Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, MHP Niğde İl Başkanlığı 15. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada Terörsüz Türkiye hedefi, Türk dünyasının birlikteliği, Türkiye'nin bölgesel gücü ve MHP'nin siyaset anlayışına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"Siyasetin maksadı makam değildir"
MHP'li Yıldırım, konuşmasında teşkilat mensuplarına siyasetin hangi amaçla yapılması gerektiğini sordu.
İlçe başkanlığı, il başkanlığı, belediye başkanlığı ve milletvekilliği gibi görevlerin siyasetin önemli aşamaları olduğunu belirten Yıldırım, bunların nasip ve kısmet meselesi olduğunu söyledi.
Yıldırım, "Bizim siyasetimizin asıl maksadı makam değildir. Bizim siyasetimizin maksadı vatandır, millettir, devlettir, bayraktır; Türk milletinin geleceğidir." ifadelerini kullandı.

"Turan artık hayal değil"
Türk Devletleri Teşkilatının önemine de değinen Yıldırım, geçmişte bağımsızlık hayali kurulan Türk devletlerinin bugün bağımsız ülkeler olarak varlığını sürdürdüğünü belirtti.
Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'ı örnek gösteren Yıldırım, Türk devletlerinin işbirliğinin giderek güçlendiğini kaydetti.
Karabağ'ın işgalden kurtarılmasına da değinen Yıldırım, Türkiye ve Azerbaycan'ın güçlenmesinin bölgedeki dengeleri etkilediğini belirterek, "Bir olursak güçlü oluruz. Bir olursak toprağımızı muhafaza ederiz. Bir olursak bağımsız yaşarız." dedi.
MHP'li Yaşar Yıldırım'ın konuşmasının tamamı:
Sayın Divan, kıymetli misafirlerimiz, sayın başkanlarım, belediye başkanlarım, Sayın AK Parti İl Başkanımız, değerli dava arkadaşlarım, kıymetli hanımefendiler, beyefendiler; Allah’ın selamı, rahmeti, mağfireti, lütfu, ihsanı ve keremi hepinizin ve hepimizin üzerine olsun. Hoş geldiniz, sefa geldiniz. Sayın Genel Başkanımız, Liderimiz Devlet Bahçeli Beyefendi’nin bütün Niğde’ye, bütün teşkilatımıza ve burada bulunan bütün dava arkadaşlarımıza ayrı ayrı selamları var. Bununla birlikte Niğde’nin evladı, Genel Başkanımızın Özel Kalem Müdür Yardımcısı Muhammet Bilal Aydın kardeşimizin de sizlere ayrıca çok çok selamları var. Kıymetli hazirun; Öncelikle hepinize teşekkür ediyorum. Bir pazar gününüzü bize ayırdınız, işinizi gücünüzü bıraktınız, çoluğunuzu çocuğunuzu bıraktınız ve buraya geldiniz. Niye geldiniz? Siyaset yapmaya geldiniz. Biz de siyasetçiyiz, siz de siyasetçisiniz. Ama burada önce kendimize şu soruyu sormamız lazım: Siyasetten maksat nedir? Siyasetin maksadı kişiye göre değişir, partiye göre değişir, anlayışa göre değişir. Başkalarının siyasetten ne anladığını her gün görüyoruz. Kimin ne yaptığını, hangi maksatla siyaset yaptığını milletimiz de görüyor. Ben bugün burada başkalarını eleştirerek vakit geçirmek istemiyorum. Zaten zamanımız da buna müsait değil, dünyanın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar da buna müsait değil. Biz kendimize bakalım. Yıllarımızı bu davaya verdik. Siz de ömrünüzden, ailenizden, işinizden vakit ayırıyorsunuz. Peki niçin? Belediye başkanı olmak için mi? Milletvekili olmak için mi? İl başkanı, ilçe başkanı, belediye meclis üyesi olmak için mi? Elbette siyasetin kilometre taşlarında bunların hepsi vardır. İlçe başkanlığı vardır, il başkanlığı vardır, belediye başkanlığı vardır, milletvekilliği vardır. Bunlar nasip işidir, kısmet işidir. Rabbim nasip ederse olur. Ama bizim siyasetimizin asıl maksadı makam değildir. Bizim siyasetimizin maksadı vatandır, millettir, devlettir, bayraktır; Türk milletinin geleceğidir. Ve şunu unutmayalım: Delegeliğin de bir vebali vardır. İlçe başkanlığının da bir vebali vardır. İl başkanlığının da bir vebali vardır. Belediye başkanlığının da, milletvekilliğinin de, genel başkan yardımcılığının da vebali vardır. Çünkü bu ülkeyi siyasetçiler yönetiyor. Dolayısıyla bu ülkenin bugününden de yarınından da hepimiz mesulüz.

