Suriye, adım adım terör örgütü YPG’den temizlenmektedir.
Suriye ordusu, PKK/YPG işgali altındaki birçok bölgeyi birer birer kontrol altına almıştır. Türkiye ve Suriye bu konuda kararlı bir duruş sergileyince, ortaya çıkan sonuç da kaçınılmaz olmuştur. Terör örgütü elinde çok az bir bölge kalmıştır. Bu kararlılıkla oralarda temizlenecektir.
YPG/SDG’nin bugüne kadar savurduğu tüm tehditlerin ve kabadayılıkların büyük ölçüde bir algıdan ibaret olduğu açıkça görülmüştür. Propaganda ile şişirilen bu yapı, sahada kâğıttan kaplan olmaktan öte bir karşılık üretememiştir.
Zira Suriye ordusu operasyonlara başlamadan önce YPG; 100 binden 300 bine varan militan gücüne sahip olduğunu iddia ediyor, olası bir harekât karşısında Suriye ordusu karşısında fırtına gibi eseceklerini, yakıp yıkacaklarını söylüyordu.
Peki, Suriye ordusu operasyonlara başlayınca YPG’li teröristler ne yaptı?
Tanklarını, toplarını ve silahlarını bırakarak arkalarına bile bakmadan kaçtılar. Yakalananlar ise hüngür hüngür ağladı. YPG’li teröristler sahada kaçarken, terör örgütünün sosyal medya trolleri ise eş zamanlı olarak “direniyoruz, çarpışıyoruz, savaşıyoruz”, “şurayı ele geçirdik, şurada saldırıları püskürttük” yalanlarıyla algı operasyonlarını sürdürdü.
Kâğıttan kaplan olduklarını, gerçek gücü görünce süt dökmüş kediye döndüklerini tüm dünya gördü. Ancak kahpe ve alçak karakterlerini sergilemeyi yine ihmal etmediler. Kaçtıkları sırada sivilleri kurşuna dizdiler; kadınları ve çocukları katlettiler. Tabka’da adeta bir katliam gerçekleştirdiler.
El işaretiyle hangi emperyalist güç çağırsa ona uşaklık eden YPG, taşeronluk yapmanın bedelini bir kez daha acı şekilde ödedi. Terör örgütünün yandaşları ise “satıldık” duygusuyla bu kez Suriye’deki ABD temsilciliklerinin önünde öfkelerini taşlarla göstermeye çalıştı.
Suriye’ye kalıcı huzurun gelmesi ve “tek devlet, tek bayrak” ilkesinin ülkenin tamamında hâkim olması için YPG’nin kökten kazınması şarttır. Bu terör yapısı var oldukça ne güven sağlanabilir ne de istikrardan söz edilebilir.
Türkiye merkezli olmakla birlikte doğrudan İran, Irak ve Suriye’yi kapsayan “Terörsüz Türkiye” vizyonu, adım adım hedefine doğru ilerlemektedir. Bu taşeron terör örgütünden kurtulmak; bölgeye huzurun, güvenliğin ve istikrarın gelmesi, dökülen kanın durması ve yitip gidecek yeni canların hayatta kalması demektir.
Bu nedenle İran, Irak ve Suriye; Türkiye’nin bu konudaki stratejilerine uyum sağlamalı ve desteğini açık, net ve kararlı biçimde ortaya koymalıdır. Kanlı bir kene gibi bölgeye yapışan bu terör örgütleri, bu ülkelerin sırtında bir yük olmaktan mutlaka çıkarılmalıdır.
Eğer bu terör örgütü gerçekten bir devlet kurma hevesindeyse, işgal ve korsan yöntemlerle devlet kurmuş İsrail’in toprakları ortadadır. Kaçarken oraya doğru kaçsınlar; bu hedefleri doğrultusunda orada buluşsunlar. Olmaz mı? Olur mu? Siyonizmin maşası hâline gelmiş Mazlum Abdi, ne dersin?
Ya da onun bunun toprağına göz diken Siyonizm yaratıkları, madem sizi bu kadar seviyor; size İsrail’den toprak versin. Sevgisini böyle göstersin size…