Türkgün | Başyazı | Muhalif medyanın algılama ve ahlak sorunu

Muhalif medyanın algılama ve ahlak sorunu

KAYNAK: Yıldıray Çiçek

Geçtiğimiz gün, “Akın Gürlek’in tapuları ve Özgür Özel’in kara propagandaları” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. CHP’ye yakın medya ve bazı çevreler bu yazıya adeta “mal bulmuş mağribi” gibi atladılar. Üstelik bunu öyle bir pişkinlikle yaptılar ki, yazının yüzde 99’u CHP’nin içine düştüğü durumu anlatırken, meseleyi Adalet Bakanı Akın Gürlek ile ilgili tartışmalara yönlendirmeye çalıştılar.

Bunu aşırı bir propaganda seferberliğine dönüştürdüklerini görünce, sosyal medya üzerinden yazımı yeniden paylaşarak şu değerlendirmede bulundum:

“İBB’ye yönelik yolsuzluk ve rüşvet davası nedeniyle köşeye sıkışan CHP ve ona yakın medya organları, yine “cambaza bak” taktiğine başvurmaktadır. Yazımın bütünü CHP’yi eleştirirken, CHP’nin bu yazı karşısında adeta “Yarabbi şükür” tavrı sergilemesi dikkat çekicidir. CHP ve ona yakın medya, Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’in kamuoyunu bilgilendiren açıklamalarını; yazımda bu bilgilendirmenin daha geniş kitlelere ulaşması gerektiğine dair vurgularımı, kendi içinde bulundukları sıkışmışlığı ve çürümüşlüğü perdelemek amacıyla kullanmaktadır. Oysa bu yazının tamamı, CHP’nin ve Özgür Özel’in çelişkilerini, inkârlarını ve tutarsızlıklarını ortaya koymaktadır. Bu nedenle hiç kimse CHP’nin “cambaza bak” oyununa aldanmamalıdır.”

CHP ve medyası olaylara hep böyle baktığı için o yüzden siyasi karakteri hep defolu görünmekte ve siyasi ahlak çizgisinde bir türlü ivme yakalayamamaktadır. Adalet Bakanı Akın Gürlek’e olan nefretleri, öfkeleri okuduklarını anlamadıkları, duyduklarını idrak edemediklerini göstermektedir.

Benim yazım, kamuoyu vicdanını tatmin etmeyi ve etik değerlerin ölçüsünü hatırlatmayı esas almaktaydı. “Ne İBB dosyasına gölge düşmelidir ne de cesaretle görevini yerine getiren Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında herhangi bir şaibe oluşmasına izin verilmelidir” ölçüsünde yaklaşmıştım.

Ancak CHP’ye yakın medya, olaylara çoğu zaman önyargılı bir perspektiften yaklaşmakta; bu nedenle objektif bir değerlendirme ortaya koyamamaktadır. Objektif olan değerlendirmeleri dahi bağlamından kopararak, kırpıp biçerek kendi siyasi menfaatleri doğrultusunda sunma pişkinliği ise çok dikkat çekmektedir.

Mansur Yavaş’ın tutarsızlıklarını siyasi manada “kendini yakma” ifadesiyle eleştirdiğimde bunu “Yıldıray Çiçek, Mansur Yavaş’ı yakmakla tehdit etti” şeklinde çarpıtan; komedyen Cem Yılmaz’ı eleştirirken onun Vahşi Batı film repliğinden esinlenerek kullandığım “Seni Kasımpaşa’dan Apaçi Selim dahi kurtaramaz…” ifadesini de “Yıldıray Çiçek, Cem Yılmaz’ı ölümle tehdit etti” diye yansıtan CHP merkezli medyaya verilecek en doğru tavsiye, medya aklı ve medya ahlakıdır.

Bir yazıyı ya da bir konuşmayı odağından çıkarıp yalnızca siyasi menfaat için kullanmak, muhalif medyada sıkça görülen bir yaklaşım hâline gelmiştir. Bu tutum zamanla bir alışkanlığa dönüşmüş, hatta kimi zaman bir refleks gibi işlemeye başlamıştır.

"Ben ne söylerim, tamburum ne çalar?" 

Yani ben ne diyorum, sen ne anlıyorsun?

Demek bizim bunlara karşı geleneğimiz olmuştur. Yıllardır değişmediler, bundan sonrada asla değişmezler…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...