimaline duyulan güveni sarsmıştır.

Burada hadiselerin sırasını tersine çevirmemek lazımdır.
İran, mutabakatın tarafıyken saldırıya uğramıştır."

'Ansızın bombaladılar'

"İran şehirleri bombalanmış, İran vatandaşları hayatlarını kaybetmiş, ülkenin egemenlik sahası askeri müdahalenin hedefi olmuştur.
Bu gerçek görmezden gelinerek Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazını kapatma yönünde daha sonra aldığı kararları, öncesinde hiçbir gelişme yaşanmamış gibi müstakil bir saldırganlık başlığı altında değerlendirmek doğru, hakkaniyetli ve vicdanlı bir yaklaşım olmayacaktır.
Sebebi sonuç, sonucu sebep gibi göstermek; hakikati baş aşağı çevirmekten başka bir anlama gelmeyecektir.
İran’ın ülkesine yönelen saldırılar karşısında güvenliğini koruma, egemenlik haklarını müdafaa etme ve milletinin can emniyetini sağlama hakkı vardır.
Hiçbir devlet, imza attığı mutabakatın kendisini koruyacağına inanırken ansızın bombalanmayı sineye çekmek mecburiyetinde değildir.
Hiçbir millet, topraklarına düşen bombaları sükûnet telkinleriyle karşılamak zorunda değildir.
İran’dan itidal bekleyenlerin, öncelikle İran’ı hedef alan askeri müdahalenin hangi meşru gerekçeyle bağdaştığını izah etmeleri gerekmektedir."

'Mutabakat bir şahsın değil, devletlerin taahhüdüdür'

"ABD’nin İran’ın nükleer programı, bölgedeki askeri faaliyetleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemilerin emniyetiyle ilgili kaygılarının olması da elbette tabiidir.
Bu kaygıların müzakere masasında ele alınması, denetlenebilir hükümlere bağlanması ve karşılıklı güvencelerle giderilmesi mümkündür.

Nitekim varılan mutabakatın maksadı da budur.
Ancak güvenlik kaygısı, bölgemizde daha büyük bir kriz ve kaos meydana getirmenin gerekçesi yapılamaz.
Devletler arası münasebetler, bir gün geçerli sayılıp ertesi gün keyfe keder gerekçelerle hükümsüz ilan edilen şahsi tasarruflarla değil; ahde vefa ilkesiyle yürütülür.

ABD Başkanı’nın “mutabakat benim için bitti” açıklaması bu nedenle sorunludur.
Mutabakat bir şahsın değil, devletlerin taahhüdüdür.
İran’la bugün varılan mutabakatın yarın kolaylıkla terk edilmesi, yalnız Tahran’ın değil, gelecekte Vaşington’la masaya oturacak bütün başkentlerin zihninde aynı soruyu doğuracaktır:

Buhran kazanı ne zaman yeniden kaynamaya başlayacaktır?
Kargaşanın fitili hangi bahaneyle tekrar ateşlenecektir?
Müzakere masasının altına döşenen saatli bomba ne zaman infilak edecektir?
Barış ümidi hangi hesap uğruna bir kez daha kursaklarda bırakılacaktır?
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Üstelik söz konusu açıklamanın NATO Zirvesi sırasında yapılması da başlı başına düşündürücüdür."

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...