MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, Pazartesi günü gazetemiz Türkgün’e “Terörsüz Türkiye” süreci hakkında çok önemli ve özel açıklamalarda bulundu. Sürecin başlangıç, gelişme ve ilerleme aşamalarını öylesine ölçülü, derinlikli ve stratejik bir üslupla izah etti ki, finale ulaşma noktasında adeta kapsamlı bir yol haritası ortaya koymuştur. Bu açıklamaları dikkatli, şuurlu ve art niyet taşımadan okuyan hiç kimsenin zihninde Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili soru işareti kalmayacaktır.
Türkiye’ye yaklaşık yarım asırdır musallat olan terör örgütünü, kendi aktörleriyle yüzleştirerek kökten ortadan kaldırmayı hedefleyen “Terörsüz Türkiye” süreci, yalnızca ülkemizde değil, “Terörsüz Bölge” hedefi kapsamında muhatap alınan İran, Irak ve Suriye’de de olumlu gelişmelere vesile olmuştur.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, “devlet aklı” denilebilecek ölçüde terörle mücadelede “Türk modeli” olabilecek milli bir strateji belirlemiştir. Ne Türk milletini herhangi bir tehlikeye atmış ne de Türkiye’nin menfaatlerine aykırı tek bir adım atılmıştır. Sağduyu sahibi herkes bu süreci desteklemektedir. Çünkü MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Türkiye’yi namus gibi koruyacağına dair güvenilirliği, milletimiz için en büyük güvencedir.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, ABD ve İsrail eliyle gerçekleştirilen bölgesel kaos eylemleri karşısında başlattığı iç cepheyi güçlendirme çağrısıyla “Terörsüz Türkiye” sürecini, terör örgütü PKK’nın kurucusu ve birleşenlerine yaptığı çağrıyla ete kemiğe büründürmüştür. Bu süreçte somut adımlar atılmaya başlanmıştır.
Ne ilginçtir ki, Öcalan’ın kurduğu siyasi partilerle defalarca ittifak yapan Müsavat Dervişoğlu, Ümit Özdağ, Yavuz Ağıralioğlu ve benzerleri bu sürece şiddetle karşı çıkmaktadır. Bu tutumun kendisi bile, karşı çıkışların ya siyasi hesap ya da ABD-İsrail menfaatleri adına yapıldığının en açık delilidir.
“Biz emri, talimatı İmralı’dan alırız” diyen DEM, Kandil, YPG, PJAK gibi yapılara İmralı’dan “Örgütü feshedin, silahlarınızı bırakın” çağrısı yaptırılması, yıllarca bu örgütlerle ittifak ve işbirliği yapan bazı modelleri neden bu kadar rahatsız etmektedir?
Teröre karşı silahlı mücadele yürütüyorsunuz, bunlar karşı çıkıyorlar.
Terör örgütünün kendi mensuplarına “örgütü feshedin, silahlarınızı bırakın” çağrısı yaptırıyorsunuz, yine bunlar karşı çıkıyorlar. Peki bunlar yerel seçimlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde niçin terör örgütüyle beraber olmaya karşı çıkmadı?
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili Türkgün gazetesi üzerinden ortaya koyduğu, tek bir soru işareti bırakmayacak nitelikteki güncel yol haritasına rağmen, hâlâ bu sürece karşı çıkanlar varsa emin olun ki onlar Türkiye düşmanıdır. Bunlar, PKK’yı taşeron olarak kullanmayı sürdürmek isteyen ABD ve İsrail’in Türkiye’deki Truva atlarıdır.
Sayın Devlet Bahçeli, “statü” ve “kurucu önderlik” gibi kavramları öylesine net ve anlaşılır bir şekilde ortaya koymuştur ki, bunlar üzerinden tezvirat yapan, iftira atanların nasıl bir karaktersiz ve art niyetli güruh olduğu bir kez daha açıkça görülmüştür.
Hele şu sözleri, kara propaganda ve kirli algı operasyonlarını kökünden bitirmiştir: “Bu doğrultuda Öcalan’ın koordinatör statüsü, örgütün tasfiye süreciyle sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla bu koordinatörlük, Kürtlerin lideri ve temsilcisi olmak, etnik ve kategorik hakların savunuculuğu gibi hususları kesinlikle kapsamamaktadır.”
“Terörsüz Türkiye” süreci hakkında kafasında hâlâ soru işareti olan, kara propaganda ve kirli algılardan etkilenen herkes mutlaka Sayın Devlet Bahçeli’nin Türkgün gazetesine yaptığı o açıklamaları okumalıdır. O açıklamalar, Türkiye’nin ve bölgenin terör belasından kurtulması yolunda bir bilgenin, bir devlet adamının en aydınlık yol göstericiliği olmuştur.
O açıklamalara kim karşı çıkıyorsa, muhakkak Türkiye düşmanlığı adına karanlık bir yönü ve işbirlikçi bir hali vardır.