Türkgün | Siyaset | MHP'li Yaşar Yıldırım'dan Odunpazarı'nda mesaj: ''Terörsüz Türkiye sürecinin mimarı MHP Lideri Devlet Bahçeli'dir''

MHP'li Yaşar Yıldırım'dan Odunpazarı'nda mesaj: ''Terörsüz Türkiye sürecinin mimarı MHP Lideri Devlet Bahçeli'dir''

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, 15. Olağan Odunpazarı İlçe Kongresi'nde konuşma gerçekleştirdi. Terörsüz Türkiye sürecine değinen MHP'li Yaşar Yıldırım, bu yasanın mimarın MHP Lideri Devlet Bahçeli olduğunun altını çizdi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, 15. Olağan Odunpazarı İlçe Kongresi'nde konuşma gerçekleştirdi. Terörsüz Türkiye sürecine değinen MHP'li Yaşar Yıldırım, bu yasanın mimarın MHP Lideri Devlet Bahçeli olduğunun altını çizdi.

KAYNAK: Haber Merkezi

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, Eskişehir Odunpazarı’nda gerçekleştirilen 15. Olağan Odunpazarı İlçe Kongresi'nde konuşma yaptı. Terörsüz Türkiye sürecine değinen Yaşar Yıldırım, bu yasanın genel mimarının MHP Lideri Devlet Bahçeli olduğunu vurguladı. MHP'li Yaşar Yıldırım konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

‘’Çünkü siyasetçi ülkeyi yönetir''

Kıymetli delegelerimiz, Değerli dava arkadaşlarım, Hanımefendiler, beyefendiler;

Öncelikle bir pazar gününüzü bizlere ayırıp buraya kadar gelerek bizleri dinleme zahmetine katlandığınız için hepinize ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. Sayın Genel Başkanımızın, Liderimizin, büyüğümüzün, ağabeyimizin Sayın Devlet Bahçeli’nin hepinize ayrı ayrı selamları var. Allah’ın selamı, rahmeti, lütfu, ihsanı, keremi ve mağfireti hepinizin ve hepimizin üzerine olsun. Hoş geldiniz, sefa geldiniz.

Biraz evvel Sayın Başkanımızla da sohbet ederken söyledim. Ben Eskişehir’i bugünden değil, bundan yaklaşık 50 yıl evvelinden tanırım. “Nereden tanıyacaksın? Esnaf değilsin, tüccar değilsin.” diyeceksiniz. Biz Eskişehir’i Ülkü Ocaklarından, ülkücü hareketten tanırız.

Mehmet Çelik’i bilirim. Rahmetli Satılmış Kara’yı bilirim. Selami Duyar’ı bilirim. Hacı Sabri Başkanımızı ve burada yıllarca ülkücü harekete emek vermiş nice dava arkadaşımızı bilirim. Ebediyete irtihal eden bütün dava arkadaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Hayatta olan büyüklerimize ve arkadaşlarımıza da sağlık, sıhhat ve afiyet diliyorum. Biz Eskişehir’i de Odunpazarı’nı da biliriz. Hamamyolu’nu da Köprübaşı’nı da biliriz. Buralarda bizim gençliğimizin, mücadelemizin, davamızın hatıraları vardır. Onun için buraya davet edilince, “Tabii ki, seve seve geliriz.” dedik. Hem kongremizi yaparız hem de biraz mazideki hatıralarımızı yâd ederiz. Elhamdülillah, Rabbim bizleri bugünlere kavuşturdu.

