MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu, 2027 yılı bütçesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekonomi politikalarının merkezine insanı koyan, eşitlik, ahlak ve adalet ilkelerini gözeten bir anlayışla toplumsal refahın artırılmasını, nimetin ve külfetin hakkaniyet ölçülerinde bölüşülmesini ve küresel rekabet gücüne sahip bir üretim ekonomisinin tesis edilmesini öngördüklerini ifade eden Aksu, ekonomik kalkınma ile ahlak arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu söyledi.
Türkiye'nin ekonomik ve siyasi yükselişini uluslararası sistemde belirleyici bir aktör olma hedefiyle ilişkilendirdiklerini belirten Aksu, kalkınmayı dış politika, jeopolitik konum ve medeniyet perspektifiyle bütünleşen stratejik bir vizyon olarak ele aldıklarını kaydetti.
KÜRESEL GELİŞMELER EKONOMİYİ OLUMSUZ ETKİLEDİ
Jeopolitik risklerin arttığı ve teknolojik rekabetin belirleyici hale geldiği küresel ortamda ülkelerin değişen koşullara karşı gösterdiği esnekliğin ön plana çıktığını dile getiren Aksu, Rusya-Ukrayna savaşının yanı sıra ABD ve İsrail ile İran arasında başlayan ve bölgeye yayılan savaş kaynaklı risklerin küresel ekonomiyi olumsuz etkilediğini ifade etti.
Belirsizliğin tedarik zincirlerine ilişkin riskleri derinleştirirken küresel ticareti de sınırladığını belirten Aksu, artan enerji maliyetleriyle küresel enflasyonda 2025 yılında yaşanan düşüş eğiliminin kesintiye uğradığını söyledi. Tüm bu gelişmelerin ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı ülkelerin öncelikleri arasına aldığını kaydeden Aksu, Türkiye'nin zamanında aldığı tedbirlerle istikrarlı büyümesini koruyan, istihdam yaratan ve vatandaşlarını enflasyona ezdirmeme yönünde hareket eden bir ülke olduğunu belirtti.
Dünya ekonomisinin 2020-2025 döneminde birikimli olarak yüzde 19,3 oranında büyüdüğünü, Türkiye ekonomisinin ise aynı dönemde yüzde 35,3 oranında büyüme kaydettiğini aktaran Aksu, 2026'nın ikinci çeyreğindeki yüzde 2,3'lük büyümeyle 24 çeyrektir kesintisiz büyüme başarısının sürdürüldüğünü ifade etti.
Olumsuz iklim koşullarının etkisiyle 2025 yılında daralan tarım sektörünün 2026 yılı ikinci çeyreğinde yüzde 10 oranında güçlü bir toparlanma kaydettiğini belirten Aksu, sanayi sektörünün de ilk çeyrekteki sınırlı daralmanın ardından ikinci çeyrekte yüzde 2,4 oranında artış gösterdiğini söyledi.
MİLLİ GELİRİN 1,8 TRİLYON DOLARI AŞMASI BEKLENİYOR
Türkiye'nin yakaladığı ivmeyle dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olma hedefine ulaşmak için gayret gösterdiğini kaydeden Aksu, 2026 yılı sonunda milli gelirin 1,8 trilyon doların üzerine çıkmasının, kişi başına gelirin de 20 bin dolara ulaşmasının beklendiğini ifade etti. Aksu, bu gelişmenin yüksek gelir grubu ülkeler arasında yer almak için belirlenen eşiğin aşılmasını sağlayacağını belirtti.
Ekonominin istikrarlı ve nitelikli büyümesiyle birlikte istihdamın da desteklendiğini dile getiren Aksu, 2026 yılı eylül ayında istihdamın 32 milyon 445 bin kişi olduğunu, işsizliğin ise yüzde 8,4 ile 41 aydır tek haneli seviyelerdeki seyrini sürdürdüğünü aktardı.
Küresel ticaretteki korumacı eğilimlere ve jeopolitik risklere rağmen ekim ayında ihracatın yüzde 8,1 oranında arttığını belirten Aksu, yıllıklandırılmış ihracatın 285,6 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını söyledi.
Ekim ayında yıllıklandırılmış ithalatın 380,8 milyar dolar olduğunu kaydeden Aksu, dış ticaret açığının da 95,1 milyar dolar olarak gerçekleştiğini ifade etti.
