Türkgün | Anne Çocuk | Hemen "Yaramaz" demeyin! Çocuğunuzdaki bu belirtiler dahilik işareti olabilir

Hemen "Yaramaz" demeyin! Çocuğunuzdaki bu belirtiler dahilik işareti olabilir

Toplumda genellikle "yaramaz", "tembel" veya "disiplinsiz" olarak etiketlenen çocukların önemli bir kısmının aslında Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ile yaşayan, yüksek potansiyelli bireyler olabileceği bilimsel olarak kanıtlandı.

Toplumda genellikle "yaramaz", "tembel" veya "disiplinsiz" olarak etiketlenen çocukların önemli bir kısmının aslında Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ile yaşayan, yüksek potansiyelli bireyler olabileceği bilimsel olarak kanıtlandı.

MUHABİR: Ayşe Akyürek

Sürekli hareket halinde olan, sorumluluklarını yerine getirirken görünmez bir engele takılıyormuş gibi davranan çocuklar çoğu zaman “yaramaz” ya da “tembel” olarak etiketleniyor. Oysa bu tablo, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) kaynaklı olabilir. DEHB; akademik başarıdan sosyal ilişkilere kadar pek çok alanı etkileyen nörogelişimsel bir farklılık olarak ortaya çıkıyor. Sorun çoğu zaman isteksizlik değil, beynin çalışma biçiminden kaynaklanıyor. Üstelik bu çocuklar yüksek potansiyele sahip olabilir. Çocukken DEHB tanısı alan ve daha sonra dünyanın en çok madalya kazanan olimpiyat sporcusu olan Michael Phelps bunun en bilinen örneklerinden biri. Auto Train Brain, konuyu “Çocuğunuz Yaramaz Değil, Ya Dahiyse?” başlıklı blog yazısında ele aldı.

Çocuğum neden odaklanamıyor?

Birçok aile, odaklanma güçlüğünü ya da aşırı hareketliliği yanlış ebeveyn tutumlarına veya disiplin eksikliğine bağlayabiliyor. Ancak bu durum sonradan gelişen bir davranış problemi değil; beynin dikkat, planlama ve dürtü kontrolünden sorumlu bölgelerindeki işlevsel farklılıklardan kaynaklanan nörogelişimsel bir süreçtir.

Sürecin temelinde büyük oranda genetik faktörler yer alıyor. Beyindeki dopamin gibi kimyasal ileticilerin işleyişindeki farklılıklar, konsantrasyon ve dürtü kontrolünü biyolojik olarak zorlaştırabiliyor. Genetik etkenlerin yanı sıra gebelik döneminde sigara ve alkol maruziyeti, erken doğum veya düşük doğum ağırlığı gibi çevresel faktörler de risk tablosunu etkileyebiliyor. Aile içindeki tutumlar ise belirtilerin şiddetini ve çocuğun başa çıkma becerisini doğrudan etkileyebiliyor.

DEHB’li olmak yaramaz olmak değildir

Sorumluluklarını yerine getirmekte zorlanan ve aşırı hareketlilik gösteren çocuklar çoğu zaman “yaramaz” olarak tanımlanıyor. Oysa bu durum yalnızca yerinde duramamakla sınırlı değil; her çocukta farklı biçimlerde ortaya çıkabiliyor. Kimi odaklanma güçlüğü yaşarken, kimi yoğun enerjisini kontrol etmekte zorlanıyor.

Aşırı hareketlilik yaşayan çocuklar içlerinde hiç durmayan bir motor varmış gibi hissedebiliyor. Dürtüsellik eşlik ettiğinde ise sırasını bekleyememe, soru tamamlanmadan cevap verme ya da sonuçları düşünmeden harekete geçme gibi davranışlar görülebiliyor. Bunlar birer yaramazlık göstergesi değil; beynin bilgiyi ve enerjiyi işleme biçimindeki farklılığın yansımalarıdır.

Zeka okul başarısıyla mı ölçülür?

Düşük notlar ya da sınıftaki dalgınlık, bir çocuğun zekâsını belirlemez. Bu alandaki en büyük yanılgılardan biri, bu çocukların kapasitesinin düşük olduğunu düşünmektir. Oysa bu nörolojik yapıya sahip bireyler arasında yüksek IQ düzeyine sahip pek çok örnek bulunuyor. Dünyayı standart kalıpların dışında algılayan bu çocuklar, yüksek yaratıcılık gösterebiliyor ve ilgi duydukları alanlarda “hiper-odaklanma” yaşayabiliyor.

Akademik güçlüklerin nedeni çoğu zaman konuyu anlamamak değil; bilgiyi organize etme ve uzun süre aynı noktada kalma konusundaki farklı işleyiştir. Tarihteki pek çok başarı hikâyesinde de bu farklı düşünme biçimi dikkat çekiyor. Michael Phelps’in çocukluk döneminde odaklanma sorunu yaşamasına rağmen enerjisini spora yönlendirerek büyük bir başarı elde etmesi buna örnek gösteriliyor.

Beyin kendi kendini nasıl eğitiyor?

Bu sürecin yönetiminde anlayış ve sabır önemli olsa da bazı durumlarda bilimsel yöntemlere ihtiyaç duyulabiliyor. Avrupa’da son dönemde yaygınlaşan nörogeribildirim (neurofeedback) teknolojisi bu yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu sistem, beynin kendi çalışma düzenini öğrenmesine yardımcı olan bir tür “beyin egzersizi” olarak tanımlanıyor.

Uygulamada çocuk, beyin dalgalarını takip eden sensörler eşliğinde bilgisayar oyunu oynuyor ya da video izliyor. Odaklanma sağlandığında oyun ilerliyor veya görüntü netleşiyor; dikkat dağıldığında ise süreç duraksıyor. Böylece beyin, dikkati toplama ve sürdürme becerisini deneyimleyerek öğreniyor. Doğru yöntemlerle desteklenen çocuklar, potansiyellerini ortaya koyma fırsatı bulabiliyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...