Biz bugün buraya siyaset için geldik. Hepimiz siyaset yapıyoruz. Peki siyaset ne için yapılır? Bu, kişiye göre değişir; partiye göre değişir; anlayışa göre değişir. Sizler de siyaset yapıyorsunuz. Siyaset için buraya geldiniz. Yoksa insan pazar günü evinden, çoluğundan çocuğundan niye ayrılsın, niye kalkıp buraya gelsin? Siyaseti zevk için yapan vardır. Hobi olarak yapan vardır. Nefsini tatmin etmek için yapan vardır. Makam için, mevki için yapan vardır. Ama bir de ideal için yapılan siyaset vardır. Bir ülkenin geleceği için yapılan siyaset vardır. Bir milletin istikbali için yapılan siyaset vardır. Ve hepsinden önemlisi Allah rızası için yapılan siyaset vardır. İşte bizim siyaset anlayışımız budur. Çünkü siyasetçi ülkeyi yönetir.

Siyasetçi, ülkenin problemlerini çözmekle mükelleftir. Devletinin geleceğini garanti altına almakla mükelleftir. Milletinin refahını, huzurunu ve güvenliğini sağlamak mecburiyetindedir. Bizim siyasetimiz dün başlamış değildir. Bizim siyasetimiz mevsimlik değildir. Turfanda siyaseti hiç değildir.
Bizim siyasetimiz asırlık bir siyasettir. Biz Türk milletinin bugününe de yarınına da talibiz.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE mesajı

İşte bu anlayışın son örneklerinden biri de Terörsüz Türkiye hedefidir. Bunun mimarı kimdir? Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’dir. Siyasette bazen risk alacaksınız.

“Şuna dokunmayayım, buna karışmayayım, aman başıma iş gelmesin.” diyerek büyük siyaset yapılmaz. Bir de siyasette kenarda durup ortadaymış gibi görünmeye çalışanlar vardır. Şimdi soruyorsunuz: “Kardeşim, bu işin yanında mısın, karşısında mısın?”

Türkiye’yi yönetmeye talip olan bir siyasi parti, memleketin en temel meselelerinden birinde ne düşündüğünü açıkça söylemek zorundadır. Bugün bir tarafta, yarın başka tarafta durarak devlet yönetilmez.

Dosdoğru olacaksınız.

Sayın Genel Başkanımızın başlattığı bu süreç, bugün bir devlet politikası hâline gelmiş, Cumhur İttifakı’nın iradesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine taşınmıştır. Mecliste ortaya çıkan geniş mutabakat da bu meselenin yalnızca Milliyetçi Hareket Partisinin değil, Türkiye’nin meselesi olduğunun göstergesidir.

Elbette konuşan olacaktır.
Eleştiren olacaktır.
Provokasyon yapan olacaktır.

Siyaset yapıyorsanız bunlardan kaçamazsınız. Ama biz dün nerede durduysak bugün de orada duruyoruz.

‘’SAMİMİYET SÖZLE DEĞİL, GEÇMİŞLE ÖLÇÜLÜR''

Bugün bakıyoruz; düne kadar başka ittifakların içinde olanlar, bugün şehitlerimiz üzerinden Milliyetçi Hareket Partisine ve Cumhur İttifakı’na söz söylemeye çalışıyor.

Şehitlerimiz bizim başımızın tacıdır.
Gazilerimiz bizim şerefimizdir.

Fakat bu meselelerin siyasi istismar malzemesi hâline getirilmesini de doğru bulmayız. 2022 yılında Bingöl’de şehit yakınına yönelik yapılan çirkin davranışı bu millet unutmadı. O gün o davranışı yapan siyasetçiyi yeniden milletvekili yapanların, bugün ellerinde şehit fotoğraflarıyla meydan meydan dolaşırken önce kendi geçmişleriyle yüzleşmeleri gerekir.

Biz soruyoruz:

Hangisi samimi?

Dünkü tavrınız mı?
Bugünkü sözünüz mü?

Siyasette hafıza önemlidir.

Biz kimin dün ne söylediğini de biliriz, bugün ne söylediğini de biliriz.

‘’ÜLKÜCÜ HAREKETİN HAFIZASI VARDIR''

Bizim yaşımız itibarıyla gördüğümüz çok şey var.

12 Eylül’ü gördük.

Mamak’ı gördük.

Ülkücülerin çektiği çileleri gördük.