Ağustosta yıllıklandırılmış cari açığın 42,1 milyar dolar olduğunu belirten Aksu, 2026 yılı sonunda cari işlemler açığının 47,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesinin ve GSYH'ye oranının yüzde 2,6 olmasının öngörüldüğünü kaydetti.
DÜŞÜK BORÇLULUK EKONOMİNİN DİRENCİNİ ARTIRIYOR
Düşük borçluluğun Türkiye ekonomisinin direncini artıran önemli bir unsur olmaya devam ettiğini belirten Aksu, Hazine ve Maliye Bakanlığı toplam borçluluk verilerine göre 2026 yılının ikinci çeyreğinde milli gelire oranla borçluluğun genel yönetimde yüzde 25, finansal kuruluşlarda yüzde 17, diğer kuruluşlarda yüzde 52, hanehalkında ise yüzde 11 olduğunu ifade etti.
Bu oranların dünya ortalaması ve gelişmekte olan ülkeler ortalamasının oldukça altında bulunduğunu dile getiren Aksu, aynı dönemde AB tanımlı kamu borcunun milli gelire oranının da yüzde 22,3'lük tarihi düşük seviyesiyle ekonomiye önemli bir esneklik sağladığını söyledi.
Borçlanmanın yapısında da iyileşmenin sürdüğünü kaydeden Aksu, 2025 yılında yüzde 46,9 olan TL cinsi borcun toplam borç içindeki payının eylülde yüzde 49,27 seviyesine yükseldiğini belirtti.
Yurt içi finansal piyasaların dayanıklı ve dengeli görünümünü koruduğunu ifade eden Aksu, bankacılık sektörü göstergelerinden kredilerin takibe dönüşüm oranının eylül ayı itibarıyla yüzde 3,05 ile yönetilebilir seviyelerde seyrettiğini aktardı.
Sektörün sermaye yeterlilik oranının ise eylül itibarıyla yüzde 16,7 olduğunu belirten Aksu, bu durumun sistemin olası şoklara karşı dayanıklı olduğunu gösterdiğini kaydetti.
Küresel ekonomik görünümdeki belirsizliklere ve jeopolitik gelişmelerin oluşturduğu risklere rağmen Merkez Bankası rezervlerinin son dönemde azalma olsa da güçlü seyrini sürdürdüğünü dile getiren Aksu, rezervlerin 23 Ekim 2026 itibarıyla 162,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşerek dış şoklara karşı dayanıklılığı desteklediğini söyledi.
Ekim ayının son haftasında sınırlı bir yükseliş eğilimi gösteren Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS), 3 Kasım itibarıyla 260 baz puanın altına gerilediğini belirten Aksu, Türkiye'nin risk göstergesindeki son dönemde yaşanan düşüşün devam edeceğini ortaya koyduğunu ifade etti.
ENFLASYONDA YENİDEN TEK HANELİ HEDEFİ
Orta Doğu'daki savaşın devam etmesinden kaynaklanan gelişmelerin başta enerji olmak üzere küresel emtia fiyatları ve tedarik zincirleri üzerinden dezenflasyon sürecinde ilave baskı oluşturduğunu belirten Aksu, bu gelişmeler çerçevesinde ekim ayında yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 29,7 olarak gerçekleştiğini söyledi.
2026 yıl sonunda yüzde 28,4 olarak tahmin edilen tüketici fiyatları enflasyonunun 2027 yıl sonu itibarıyla yüzde 21'e gerilemesinin hedeflendiğini kaydeden Aksu, enflasyonu yeniden tek haneli seviyelere düşürme hedefi doğrultusunda sağlanacak kazanımların vatandaşların alım gücüne ve yaşam standartlarına kalıcı biçimde yansıyacağına inandıklarını belirtti.
Gıda enflasyonunun tüketici enflasyonu içindeki payına dikkat çeken Aksu, tarımda planlı üretim ve bölgesel üretim merkezleri inşa eden, üretimden tüketime güvenli, istikrarlı ve erişilebilir gıdayı temin edecek sağlıklı bir mekanizmanın oluşturulmasının ertelenemez bir gereklilik olduğunu ifade etti.
