MHP Kırıkkale Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Av. Halil Öztürk, televizyon ve dijital yayınlarda şiddetin, mafya özentisinin ve aile bağlarını zedeleyen davranışların özendirilmesine tepki gösterdi.
Öztürk, yayıncıları toplumsal sorumluluklarını yerine getirmeye, ilgili kurumları daha etkin denetime çağırdı.
'SUÇLUYU KAHRAMANLAŞTIRAN YAYIN ANLAYIŞI SORGULANMALIDIR'
Bazı yapımlarda suç örgütü mensuplarının hayranlık uyandıran karakterler olarak sunulduğuna dikkat çeken Öztürk, şunları söyledi:
“Silahıyla korku salan, tehditle kazanç sağlayan, insan hayatını hiçe sayan kişilerin güç ve itibar sahibi kahramanlar gibi gösterilmesini sorgulamak zorundayız. Zorbalığı cesaret, kanunsuzluğu başarı gibi sunan hikâyeler karşısında çocuklarımızı korumak hepimizin görevidir.
Gençlerimizin geleceğini emekle, bilgiyle ve dürüstlükle kurmasını istiyoruz. Onlara sunulan örnekler de bu değerleri taşımalıdır. Emniyetimiz ve yargımız suçla mücadele ederken yayın dünyası da üstlendiği sorumluluğun gereğini yerine getirmelidir.”
'AİLELERİN ACILARI İZLENME YARIŞINA MALZEME EDİLEMEZ'
Gündüz kuşağı programları ve dizilerde aile ilişkilerinin ele alınışını da değerlendiren Öztürk, şöyle devam etti:
“İhanetin sıradanlaştırılması, mahremiyetin teşhir edilmesi ve aile dramlarının sürekli bir seyir malzemesine dönüştürülmesi toplumsal sorumlulukla bağdaşmaz. Çocukların da etkilendiği acıların üzerinden izlenme yarışı yürütülmesine göz yumamayız.
Aileyi ayakta tutan güveni, sadakati ve karşılıklı saygıyı gözetmeliyiz. Evladını yetiştirmek için ömrünü veren anne babaların emeğine sahip çıkmalı; alın teriyle kurulan hayatları, güçlükleri birlikte aşan insanları da ekranlara taşımalıyız.”
‘DENETİM ETKİN, YAPTIRIMLAR CAYDIRICI OLMALIDIR’
RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlara çağrıda bulunan Öztürk, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Çocukları ve gençleri koruyan yayın ilkeleri titizlikle uygulanmalı, tekrarlanan ihlaller karşısında caydırıcılık sağlanmalıdır. Denetimlerde yapımın bütünüyle verdiği mesaj ve hangi davranışları özendirdiği dikkate alınmalıdır. Yayıncılar ve yapımcılar, içeriklerini değerlendirirken toplum üzerindeki etkilerini de hesaba katmalıdır.
Gençlerimizi bilime, sanata, spora ve üretmeye yönelten yapımlara daha fazla alan açılmalıdır. Anne babaların çabasını destekleyen bir yayın ortamı oluşturmak ortak görevimizdir.
Hiçbir kanalın izlenme oranı, hiçbir yapımın kazancı evlatlarımızın geleceğinden kıymetli olamaz. Türk gençliğini mafya özentisine ve şiddet kültürüne teslim etmeyecek, ailelerimizin haklı hassasiyetlerinin takipçisi olacağız.”