Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun seçim sürecinde yeni bir tehdit algısı oluşturmaya çalıştığını savunarak, "Netanyahu hükümeti uluslararası güvenlik açısından ciddi bir yük haline geldi." ifadelerini kullandı.
Birleşik Arap Emirlikleri merkezli The National gazetesine kapsamlı bir röportaj veren Fidan; Suriye'deki son gelişmeler, Türkiye-İsrail ilişkileri, İran-ABD gerilimi ve bölgesel güvenlik başlıklarında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
"Suriye doğru yönde ilerliyor"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye'deki güvenlik tablosuna ilişkin değerlendirmesinde, yer yer güvenlik kaynaklı sorunlar yaşansa da ülkenin genel olarak olumlu bir istikamette ilerlediğini söyledi. Şam yönetiminin iç bütünlüğünü güçlendirme ve savaşın yaralarını sarma sürecini sürdürdüğünü belirten Fidan, mevcut sorunların yönetilebilir seviyede olduğunu ifade etti.
“Suriye; yaralarını sarmak, ekonomiyi yeniden canlandırmak, insanları ülkeye geri çekmeye çalışmak, YPG/SDF sorununu, Kürtlerin haklarını, Alevi azınlığın gelecekte ne olacağını ve güneydeki problemleri ele almak açısından doğru istikamette. Bence zihniyet ve politika çerçevesi aşağı yukarı doğru yolda. Ancak uygulama açısından zaman alıyor. Şu an için bu sorunların hiçbiri çok büyük değil.”

Bölge hükümetlerinin ve uluslararası toplumun desteğiyle Suriye hükümetinin mevcut sorunların üstesinden gelebileceğine inandığını kaydeden Fidan, bunun bölgenin de çıkarına olduğunu vurguladı. Suriye için en büyük risklerden birinin İsrail’in politikaları olduğuna dikkat çeken Bakan Fidan, “İsrail’in istikrarlı, iyi, güçlü, gelişen ve büyüyen bir Suriye görmek isteyip istemediğinden emin değiliz” diye konuştu. Gazeteci Gamble’ın “İsrail’in şu an Suriye’yi aktif olarak istikrarsızlaştırmaya çalıştığına inanıyor musunuz?” sorusu üzerine Fidan, “İsrail hükümetinin bölge ülkelerine yönelik geçmiş ve mevcut politikalarına baktığınızda, evet” cevabını verdi.
"Netanyahu ve bazı kesimler, seçimler yaklaştıkça bir düşmana ihtiyaç duyuyorlar"
Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimli retorik ve olası bir sıcak çatışma riskine de değinen Bakan Fidan, iki ülke arasında açık bir çatışma yaşanması için hiçbir neden olmadığını söyledi. İsrail’deki bazı siyasetçilerin yaklaşan seçimler nedeniyle bu tür söylemlere başvurduğunu ifade eden Fidan, İsrail içinde hala sağduyulu insanların bulunduğunu belirtti. Netanyahu hükümetine yönelik eleştirilerini sürdüren Bakan Fidan, doğrudan şu değerlendirmelerde bulundu:
“İsrail’de yaklaşan seçimler yaklaştıkça, hem bazı muhalefet figürlerinden hem de Netanyahu ve çevresinden bu retoriklerin yükseldiğini görüyoruz. Tanrıya şükür ki İsrail’de hala son derece makul, iyi, bilge ve stratejik zihniyete sahip insanlar var; hepsi Netanyahu ve ekibi gibi değil. Ancak Netanyahu ve bazı kesimler, seçimler yaklaştıkça bir düşmana ihtiyaç duyuyorlar. Hamas, Hizbullah ve İran’a karşı savaş yürüttükten sonra, birilerinin kendilerine acıması ve desteklemesi için başka bir düşmana ihtiyaçları var. Bunu Türkiye’ye karşı yapmaya çalıştıkları kesin.”
Netanyahu hükümetinin politikalarının sadece Türkiye için değil, tüm dünya için bir sorun teşkil ettiğinin altını çizen Fidan, “Netanyahu hükümetinin politikaları sadece bizim için bir sorun değil, bundan kaçınmıyoruz. Onun politikaları ve hükümeti İsrail için bir yüktür, bölge için bir yüktür, uluslararası güvenlik ve ekonomik güvenlik için bir yük ve tehdittir. Bunu uzun zamandır söylüyoruz çünkü herkes buna inanıyor. Nereye giderseniz gidin, herkes Netanyahu ve politikalarının uluslararası güvenlik için bir tehdit olduğu gerçeği konusunda hemfikir” dedi. Fidan, ABD Başkanı Donald Trump’ın da bu durumu anlayıp anlamadığı yönündeki soruya ise “Öyle düşünüyorum” cevabını verdi.
“her iki tarafın da gerçekten bir ateşkes istemesi ve barış anlaşmasıyla ilerlemeyi arzulamasıdır”
NATO zirvesinde Donald Trump’ın İran ile yapılan anlaşmanın bittiğine dair açıklamaları ve sonrasındaki gelişmeler hakkında da konuşan Dışişleri Bakanı Fidan, Washington ve Tahran arasındaki iletişim kanallarına değindi. Trump’ın açıklamalarının "ateşkesin bittiği" anlamına gelmediğini, aksine bir misillemeye atıfta bulunduğunu düşündüklerini belirten Fidan, iki taraf arasında bir iletişim eksikliği ve yanlış anlaşılma yaşandığını ifade etti.
Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin nasıl uygulanacağı konusunda tarafların daha iyi bir iletişim mekanizmasına ihtiyaç duyduğunu söyleyen Fidan, İranlı mevkidaşı ile yaptığı telefon görüşmesine atıfta bulunarak şu ifadeleri kullandı:
“Bugün İranlı mevkidaşımla bir telefon görüşmesi gerçekleştirdim ve sorunun kökenine dair daha derin bir anlayışa sahip oldum. Dolayısıyla, daha iyi bir iletişime ve daha iyi çatışmasızlık mekanizmalarına sahip olmaları gerekiyor. Aynı zamanda hatalarından ders çıkardıklarını düşünüyorum, bu kesin. En iyi yanı ise, her iki tarafın da gerçekten bir ateşkes istemesi ve barış anlaşmasıyla ilerlemeyi arzulamasıdır. Bizim güvendiğimiz şey de budur. Ancak yine de her zaman bir kaza olasılığı yüzdesi mevcuttur.”