DÜNYANIN ÇİVİSİ ÇIKMIŞTIR
Şimdi etrafımıza bir bakalım. Son beş yılda dünyanın adeta çivisi çıktı. Dünyada bir belirsizlik var. Dünyada bir düzen problemi var. Savaş var, çatışma var, kaos var. Birleşmiş Milletler var ama dünyada adaleti sağlayabiliyor mu? Sağlayamıyor. Bugün maalesef uluslararası sistemde çoğu zaman haklı olan değil, güçlü olan sözünü geçiriyor. Hani cahiliye devrini anlatırken derler ya; güçlünün sözü geçerdi, hukuk yoktu. Bugün modern dünyanın geldiği yerde de benzer bir manzarayı görüyoruz. O hâlde ne yapacağız? Güçlü olmak mecburiyetindeyiz. Türkiye güçlü olmak mecburiyetindedir. Türk dünyası güçlü olmak mecburiyetindedir. İslam dünyası güçlü olmak mecburiyetindedir. Çünkü yanı başımızda savaş var. Bin kilometre aşağıda başka bir savaş var. Ortadoğu, Osmanlı’dan sonra maalesef bir türlü dikiş tutmadı. Bütün bu ateş çemberinin içerisinde Cenab-ı Allah’a şükürler olsun ki Cumhur İttifakı’nın dirayetli liderliği Türkiye’yi savaşın içine sokmadı. Ama yarın dünyanın nereye gideceğini kimse bilmiyor. İşte onun için devlet dediğiniz günü değil, on yıl sonrasını, elli yıl sonrasını hesap eder.

BUGÜN TURAN BİR HAYAL DEĞİLDİR
Biz gençliğimizde duvarlara ne yazardık? “Esir Türklerlere Hürriyet .” Bize diyorlardı ki: “Nerede bu esir Türkler?” Bugün o esir denilen Türkler bağımsız devletlerini kurdular. Azerbaycan var. Kazakistan var. Kırgızistan var. Özbekistan var. Ve bugün Türk Devletleri Teşkilatı var. Biz gençliğimizde Turan derdik. Turan nedir? Türk milletinin kardeşlerinin bir araya gelmesidir. Allah’a hamdolsun, büyüklerimizin hayalini kurduğu günleri Cenab-ı Allah bize gösterdi. Ama bunların hiçbiri kendiliğinden olmadı. Karabağ otuz yıl işgal altında kaldı. Birinci Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan yalnızdı. Ama yıllar geçti. Türkiye güçlendi, Azerbaycan güçlendi. İkinci Karabağ Savaşı’nda ne oldu? Azerbaycan öz toprağını geri aldı. Bunu gören Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan neyi gördü? Bir olursak güçlü oluruz. Bir olursak toprağımızı muhafaza ederiz. Bir olursak bağımsız yaşarız. İşte Türk Devletleri Teşkilatı böyle bir anlayışın eseridir.
KERKÜK’TE BİR TÜRKMEN VALİ
Bakın daha birkaç ay önce Kerkük’te yıllar sonra bir Türkmen vali seçildi. Irak Türkmen Cephesi Başkanı Mehmet Seman Ağaoğlu Kerkük Valisi oldu. Sevindik mi? Sevindik. Peki durup dururken mi oldu? Hayır. Hiçbir şey kendiliğinden olmuyor. Devletlerin bir mücadelesi vardır. Diplomasinin bir mücadelesi vardır. Siyasetin bir mücadelesi vardır. Onun için bugün Türkiye’nin güçlü olması yalnızca Ankara’nın, Niğde’nin, İstanbul’un meselesi değildir. Türkiye güçlü olduğunda Kerkük’teki Türkmen de güçlüdür. Karabağ’daki Türk de güçlüdür. Balkanlar’daki soydaşımız da güçlüdür. Türkistan’daki kardeşimiz de güçlüdür.