Başbuğumuz Alparslan Türkeş’e yapılanları gördük. O dönem ülkücü harekete yapılanları, mahkemelerde yaşananları, işkenceleri ve haksızlıkları bu camia unutmaz. Onun için bugün Ankara’da ülkücülükten bahsedip başka yerde bambaşka bir siyasi çizginin yanında duranlara bakınca milletimizin hafızasına güveniyoruz. Ülkücülük günlük bir elbise değildir. Bugün giyip yarın çıkaramazsınız.

Ülkücülük bir ömürdür.
Ülkücülük bir duruştur.
Ülkücülük bir ahlaktır.
Ülkücülük bir sadakattir.

Bizim insanımızı kandıramazsınız.

Çünkü bu hareketin hafızası vardır.

‘’BUGÜN DÜNYADA HAK, GÜÇLÜNÜN ELİNDE''

Kıymetli arkadaşlarım; Bugün öyle bir dünyada yaşıyoruz ki dünyanın nizamı, ölçüsü, kaidesi büyük ölçüde bozulmuştur. Kim güçlüyse başkasının toprağına müdahale ediyor.

Rusya-Ukrayna savaşını görüyoruz.
Gazze’de yaşananları görüyoruz.
İran etrafında yaşananları görüyoruz.

Uluslararası hukuk nerede?

Birleşmiş Milletler nerede?

Bugünkü dünyada maalesef çoğu zaman haklı olan güçlü değil, güçlü olan haklı kabul ediliyor.

İşte bunun için Türkiye güçlü olmak zorundadır.

Bizim ceddimiz milyonlarca kilometrekarelik coğrafyada hüküm sürdü. Fakat gittiği yere zulüm değil, adalet götürdü.

Bugün ise dünyanın farklı bir düzeni var.

Ve Türkiye bu düzenin içerisinde kendi ayakları üzerinde durmak mecburiyetindedir.

‘’TÜRKİYE ARTIK KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURUYOR''

Elhamdülillah bugün Türkiye;

Ordusuyla,
savunma sanayisiyle,
diplomasisiyle,
devlet aklıyla,
kendi geleceğini kendisi tayin edebilen güçlü bir ülkedir.

Ama yalnız güçlü olmak da yetmez.

Biz Orta Doğu’da yaşıyoruz.

Yukarıda savaş var.
Aşağıda savaş var.
Etrafımız ateş çemberi.

Türkiye bugüne kadar Cumhur İttifakı’nın liderlerinin feraseti sayesinde bu ateşin içine çekilmemiştir.

İyi ki de çekilmemiştir.

Bu korktuğumuzdan değildir.

Türk milleti savaştan korkmaz.

Ama devlet yönetmek başka bir şeydir.

Lüzumsuz yere milletinizi savaşa sokmazsınız. Devlet adamlığı; nerede duracağınızı, ne zaman konuşacağınızı, ne zaman mücadele edeceğinizi bilmektir.

GÜVENLİĞİNİ BAŞKASINA EMANET ETMEYECEKSİN

Bugün bölgemizin yeni bir güvenlik mimarisine ihtiyacı vardır. Sayın Genel Başkanımız geçtiğimiz dönemlerde bölgesel ittifak ve güvenlik yapılanmalarının önemine dikkat çekmiştir. Türkiye’nin öncülüğünde, bölge ülkelerinin kendi güvenliğini kendisinin sağlayabileceği bir yapıya ihtiyaç vardır.

Bakınız Körfez ülkelerine… Yıllarca güvenliklerini başkalarına emanet ettiler. “Parayı verelim, bizi korusunlar.” dediler. Ama kriz çıktığında gördüler ki hiç kimse sizin güvenliğinizi sizden daha fazla düşünmez.

Onun için ne yapacaksınız?

Kendi ordunuz olacak.
Kendi silahınızı yapacaksınız.
Kendi uçağınızı yapacaksınız.
Kendi füzenizi yapacaksınız.
Kendi güvenliğinizi kendiniz sağlayacaksınız.