Planlı ve sözleşmeli üretimde koruma ve kullanma politikalarıyla süreklilik sağlanırken maliyet dışı unsurlara bağlı fiyat artışları ile kayıp, kaçak ve firelerin önlenerek gıdada istikrarlı ve erişilebilir fiyat dengesinin temin edilebileceğini söyledi.
Sosyal konut ve kiralık sosyal konut uygulamalarının yaygınlaştırılmasının, konut fiyat ve kira artışlarının enflasyon üzerindeki olumsuz etkilerini azaltacağını belirten Aksu, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının, yolsuzluk, israf ve usulsüzlüklerin önüne geçilmesinin milletin güvenini artırırken Türkiye ekonomisini daha dirençli hale getireceğini kaydetti.
VERGİ VE KAMU İHALE SİSTEMİNDE REFORM ÇAĞRISI
Türkiye ekonomisinin büyüyen, istihdam yaratan, ihracatını artıran ve sürdürülebilir cari açığa sahip en az borçlu ülkelerden biri olduğunu ifade eden Aksu, olumlu seyrin sürdürülebilmesi ve kalkınma hedeflerine ulaşılmasının, On İkinci Kalkınma Planı'nda da vurgulandığı gibi makroekonomik dengeleri gözeten politikaların yapısal tedbirlerle desteklenmesine bağlı olduğunu söyledi.
Türkiye ekonomisindeki sorunların çoğunun yüzeysel değil, yapısal olduğunu belirten Aksu, atılan önemli adımlarla birlikte ekonominin kırılganlıklarını giderecek ve dış şoklara karşı dirençli hale getirecek yeni atılımların kararlılıkla gerçekleştirilmesini arzu ettiklerini dile getirdi.
Bu adımların başında adaletli ve etkin bir vergi sisteminin tesis edilmesi ile kamu ihale sisteminin suiistimalleri önleyen hukuki ve ahlaki çerçevede reforme edilmesinin geldiğini kaydeden Aksu, kamu finansmanıyla ilgili önceliklerin yanı sıra verginin üretim ve istihdam üzerindeki etkileriyle sosyal yönünün birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Vergilendirilmeyen kazanç alanlarının sistem içine alınması, kayıp ve kaçağın önüne geçilerek kayıt dışılığın önlenmesi gerektiğini belirten Aksu, bu alanda yapılan çalışmalarda alınan mesafeyi ve özellikle kayıt dışılıkla mücadeleye yönelik kararlılığı önemli ve değerli bulduklarını ifade etti.
Finansal sisteme ve bu sistemi sevk ve idare eden, denetleyen kurumsal yapıya yönelik itibarın piyasaların ve ekonominin güven ve istikrarını yakından etkilediğini dile getiren Aksu, sermaye piyasalarında ortaya çıkan manipülasyon, dolandırıcılık, yolsuzluk ve usulsüzlüklerin üzerine kararlılıkla gidilerek sorumluların hesap vermesinin, mağduriyetlerin ise giderilmesinin temin edilmesi gerektiğini söyledi.
Piyasa güveninin güçlendirilmesinin yanı sıra bu tür istismarların tekrar yaşanmaması için her türlü idari ve yasal düzenlemelerin yapılması, gözetim ve denetim fonksiyonunun etkinleştirilmesi gerektiğini kaydetti.
BELEDİYELERDEKİ YOLSUZLUKLARIN BOYUTU AÇIKLANMALI
Ekonomik ve mali politikalarla birlikte yolsuzluk ve ahlaksızlıkları önleyecek yapısal tedbirlerin de mutlaka alınması gerektiğini vurgulayan Aksu, Türkiye'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile başlayarak birçok belediyeye uzanan ahlaksızlık, yolsuzluk ve usulsüzlükler ile fon kriziyle devam eden vurgun, dolandırıcılık ve manipülasyonlar karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmaması gerektiğini ifade etti.
Adli, idari ve siyasi tedbirlerle belediyelerde ve kamuda arınma sağlanması, ekonomik istikrar ve güvenin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Aksu, bu yönde kamuoyunu doğru bilgilendirici, etkili bir iletişim stratejisinin uygulanmasını istedi.
