MHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Üyesi ve Tokat Milletvekili Yücel Bulut, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı paylaşımda, İran’da son 100 yılda yaşanan iktidar değişimlerinin temelinde petrolün yer aldığını açıkladı. Bulut, İran’daki hiçbir kırılmanın “iç dinamiklerle” açıklanamayacağını belirterek, her siyasi dönüşümün merkezinde Batı’nın petrol çıkarlarının bulunduğunu ifade etti.
"başından sonuna kadar bir petrol meselesi"
Günümüzde de Batı’nın hedefinin yine İran petrolleri olduğunu söyleyen Bulut, doğrudan işgal mümkün olmadığı için bu kez Pehlevi hanedanının yeniden gündeme getirildiğini açıkladı. “Geçiş süreci”, “özgürlük” ve “demokrasi” söylemlerinin geçmişte de kullanıldığını belirten Bulut, her seferinde petrolün Batı’ya, yoksulluğun ise İran halkına kaldığını ifade etti.
MHP'li Bulut açıklamasında, olası bir iktidar değişikliğinde Pehlevilerin yeniden sahneye sürülmesinin tesadüf olmadığını belirterek, “Senaryo nettir: Rejim değişecek, yaptırımlar kalkacak ve petrol sektörü ‘reform’ adı altında küresel şirketlere açılacak” dedi. İran meselesinin bir özgürlük ya da demokrasi meselesi değil, başından sonuna kadar bir petrol meselesi olduğunu vurguladı.
MHP'li Yücel Bulut'un açıklamasını tamamı:
İran’da son 100 yılda yaşanan hiçbir iktidar değişikliği “iç dinamiklerle” açıklanamaz. Her kırılmanın merkezinde İran petrolleri vardır. Kim iktidara getirildiyse, ilk olarak petrol musluğu Batı’ya açılmıştır.
Petrol peşkeş çekildi
1921 Darbesi ile Kaçar Hanedanı tasfiye edilirken Rıza Han öne çıkarıldı. Darbenin hemen ardından İran petrolü, Anglo-Persian Oil Company’ye bırakıldı. İran, petrolünden aldığı payı kendisi belirleyemez hale geldi. Üretim, fiyat, ihracat tamamen Britanya denetimine girdi. İktidar Pehlevi’ye geçti, petrol Batı’ya bağlandı.
Rıza Şah döneminde petrol sözleşmeleri tek taraflı uzatıldı. İran’a düşen pay sembolik seviyede kaldı. Pehlevi yönetimi, petrol gelirini halka değil; orduya, saraya ve Batı’ya sadık elitlere aktardı. Petrol, İran’ın değil, Batı’nın kalkınmasına hizmet etti.
1941’de İran işgal edildi. Rıza Şah indirildi, yerine oğlu geçirildi. Bu bir taht devri değil, petrol güvenliği operasyonuydu. Batı, Almanya riski bahanesiyle İran petrol sahalarını fiilen kontrol altına aldı. Yeni Şah, petrol düzenine dokunmadı; aynen devam ettirdi.
1951’de Musaddık iktidarı demokratik yolla ele geçirip İran petrolü millîleştirdiğinde, ortalık karıştı, Batı’nın tepkisi anında geldi. Çünkü ilk kez Pehlevi dışında biri petrol zincirini kırmıştı. Millîleştirme, İran’ın gerçek anlamda bağımsızlaştığı andı. Ve bu, Batı için kabul edilemezdi.
1953 yılında AJAX İstihbarat planı devreye sokuldu ve darbe ile Musaddık devrildi, hapsedildi. Pehlevi yeniden mutlak iktidara getirildi. İlk icraat ne oldu? Petrol yeniden Batı’ya açıldı. Kurulan konsorsiyumda ABD ve Britanya şirketleri çoğunluğu aldı. İran’ın payı arttı gibi gösterildi ama denetim yine Batı’daydı. Petrol tekrar peşkeş çekildi.
1953 sonrası Pehlevi rejimi, petrol gelirlerini İran sanayisine değil; Batı silah şirketlerine, Batılı bankalara ve Şah’ın iktidarını koruyan baskı aygıtına aktardı. Petrol vardı, refah yoktu. Çünkü petrol İran için değil, Batı için akıyordu. Petrol, halka değil Batı’ya aktığı için yoksullaşan halk, umudunu Mollalara bağladı. Bu da İslam Devrimini doğurdu.
1979 Devrimi, yalnızca bir rejim değişikliği değil, petrolün Batı’dan koparılmasıydı. İlk kez İran petrolü Batı şirketlerinin elinden çıktı. Bu yüzden yaptırımlar başladı. Asıl ceza ideolojiye değil, petrolün el değiştirmesine verildi.
"başından sonuna kadar PETROL meselesidir"
Bugün Batı’nın hedefi yine aynı: İran petrolleri. Ama bu kez doğrudan işgal mümkün değil. O yüzden tanıdık bir isim yeniden parlatılıyor: Pehleviler. Çünkü geçmişte petrolü sorunsuzca devrettiler. Bugün konuşulan “geçiş süreci”, “özgürlük”, “demokrasi” söylemleri, dün de vardı. 1921’de vardı, 1941’de vardı, 1953’te vardı. Her seferinde sonuç aynı oldu: Petrol Batı’ya, yoksulluk İran halkına kaldı.
Olası bir iktidar değişikliğinde Pehlevilerin yeniden sahneye sürülmesi tesadüf değildir. Senaryo nettir: Rejim değişecek, yaptırımlar kalkacak, petrol sektörü “reform” adı altında küresel şirketlere açılacak. Yani petrol bir kez daha peşkeş çekilecek. Tarih çok açık konuşuyor: Pehleviler iktidara getirildiğinde İran petrolleri gider. Bugün yaşanan hazırlık, geçmişin güncellenmiş bir kopyasından ibarettir. İran meselesi ne özgürlük ne demokrasi meselesidir. Bu, başından sonuna kadar PETROL meselesidir.