Savaş başladığında başkasından silah dilenmeyeceksiniz.

‘’CEDDİMİZ HER ZAMAN BİR ADIM ÖNDEYDİ''

Bizim ceddimiz böyleydi.

Selçuklu ne yaptı?

Döneminin en iyi yayını yaptı, en iyi okunu yaptı. Atın üzerinde onu en iyi kullanan oldu.

Yetmedi; yaptığı oku ıslık çalar hâle getirdi.

Düşünün, savaş meydanında binlerce okun üzerinize ıslık çalarak geldiğini…

Daha savaş başlamadan karşı tarafın psikolojisini bozuyorsunuz.

Atalarımız bunu yaptı.

Osmanlı ne yaptı?

Çağının en büyük toplarını yaptı ve İstanbul’u fethetti.

Demek ki bizim tarihimiz bize bir şey söylüyor:

Her zaman bir adım önde olacaksınız.

Bugün Türkiye’nin yaptığı da budur.

SAVUNMA SANAYİSİNDE TÜRKİYE

Bugün ASELSAN’ıyla, TUSAŞ’ıyla, ROKETSAN’ıyla, BAYKAR’ıyla ve diğer savunma sanayii kuruluşlarımızla Türkiye dünyada çok başka bir noktaya gelmiştir.

İHA’da, SİHA’da, elektronik harp sistemlerinde, füze teknolojilerinde, helikopter ve uçak teknolojilerinde büyük mesafeler aldık.

Artık savaşın şekli değişiyor.

Geleceğin savaşlarında insan unsurunun yanında insansız sistemler, yapay zekâ ve robotik teknolojiler belirleyici olacak.

Türkiye buna hazırlanıyor.

Bizim yapmamız gereken budur.

Dün ceddimiz çağının bir adım önündeydi.

Bugün de Türkiye çağının bir adım önünde olmak zorundadır.

TÜRK DÜNYASI BİR ARAYA GELİYOR

Yıllarca ne denildi?

“Türkler niye bir araya gelemiyor?”

Bugün geliyor.

Türk Devletleri Teşkilatı kuruldu.

Türk dünyası aynı masa etrafında buluşuyor.

Biz gençliğimizde sokaklarda “Esir Türkler hürriyet!” diye bağırırdık.

“Turan!” derdik.

Şimdi kalkıp Turan için Ergenekon’a gidecek hâlimiz yok.

Turan dediğiniz şey; Türk devletlerinin aynı masa etrafında buluşmasıdır. Birbirleriyle ticaret yapmasıdır, güvenlikte beraber hareket etmesidir, dilde, kültürde, ekonomide, ulaşımda birbirlerine yaklaşmasıdır.

İşte bugün bunun temelleri atılıyor.

Türk tarihinde aynı zaman diliminde bağımsız Türk devletlerinin böylesine kurumsal bir çatı altında buluşması son derece kıymetlidir.

Bunu küçümsemeyin.

Bunlar geleceğin büyük adımlarıdır.

‘’SİYASET, GELECEĞİ GÖRME İŞİDİR''

Biz bunları niye anlatıyoruz?

Çünkü siyaset böyle yapılır.

Sadece bugünü düşünmeyeceksiniz.

Devletinizin güvenliğini düşüneceksiniz.
Milletinizin refahını düşüneceksiniz.
Çocuğunuzun geleceğini düşüneceksiniz.
Bölgenin geleceğini düşüneceksiniz.
Türk dünyasının geleceğini düşüneceksiniz.

Ve bunların gereğini bugünden yapacaksınız.

İşte Cumhur İttifakı’nın yaptığı budur.

Bir taraftan terörü Türkiye’nin gündeminden çıkarmak için mücadele edeceksiniz, diğer taraftan sınırlarınızın ötesinde güvenlik tedbirleri alacaksınız.