MEKKE’DE ATILAN TARİHÎ İMZA
Şimdi iki gün önce çok önemli bir hadise yaşandı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Mekke’de çok önemli bir savunma anlaşmasına imza attılar. Bakın, Mekke neresi? Ümmü’l-Kurâ’dır. Şehirlerin anasıdır. Beytullah oradadır. Kâbe-i Muazzama oradadır. Hacca giden bilir, umreye giden bilir. Mekke dünyanın herhangi bir şehri değildir. Ve böyle mübarek bir beldede üç önemli Müslüman ülke bir araya geliyor. Türkiye… Pakistan… Suudi Arabistan… Ne için? Bir başkasının toprağında gözümüz olduğu için değil. Bir başkasına savaş açmak için değil. Kendi vatanımızı, kendi devletimizi, kendi insanımızı koruyabilmek ve bu belirsiz dünyada caydırıcı olabilmek için. Bu son derece önemlidir. Türkiye’nin savunma sanayiinde ulaştığı kabiliyet ortadadır. Pakistan önemli bir askerî ve nükleer güce sahiptir. Suudi Arabistan bölgenin önemli ekonomik güçlerinden biridir. Bunların bir araya gelmesi küçümsenecek bir hadise değildir. Bugün bunun dünyada nasıl yankılandığına bakın; meselenin büyüklüğünü anlarsınız. Ve biz bunu birilerine karşı düşmanlık olarak değil, kendi geleceğimizi ve kendi güvenliğimizi teminat altına alma iradesi olarak görüyoruz. İşte siyaset budur. Siyaset yalnızca seçimden seçime sandık hesabı yapmak değildir. Siyaset bazen elli sene sonrasını görmektir.
GÜÇLÜ TÜRKİYE, GÜÇLÜ TÜRK DÜNYASI, GÜÇLÜ İSLAM ÂLEMİ
Bir tarafta Türk dünyası birbirine yaklaşıyor. Bir tarafta İslam dünyasının önemli devletleri savunmada ve güvenlikte yeni iş birlikleri geliştiriyor. Türkiye bunların merkezinde bulunuyor. Peki Türkiye bunları yaparken kendi içerisinde ne yapmak zorundadır? Huzuru sağlamak zorundadır. Millî birlik ve kardeşliğini tahkim etmek zorundadır. Çünkü dışarıya karşı güçlü olmanın ilk şartı içeride bir ve beraber olmaktır.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE
Türkiye yaklaşık yarım asırdır terör belasıyla mücadele ediyor. Binlerce evladımızı şehit verdik. Ocaklara ateş düştü. Analar ağladı. Bu millet çok ağır bedeller ödedi. Milliyetçi Hareket Partisi bu mücadelede dün neredeyse bugün de oradadır. Biz terörle mücadelede bir adım geri atmadık. Şehidimizin hukukundan vazgeçmedik. Devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünden vazgeçmedik. Bayrağımızdan vazgeçmedik. Ama devlet dediğiniz yalnızca bugünü düşünmez. Devlet, terörü yalnızca dağda değil, kaynağında ve bütün unsurlarıyla ortadan kaldırmayı hedefler. Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu Terörsüz Türkiye hedefinin maksadı da budur. Silahın tamamen devreden çıktığı, terör örgütünün bütün unsurlarıyla tasfiye edildiği, milletimizin birliğinin ve devletimizin bekasının daha da güçlendiği bir Türkiye. Bunun başka bir manası yoktur. Bunun altında başka şey aramanın da manası yoktur. Bizim ölçümüz bellidir: Tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan. Bundan taviz yoktur.

