TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bütçesi üzerine konuşan MHP Genel Sekreter Yardımcısı, İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu “İzmir deniz memleketi, denizlerde balıkçılık sektöründe çalışan işçilerin sigortasız çalışması birçok mağduriyet doğurmaktadır. Hiçbir sosyal güvencelerinin olmaması hem maddi hem de manevi sıkıntıları beraberinde getirmektedir. Bu sektörde çalışan vatandaşlarımızın bedel karşılığında sigorta yaptırılmasının sağlanması da ertelenemez bir ihtiyaç hâlini almıştır.” ifadelerini kullandı.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki çalışmalar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bütçesi görüşmeleriyle devam etti. Bütçe üzerine görüşlerini belirten Osmanağaoğlu Balıkçılık sektöründe çalışan işçilerin sosyal güvencelerini gündeme getirerek hem işverenleri hem de işçileri düşünerek bir düzenleme yapılması gerektiğini söyledi.
MHP'li Osmanağaoğlu konuşmasında “Bu sektörde çalışan vatandaşlarımızın bedel karşılığında sigorta yaptırılmasının sağlanması da ertelenemez bir ihtiyaç hâlini almıştır. Bunu teşvik etmek, gerekli düzenlemeyi tesis etmek için su ürünleri ruhsat tezkeresi yani sarı kâğıt verilmesinde sigorta kaydı aranması zorunluluğunun getirilmesinin yerinde olacağı düşünülmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu sisteminin su ürünleri ruhsat tezkeresi sistemiyle koordine edilmesi bunun tesisinde önem arz etmektedir. Bu durum, denizlerde çalışan işçilerin sigortasız çalışmalarının önüne geçeceği gibi, farklı teknelerde çalışmaya başlayan personel bilgilerinin de her 2 sistemden eş zamanlı takip edilmesini sağlayacaktır. Kaldı ki ilgili sektörde çalışan işçilerin ücretlerini çoğu kez av gelirinden pay, nisif, tayfa payı olarak karşılandığı da bilinmektedir. Bu kayıt dışılığın önüne geçmek gerektiği de elbette ki ortadadır. Bu durumdan işverenlerin de işçilerimizin de rahatsız olduğunu ifade etmek isterim. Diğer bazı sektörlerde olduğu gibi, balıkçılık sektöründe faaliyet gösteren işverenlere de sigorta primi konusunda teşviklerin sağlanması elbette yerinde olacaktır.” İfadelerini kullandı.
BUCA VE ALİAĞA’DA İŞKUR MERKEZİ AÇILMASI ÇAĞRISI
Buca ve Aliağa’da İŞ-KUR Merkezi açılması için çağrıda da bulunan Osmanağaoğlu şunları söyledi:
“İzmir İŞKUR Müdürlüğümüz hâlihazırda 5 adet hizmet merkeziyle çalışmalarına devam etmektedir. Ancak özellikle büyük sanayi işletmelerinin yoğun olduğu Aliağa ilçemizde bir İŞKUR merkezi yoktur. Burada vatandaşlarımızın en yakın hizmet binasının olduğu Çiğli'de işlemlerini yaptığı bilinmektedir. Bu iki ilçemiz arasındaki mesafenin uzak olduğu da bir gerçektir. Bu sebeple, Aliağa'da bir İŞKUR hizmet merkezi açılmasının önem arz ettiğini takdirlerinize sunmak isterim. Böylelikle Çiğli'deki iş yükü hafifleyecektir. Ayrıca, Buca ilçemizin nüfusu 520 bini aşmıştır. Buradaki vatandaşlarımız da İŞKUR hizmetlerini en yakın İŞKUR merkezinin olduğu Karabağlar'da almaktadır. Bu sebeple, Buca ilçemizde de bir İŞKUR hizmet merkezi açılması hususumuzu tekrar takdirlerinize sunmak isterim. Bu gerçekleşirse hem Karabağlar merkezimizdeki iş yükü azalacak hem de Buca'daki hemşerilerimiz hizmetlerden daha hızlı ve kolay faydalanabileceklerdir.”
'emek demek insan demektir'
“Emek bir insanın en önemli sermayesi, bir insanın emeğinin karşılığını alabilmesi ise zannediyorum en önemli değerlerinden birisidir. Yani diyebiliriz ki emek demek insan demektir” diyen Osmanağaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin ifadeleriyle; “Emek demek helal duruş, helal duyuş, helal durum demektir. Emeğin fikri değerinde saklıdır. Emekçinin fazileti alın terindedir.” Dolayısıyla insanımızın helali her şeyden önce Devletimize emanettir.
Kaldı ki, Türk ve Türkiye Yüzyılı ülkümüzü gerçekleştirmek için var gücümüzle çaba sarf ettiğimiz bir dönemde; insana yaraşır, yeşil ve dijital dönüşümünü tamamlamış, tam istihdam ile sürdürülebilir kalkınmayı temin etmiş bir Türkiye tahayyülünün stratejilerini uygulamak en önemli sorumluluklarımız arasındadır.
Şüphesiz iş gücünün heba edilmemesi, yatırım, üretim ve ihracatın temelini istihdamın uluşturduğunu göz ardı etmemek içinde bulunduğumuz çağda büyük önem arz etmektedir.
Elbette önem arz eden konular arasına kaynakların etkin kullanılması, hizmet kalitesinin arttırılırken çağın gereklerine ayak uydurulması, kurumsal kimliğin güçlendirilmesi de eklenebilecektir.
Elbette şu gerçeği de görmezden gelmemiz mümkün değildir:
Salgın döneminin küresel ölçekte yarattığı hasara rağmen, uluslararası ekonomik dalgalanmaların oluşturduğu risklere rağmen Türkiye’nin çalışma ve sosyal güvenlik alanında ciddi mesafeler kaydettiği inkâr edilemeyecektir.