Zonguldak'ın Gökçebey ilçesinde yaşayan Safiye Kurtoğlu ve Şerife Uslu kardeşler, bir asrı aşan yaşamlarına birbirlerinden aldıkları güç ve sevgiyle devam ediyor. Hacımusa köyünde resmi kayıtlara göre 1925 yılında dünyaya gelen, aile kayıtlarına göre ise 107 yaşında olan Safiye Kurtoğlu ile 104 yaşındaki kız kardeşi Şerife Uslu, yıllardır aynı köyde farklı evlerde yaşamlarını sürdürüyor.
4 çocuk ve 17 torun sahibi Safiye Kurtoğlu ile 7 çocuk ve 35 torunu bulunan Şerife Uslu, her buluşmalarında çocukluk ve gençlik yıllarındaki gibi birbirlerine sarılarak sevgilerini gösteriyor. Yaşlarının ilerlemesine rağmen kardeşlerin birbirlerini gördüklerinde yaşadığı mutluluk dikkat çekiyor.

"Arı kovanı gibiydik"
Geçmişte çok çalıştıklarını anlatan Şerife Uslu, uzun yaşamlarının sırrının da bu çalışma temposunda olduğunu düşünüyor. Geçmişte insanların bugüne kıyasla daha fazla çalıştığını ifade eden Uslu, "Şimdi çalışan mı var? Şimdikiler çalışmıyor ki. Alafranga şimdikiler." dedi.
Mustafa Kemal Atatürk'ün vefat ettiği dönemi hatırladığını belirten Uslu, o yıllardaki yaşam şartlarını şöyle anlattı:
"Atatürk öldüğünde kocamandık. Ben onu bilmez miyim, biliyorum. Sırtımda un götürürdüm. Tabii o zaman araba yok ki. Araba nerde... Çok çalışırdık. Durmak mı vardı? Çarıkla Zonguldak'a gittim, ekmek götürmeye. Çok çalıştık. Durmak yoktu. Arı kovanı gibiydik. Harman da döverdik. Bu da çok çalışırdı. Durmak mı vardı ona. Çocuklarını büyütene kadar. Durmak mı var, boşuna mı ölmüyoruz biz?"

"Sırtlarında beşik tarlaya çift sürmeye giderlerdi"
Safiye Kurtoğlu'nun 63 yaşındaki oğlu Yaşar Kurtoğlu da annesi ve teyzesinin geçmişte oldukça zor şartlarda yaşadığını söyledi. Annesi ve teyzesinin sırtlarında beşik, yanlarında ise hayvanların yiyecekleriyle tarlaya giderek çift sürdüğünü anlatan Kurtoğlu, dönemin kıtlık ve imkansızlıklarını şu sözlerle aktardı:
“Tek un çorbası yerlerdi. Öğle vakti sıcakta ısıtabilirlerse ısıtırlardı, ısıtamazlarsa soğuk olarak yerlerdi. Yiyecek yoktu eskiden. Bu şartlar altında yaşadıklarını anlatıyorlardı. Ayaklarında çarık. Zonguldak vilayetine dahi çarıklarla gitmiş. Bu şartlar altında, yiyecek, içecek yok, ışık yok. Evlerde soba yok.”
Kardeşlerin birbirlerine duyduğu sevginin yıllar içinde hiç azalmadığını ifade eden Kurtoğlu, "Birbirlerini gördükleri zaman sarılırlar. 'Kardeşim, ne yaptın?' deyip hal hatır sorarlar. Birbirlerini çok severler. Bugün de sarmaş dolaş oldular. 'Kardeşim gelmiş' diye seviniyordu." dedi.
Uzun yaşamlarını doğal beslenmeye bağlıyorlar
Anne ve teyzesinin uzun yaşamında geçmişteki hayat tarzlarının etkili olduğunu düşündüğünü söyleyen Kurtoğlu, özellikle beslenme alışkanlıklarına dikkat çekti.
Kurtoğlu, "Şeker, tansiyon gibi hastalıklara yakalanmamaları, aşırı derecede kilo almamalarından dolayı, buna bağlıyoruz biz. Doktora götürdüğümüzde 'Allah'tan şeker vesaire yok. Bu şekilde yaşıyorlar.' diyorlar. Doktorlar da soruyorlar, 'Ne yerdiniz, ne içerdiniz önceden?' diye. Un çorbası, süt, yoğurt, mancar yediklerini söylerler. Çoğu zaman da üzümden komposto yaparlardı. Yalnız onu yerlerdi ama bu zamana kadar hayatlarını idame etmişler." ifadelerini kullandı.