DÜN PKK İLE YAN YANA GELENLER BUGÜN BİZE MİLLİYETÇİLİK ÖĞRETEMEZ
Fakat bakıyorsunuz; birtakım siyasi çevreler Milliyetçi Hareket Partisi’ne, Sayın Genel Başkanımıza ve bizlere saldırıyor. Bunların bir özelliği var: Milliyetçi Hareket Partisi bir şeye “ak” dese bunlar “kara” der. MHP “kara” dese bunlar “ak” der. Siyasetlerini MHP karşıtlığı üzerine kurmuşlar. Daha düne kadar terör örgütünün siyasi uzantılarıyla seçim ittifakı yapanlar, aynı masalara oturanlar, aynı adaylara oy isteyenler bugün kalkıp bize milliyetçilik dersi vermeye çalışıyor. Biz bunları unutmadık. Millet de unutmadı. PKK elinde silahla gezerken onun siyasi uzantılarıyla yan yana gelmekte mahsur görmeyeceksiniz; terör örgütünün silah bırakması ve kendisini feshetmesi gündeme geldiğinde de çıkıp Milliyetçi Hareket Partisi’ni suçlayacaksınız. Böyle bir siyaset olmaz. Bize Türk milliyetçiliğini kimse öğretemez. Çünkü bizim bu davada yalnızca sözümüz değil, ömrümüz vardır.
BİZ BU DAVANIN BEDELİNİ ÖDEDİK
Biz eski zaman adamıyız. 12 Eylül’ü yaşadık. Cezaevlerini gördük. Rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş ile beraber Türk milliyetçileri yargılandı. Mamak’ı gördük. İşkenceleri gördük. Yıllarca cezaevinde kaldık. Biz ceza aldıysak hırsızlıktan almadık. Yolsuzluktan almadık. Devletin malına el uzatmaktan almadık. Bizim mücadelemiz neydi? Bu ülkenin bayrağı inmesin. Ezanı dinmesin. Devleti bölünmesin. Türkiye Sovyetler Birliği’nin peyki olmasın. Türk milleti hür ve bağımsız yaşasın. Biz bunun mücadelesini verdik. Onun için bugün birileri çıkıp bize ülkücülük, milliyetçilik dersi vermeye kalktığında kusura bakmasınlar. Biz bu davayı kitaplardan okumadık; biz bu davayı yaşadık. Bedelini de ödedik.
NİĞDE’NİN BİZİM HAYATIMIZDA AYRI BİR YERİ VARDIR
Niğde bizim için yabancı bir yer değildir. Bizim Niğde ile hukukumuz yeni değildir. 1970’li yıllardan beri bu yolları biliriz. Bu topraklarda beraber mücadele ettiğimiz, beraber çile çektiğimiz, beraber yol yürüdüğümüz çok kıymetli dava arkadaşlarımız oldu. Bir kısmı bugün aramızda. Bir kısmı Hakk’ın rahmetine kavuştu. Hepsinden Allah razı olsun. Ahirete irtihal eden bütün dava arkadaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Bu dava onların omuzlarında bugünlere geldi. Bizden sonra da sizlerin omuzlarında yarınlara gidecek.

BİZİM SİYASETİMİZİN MAKSADI BUDUR
Kıymetli dava arkadaşlarım; Sözün başında sordum: “Siyasetten maksat nedir?” diye. İşte bizim siyasetten maksadımız budur. Makam için değil. Mevki için değil. Şahsi ikbal için değil. Devlet için. Millet için. Vatan için. Bayrak için. Türk dünyasının birliği için. İslam âleminin huzuru için. Evlatlarımızın geleceği için. Bu maksatla yapılan siyaset, inanıyorum ki ibadet hükmündedir. Çünkü burada şahsınız için değil, ailenizden ve vaktinizden fedakârlık ederek ülkenizin geleceği için mücadele ediyorsunuz. Bizim siyasetimiz budur. Bizim davamız budur. Bizim yolumuz budur. Ve Allah’ın izniyle bu yoldan da dönmeyeceğiz. Kıymetli dava arkadaşlarım; Bu sıcak havada sizleri biraz fazla tuttuk. Hakkınızı helal edin. 1. Olağan Niğde İl Kongremizin Milliyetçi Hareket Partimize, Niğde’mize, ülkemize ve aziz milletimize hayırlı uğurlu olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Görev alan, görev devreden, bugüne kadar bu davaya emek veren bütün arkadaşlarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yeni seçilecek il başkanımıza ve yönetimine şimdiden başarılar diliyorum. Cenab-ı Allah birlik ve beraberliğimizi daim etsin. Allah devletimize zeval vermesin. Milletimizi bölmesin. Bayrağımızı indirmesin. Ezanımızı dindirmesin. Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Beyefendi’ye sağlık, sıhhat ve uzun ömürler versin. Allah’ın selamı, rahmeti, lütfu, ihsanı ve keremi hepinizin ve hepimizin üzerine olsun. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun.