Ekşiyen sütü mucizeye dönüştüren şey, doğanın kendi içinde yarattığı o laktik asit bakterileridir. Yani aslında süt kendi kendine mayalanır. Hiçbir katkı, hiçbir hazır maya gerekmez. Bu yüzden çökeleğin o hafif ekşimsi, taze taze kokan lezzeti bambaşkadır. Her kaşığında doğallık, geçmiş ve emek hissedersiniz.
Malzemeler
- 2 litre ekşimiş süt
- 1 tatlı kaşığı tuz (isteğe göre)
- Temiz bir tülbent
- Derin bir tencere

Hazırlanışı
- Sütü ısıtın: Ekşimiş sütü tencereye alın, orta ateşte yavaş yavaş kaynamaya bırakın.
- Kesmeyi bekleyin: Süt kaynamaya başlayınca, bir anda taneler ayrılır, suyu farklılaşır. İşte o an çökeleğin doğumudur.
- Süzün: Karışımı tülbentle süzün, peynir tanelerini içinde bırakın.
- Sabrın zamanı: Tülbentin ağzını bağlayıp kase üstüne asın, suyunu kendi kendine bırakmasını bekleyin.
- Tuzlayın: İsterseniz bir tutam tuzla lezzetini sabitleyin, hem dayanıklı hem nefis olur.
Sofrada Binbir Haliyle Çökelek
Taze çökeleğin tadına varmanın en güzel yolu, sabah kahvaltısında biraz zeytinyağı, pul biber ve kekikle karıştırmaktır. Sıcacık ekmeğe sürüp yediğinizde çocukluğunuza dönersiniz. İsterseniz böreklerinize koyun, isterseniz salatalara serpin. Güneşte biraz daha kurutursanız, Anadolu’nun “kurut” dediği uzun ömürlü hali çıkar karşınıza.
Ekşimiş süt, çöpe atılacak bir şey değil; doğanın bize sunduğu ikinci bir şanstır. Biraz sabırla, birkaç basit adımla sofranıza tertemiz, doğallığın kokusunu taşıyan çökeleği getirebilirsiniz.
Afiyet olsun…