Van'da radyasyon onkolojisi birimi kuruldu

SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Medikal Onkoloji Birimi içeriğinde kurulan Kemoterapi Onkoloji Birimi, kanser hastaları için umut oldu.

Van'da radyasyon onkolojisi birimi kuruldu
06.08.2019 18:01

SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi içeriğinde hizmete açılan Radyasyon Onkolojisi Birimi ile şehirdeki kanser hastaları, tedavi amacıyla diğer illere gitmek zorunda kalmaktan kurtarılırken hastane Başhekimi Doç. Dr. Sebahattin Çelik: "Yemek borusu kanseri, Van Gölü havzasında kadınlarda, erkeklere göre iki kat daha çok. Bunun, beslenme alışkanlığına bağlı olduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.,

Son zaman önemli sağlık yatırımlarının yapıldığı, son teknolojiyle donatılan hastanelerin açıldığı ve alanında başarılı hekimlerin görev yaptığı Van, bölgenin sağlık üssü olma yolunda ilerliyor.

Birçok ilden ve komşu ülkelerden hastaların tedavi için tercih ettiği Van'da, iki ay önce hizmete açılan Medikal Onkoloji Birimi de şehirdeki önemli bir eksikliğin giderilmesini sağladı.

Daha önce İstanbul ve Ankara gibi illere gitmek zorunda kalan hastalar, iki ay önce kurulan birim vasıtası ile Van'da tedavi imkânı bulmaya başladı.

SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Sebahattin Çelik, gazetecilere yaptığı açıklamada, 700 yatak kapasiteli hastanede günde ortalama 10 bin hastaya ayakta tedavi imkânının sunulduğunu ifade etti.

Bölgede sık görülen kanser vakalarına yeni kurulan Medikal Onkoloji Biriminde müdahalede bulunduklerini belirten Çelik, böylece 3 milyon nüfusa hitap eden bölgenin en büyük hastanesinde önemli bir eksikliği giderdiklerini söyledi.

Van Gölü havzasında en fazla yemek borusu ve mide kanseri türlerinin görüldüğünü aktaran Çelik, "Dünya geneline bakıldığında daha fazla akciğer, prostat ve meme gibi kanser türleri ilk baştayken, bu bölgede yapılmış bilimsel çalışmalarda yemek borusu ve mide kanserinin çok fazla olduğu görülüyor. Yemek borusu kanseri, Van Gölü havzasında kadınlarda, erkeklere göre iki kat daha çok. Bunun, beslenme alışkanlığına bağlı olduğunu düşünüyoruz. Bölgede kadınların tandır dumanına maruz kalmasının da risk etkeni olduğunu düşünüyoruz." şeklinde konuştu.

Kanserde uzun zaman alan tedavi sürecinin ailelere sorun yarattığı gibi kamuya da ciddi maliyet getirdiğini kaydeden Çelik, yapılan çalışmalarda yemek borusu kanserinin tanısından tedavisine kadarki süreçte harcanan miktarın 2015 yılı verilerine göre 40 bin dolar olduğuna dikkati çekti.

Beslenme ve yaşam tarzının değiştirilmesiyle kanser vakalarının azaltılabileceğini aktaran Çelik, Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre kanserlerin yüzde 70'inin önlenebilir unsurlardan kaynaklandığını vurguladı.

Başka İllere gitmekten kurtuldular

Kanser tanı, tedavi, takip işlemlerini hastanede yapmaya başladıktan sonra Ankara, İstanbul gibi metropol kentlere hasta gidişinin ciddi bir oranda azaldığını dile getiren Çelik, "Yine de bu illere gitmek için sevk isteyenler var ancak gitme nedenleri yöntem veya alt yapı doktor eksikliği değil, vatandaşlarımız oradaki doktorları tercih edip diğer bir doktor görüşü daha almak istiyor." dedi.

Yorumlar