Aksu, "Fon vurguncuları ve verdikleri zararla birlikte belediyelerdeki yolsuzlukların, kamu zararının ve sağlanan rantın boyutu da mutlaka kamuoyuna açıklanmalıdır." dedi.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE VURGUSU
Küresel risk ve tehditlere karşı etkin mücadele ve kalkınma hedeflerine ulaşmanın, ülkenin milli kaynak, imkan ve kabiliyetlerinin topyekûn harekete geçirilebilme kapasitesiyle doğru orantılı olacağını belirten Aksu, Terörsüz Türkiye girişimiyle sağlanan huzur, güçlenen demokrasi ve öngörülebilirliğin ekonomik istikrarın da teminatı olduğunu söyledi.
Geniş bir toplumsal mutabakatın bulunduğu Terörsüz Türkiye hedefinin gerçekleşmesiyle ülkenin kalıcı huzur, barış ve güvenle daha müreffeh hale geleceğini kaydeden Aksu, Cumhur İttifakı'nın Türkiye'yi yükseltmeye yönelik gayretlerini azim ve inançla sürdüreceğini, Türkiye'nin gücüne güç katacağını ifade etti.
ESNAF VE ÇİFTÇİ İÇİN DESTEK TALEPLERİ
Öncelikli olarak dar gelirli vatandaşların taleplerinin değerlendirilmesi ve haklı beklentilerinin karşılanması gerektiğini dile getiren Aksu, esnafın vergi ve SGK borçlarını ödeyebilmesi için kolaylık sağlanmasını istedi.
Bu kapsamda gecikme faizlerinin düşürülerek uzun vadeli taksitlendirme imkanını mümkün kılan bir yapılandırmayla esnafın rahatlatılması gerektiğini belirten Aksu, esnafın rekabet gücünü koruyacak desteklerle birlikte çiftçinin üretim maliyetlerini düşürücü, ürününün değerini koruyucu ve refahını artırıcı üretim ve fiyat politikalarının uygulanması gerektiğini kaydetti.
Seçici teşvik ve destek sisteminin yanı sıra reel sektörün finansmana erişiminin daha kolaylaştırılması ve üretimi sürdürmede karşılaşılan zorlukların giderilmesi gerektiğini ifade eden Aksu, bütçeden reel sektör desteği için ayrılan payın KOBİ'lerin etkin olarak istifade edebileceği şekilde uygulanmasını istedi.
Bağ-Kur ve SGK prim gün farkının giderilmesi gerektiğini belirten Aksu, emeklilerin aylıklarının enflasyona ilave refah payı da içerecek şekilde artırılmasını talep etti.
Maaş artışlarının emeklilerin geçim şartlarına uygun olarak belirlenecek ayrı bir endekse göre hesaplanması gerektiğini dile getiren Aksu, 1'inci derece memurlar için taahhüt edilen 3600 ek gösterge beklentisinin de karşılanmasını istedi.
AİLELERE DOĞRUDAN GELİR DESTEĞİ PROJESİ
Kıt kaynakların stratejik ve öncelikli hedeflere kanalize edilirken geçim şartlarının iyileştirileceği programlara yönlendirilmesi gerektiğini belirten Aksu, vatandaşların geçimini zorlayan beslenme, barınma, giyinme ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlarının ailelere yük olmaktan çıkarılacağı bir mekanizmanın inşasını gerekli gördüklerini ifade etti.
Bu çerçevede hazırladıkları "Asgari Refah Seviyesinin Endeks Üzerinden Hesaplanması ve Ailelere Gelir Desteği Projesi" hakkında bilgi veren Aksu, belirlenecek asgari refah seviyesinin altında gelir elde eden her aileye aradaki fark kadar doğrudan gelir desteği verilmesini öngördüklerini söyledi.
Aynı zamanda bu amaçla gelirleri de olan bir kurumsal yapının inşasını hedeflediklerini kaydetti.
Yine hazırladıkları "İstikrar, ahlak ve refah temelli kalkınma vizyon belgesiyle" katılımcı ve kapsayıcı topyekûn bir kalkınma anlayışını benimsediklerini belirten Aksu, kalkınmanın iktisadi boyutunun yanında manevi ve ahlaki, beşeri, hukuki, idari, sektörel ve jeopolitik boyutlarıyla sürdürülebilirliği esas alan bütüncül bir yaklaşımla Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında ülkeyi kalkındırmayı ve en büyük 10 ekonomi arasında yer almayı öngördüklerini ifade etti.
