Türkgün | Başyazı | “Dünya Barış Konseyi” çağrısı

“Dünya Barış Konseyi” çağrısı

KAYNAK: Yıldıray Çiçek

Türkiye’nin bölgemizde gelişen olaylara karşı uzun yıllar önce aldığı önlemler; millî savunma teknolojisinde bağımsızlık alanı oluşturan üretimleri, sınır ötesi terörle mücadele operasyonları, Irak, Suriye ve İran devletleriyle sağduyu zemini üzerinde geliştirdiği işbirliği ve diyaloglar ile emperyalist planları çok önceden öngören bir vizyonla hayata geçirilen “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” stratejisi, ülkemiz adına güvenli bir alan oluşturmuştur. Bu süreçte Türk devletinin ve Cumhur İttifakı’nın imzası bulunmaktadır.

Suriye’deki gelişmelere ilişkin alınan önlemler ve geliştirilen işbirliği, bugün olgunlaşma noktasına gelmiştir. Irak’taki olumsuz gelişmelerin durulduğu gözlemlenmektedir. İran’da ise Türkiye’nin sağduyulu yaklaşımı, iç cephede daha büyük bir istikrarsızlığın oluşmasını engellemiştir. İran’ın bünyesinde milyonlarca Türk’ün bulunması ve bu kapsamda hem Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın hem de Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrılar da bu süreçte etkili olmuştur.

Türkiye, bir savaşa sürüklenmemiş; aksine, sınırlarının hemen yanı başındaki savaşın genişlemesini önlemeye yönelik sağduyulu ve diplomatik bir duruş sergilemektedir.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli de bu süreci daha da güçlendirmek adına geçtiğimiz günlerde TV100 üzerinden yaptığı değerlendirmede şu öneriyi dile getirmiştir:
“Programınızda değerlendirilen konular ışığındaki bir önerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum: Pakistan’ın başkenti İslamabad’da, İran ve ABD arasında süren görüşmelerin sonuçsuz kalması dünyada barışı tehdit eden bir netice doğurmuştur. Yaşanan gelişmeler, 3. Dünya Savaşı senaryolarının daha yüksek sesle konuşulmasına sebebiyet vermiştir. Bu şartlarda BM Genel Sekreteri António Guterres’in çağrısıyla; ABD, Rusya, Çin, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin ‘Dünya Barış Konseyi’ mekanizmasıyla yeni bir tedbir geliştirmeleri önerilmektedir. Bu girişime Türkiye’nin ev sahipliği yapabileceği de düşünülmektedir.”

Bu ve benzeri öneriler, çağrılar ve stratejik adımlar; gelişmeleri yalnızca izleyen değil, aynı zamanda tehlikeleri önlemeye ve bölgeyi kaostan kurtarmaya yönelik zihinsel bir çabanın ve ülkü sahibi olmanın bir göstergesidir.

Sayın Devlet Bahçeli, bu çağrısıyla Birleşmiş Milletler’e kuruluş misyonunu hatırlatmaktadır. Rusya ve Çin’e sorumluluk alma çağrısında bulunmakta; Avrupa Birliği’ne ise ekonomik ve enerji krizlerinin kendilerini de etkileyeceğine dair bir perspektif sunmaktadır. Girdiği çıkmazdan çıkış yolu arayan ABD’ye de dolaylı bir yol haritası önermektedir. Türkiye’nin konumunu ise barışa ev sahipliği yapabilecek donanım ve kabiliyete sahip bir ülke olarak ortaya koymaktadır. 

Aslında ortaya koyulan çok yönlü bir mesajdır. “Dünya Barış Konseyi” çağrısı hayata geçerse, dünyanın huzuru ve güveni adına somut bir adım atılmış olacaktır. Türk devleti bu çağrıya öncülük edecek girişimlere başlamalı ve gerekli adımları atmalıdır.

ABD’nin kanlı çılgınlıkları, İsrail’in öldürmeye dair sapkınlıkları önlenmezse bu kaos asla bitmez.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...