Bir taraftan savunma sanayisini güçlendireceksiniz, diğer taraftan Türk dünyasını bir araya getireceksiniz.

Bir taraftan bölgesel ittifaklar kuracaksınız, diğer taraftan ekonomiyi ve milletin refahını güçlendireceksiniz.

Devlet yönetmek budur.

‘’ÖNÜMÜZDE BİR SEÇİM VAR''

Şimdi önümüzde bir seçim var.

Bizim de hedefimiz var.

Eskişehir’de Milliyetçi Hareket Partisinin gücünü daha da yukarıya taşıyacağız.

Milletvekili sayımızı artıracağız.

Belediyelerimizi kazanacağız.

Odunpazarı’nda daha güçlü olacağız.

Ama bunun için hepimizin bir hedefe kilitlenmesi lazım.

Çünkü mesele yalnızca bir milletvekilliği, bir belediye başkanlığı meselesi değildir.

Mesele, Türkiye’yi kime teslim edeceğimiz meselesidir.

Bir tarafta ne yaptığı belli olan, devletin bekasını ve milletin geleceğini önceleyen Cumhur İttifakı var.

Diğer tarafta kendi içerisinde kavga eden, bugün söylediğini yarın inkâr eden, birbirine en ağır sözleri söyleyen bir muhalefet görüntüsü var.

Biz isteriz ki Türkiye’de iktidar güçlü olsun, muhalefet de güçlü olsun.

Çünkü güçlü ve seviyeli bir muhalefet demokrasinin de siyaset kurumunun da faydasınadır.

Ama maalesef bugün muhalefetin kendi içindeki tartışmalarının siyaset kurumuna verdiği zararı hep beraber görüyoruz.

Dün göklere çıkardıklarına bugün “hain” diyorlar.

Dün beraber yürüdüklerine bugün en ağır ithamlarda bulunuyorlar.

Millet de bunları görüyor.

‘’BU ÜLKENİN GELECEĞİNİ GARANTİ ALTINA ALACAĞIZ''

Netice itibarıyla aziz dava arkadaşlarım;

Bizim temennimiz, milletimizin Cumhur İttifakı’na yeniden güçlü bir şekilde destek vermesi ve Türkiye’nin önündeki dönemde güvenliğini, huzurunu, istikrarını ve refahını daha da ileriye taşımasıdır.

Taşlar tamamen yerine otursun.

Terör meselesi Türkiye’nin gündeminden tamamen çıksın.

Savunma sanayimiz daha da güçlensin.

Türk dünyasının birliği kuvvetlensin.

Türkiye bölgesinde ve dünyada daha güçlü bir devlet hâline gelsin.

Bizim mücadelemiz bunun içindir.

Bizim siyasetimiz bunun içindir.

Bizim davamız bunun içindir.

Kıymetli arkadaşlarım;

Aslında konuşacak daha çok şeyimiz var.

Fakat mübarek pazar günü çoluğunuzu çocuğunuzu bırakıp buraya geldiniz. Hava da sıcak. Daha fazla uzatıp sizleri yormayalım.

Benim son olarak söyleyeceğim şudur:

Buraya kadar zahmet edip geldiniz.

Odunpazarı teşkilatımıza sahip çıktınız.

Eskişehir İl Başkanlığımıza sahip çıktınız.

Milliyetçi Hareket Partisine ve ülkücü harekete destek verdiniz.

Bu desteğiniz bizim için çok kıymetlidir.

Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Cenab-ı Allah hepinizden razı olsun.

En kötü günümüz böyle olsun.

Allah’ın rahmeti, selamı, lütfu, keremi ve mağfireti hepinizin ve hepimizin üzerine olsun.

15. Olağan Odunpazarı İlçe Kongremiz; Odunpazarı’mıza, Eskişehir’imize, Milliyetçi Hareket Partimize, ülkücü hareketimize ve aziz Türk milletimize hayırlı ve mübarek olsun. Hepinizi Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...