KAMUDA LİYAKAT KURULU KURULMASI ÖNERİSİ
Demografik fırsat penceresinin daraldığına dikkat çeken Aksu, önümüzdeki dönemde doğru tasarlanmış bir insan sermayesi dönüşümünün sürdürülebilir kalkınma stratejisinin merkezinde yer alması ve Türkiye'nin kalkınma sürecinde en güçlü sıçrama alanını oluşturması gerektiğini söyledi.
Yaşanan gelişmeler dikkate alındığında her şartta önce Türkiye ve Türk milleti diyebilen insanların kamuda istihdam edilmesinin ve idari görevlerde değerlendirilmesinin hayati önem taşıdığını belirten Aksu, bu kapsamda kamuda bir "liyakat kurulu" kurulmasını önerdi.
Daha önce komisyonda kabul edildiği halde Genel Kurul'da geri çekilen kariyer uzmanı, denetim elemanı ve kamu mühendisleri gibi kamu çalışanlarının mali haklarının ve harcırahlarının iyileştirilmesini gerekli gördüklerini ifade etti.
Kamuda statü, unvan ve çalışılan kuruma bağlı farklı maaş sistemleri ile ücret karmaşası yerine liyakati, hakkaniyeti ve eşit değerde işe eşit ücreti esas alan bir anlayışın benimsenmesi gerektiğini kaydeden Aksu, işe girişten tayin ve terfiye, başarıdan kamu disiplinine kadar uzanan ilkeler doğrultusunda kamu çalışanlarının hukuki ve mali statülerini düzenleyen personel rejimi reformunun gerçekleştirilmesini istedi.
VERGİ SİSTEMİNDE GELİRE GÖRE VERGİLENDİRME
Herkesin gelirine göre vergilendirildiği adil bir vergi sistemi doğrultusunda gelir vergisi oran ve dilimlerinde "az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi" anlayışının daha belirgin hale getirilmesi gerektiğini belirten Aksu, bazı düzenlemeler yapılmış olsa da kamuda kaynak israfının önüne geçecek ilave yapısal tedbirlerin alınmasını ve tasarruf uygulamalarının etkinleştirilmesini istedi.
Devlet destek ve teşviklerinin üretimi, istihdamı, kaliteyi ve katma değeri artırıcı bir verimlilik anlayışıyla düzenlenmesi gerektiğini kaydeden Aksu, yatırımı özendirecek, sanayiyi güçlendirecek, tarımsal üretimi artıracak ve suyun stratejik önemine uygun kullanımını mümkün kılacak şekilde rehabilite edilmesini talep etti.
Bir yandan dünya ekonomisiyle entegre olurken diğer yandan ekonomik bağımsızlığın ve kendi kendine yeterliliğin sağlanarak ekonomik güvenliğe öncelik verilmesi gerektiğini dile getiren Aksu, ekonomide dijital dönüşümü de öngören akıllı üretim ekonomisine geçilerek bilgi ve iletişim teknolojilerinin sağladığı toplam faktör verimliliğinin artırılması gerektiğini söyledi.
"DAHA DEMOKRATİK, DAHA MÜREFFEH VE LİDER BİR TÜRKİYE"
Türk ve Türkiye Yüzyılı'nda daha demokratik, daha müreffeh ve lider bir Türkiye'nin herkesin özlemi olduğunu ifade eden Aksu, milletçe tüm kaynak, imkan ve kabiliyetlerin seferberlik ruhuyla harekete geçirilerek yeni bir yükseliş hamlesi ortaya koymanın mümkün olduğuna inandıklarını belirtti.
Bazı sorunların bulunduğunu ve çözümünün zaman alacağını kaydeden Aksu, Cumhur İttifakı olarak inanç ve kararlılıkla milli birliğin güçlendiği, huzur ve refahın arttığı, dik baş, tok karın ve mutlu yarını hedefleyen bir Türkiye'yi inşa edeceklerini söyledi.
Aksu, konuşmasının sonunda 2027 yılı bütçesinin kurumlara, ülkeye ve millete hayırlı olmasını dileyerek sözlerini tamamladı.