Türkgün | Başyazı | Terörsüz Türkiye sürecinin stratejik kazanımları

Terörsüz Türkiye sürecinin stratejik kazanımları

KAYNAK: Yıldıray Çiçek

“Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” stratejisinin hayata geçmesinin üzerinden yaklaşık bir buçuk yıl geçti. Bu süreçte terör saldırıları nedeniyle bir tek şehit dahi verilmemiş olması çok önemli bir maddi ve manevi kazanımdır.

Ayrıca ABD ve İsrail’in terör örgütü PKK’yı Suriye ve İran üzerinde kullanma projesinin sekteye uğraması ve Türkiye’de özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde terör gölgesi altında yaşayan vatandaşlarımızın bu sürece yönelik minnet duygusu taşıması, kısa vadede elde edilen önemli kazanımlar arasında yer almaktadır.

Bölgemiz gözlerimizin önünde bir savaşın etkisi altındadır. ABD ve İsrail uçaklarla İran’ı bombalarken, İran da birçok ülkeye füze saldırıları düzenlemektedir. Yaklaşık bir aydır bu tablo devam etmektedir.

Düşünsenize; “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedeflerinin dinamikleri harekete geçirilmemiş olsaydı, terör örgütü PKK’nın Türkiye, İran, Irak ve Suriye üzerindeki ABD ve İsrail kaynaklı kaos planları çerçevesinde terör eylemlerine devam etmesi kaçınılmaz olacaktı.

Suriye’de kaos ve çatışmaların durulması, terör örgütü YPG’nin kontrolündeki bölgelerin bu yapıdan temizlenmesi ve Suriye devletinin kendi sınırları içinde hâkimiyetini sağlaması, sadece Suriye’nin değil aynı zamanda Türkiye’nin de önemli bir kazanımı olmuştur.

İran üzerinde ise ABD ve İsrail’in iç çatışma çıkarmak amacıyla terör örgütü PKK içerisindeki bazı unsurları harekete geçirmeye çalıştığı görülmüştür. Ancak bu girişimlerin başarısız olmasında, “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedeflerinin oluşturduğu atmosfer ile İran halkının sağduyulu tavrı etkili olmuştur.

Terör örgütü PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan’ın “Terörsüz Bölge” çağrıları kapsamında yaptığı şu açıklama da örgüt içindeki dinamikleri büyük ölçüde hareketsiz kılmıştır:
“PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı, ömrünü tamamlamasına ve feshini gerekli kılmıştır. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt verememektedir. Bu koşullarda silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

Bu şekildeki silah bırakma ve feshedilme kararına rağmen, terör örgütü içinde sözde bazı talepler öne sürerek direnç göstermeye çalışan bazı unsurların ise direkt ABD ve İsrail’in kucağında, korku içinde talimat beklediği bir gerçektir.

Bu sürecin başta belirttiğim kazanımları daha da güçlendirilmeli; başta ülkemiz olmak üzere bölgemizdeki her gelişmeye karşı pür dikkat kesilmeliyiz.

Türk devleti, hâlâ bölücülük tahriki yaparak bu tarihî sürecin üzerine gölge düşürmeye çalışan kim varsa, onlara karşı da gerekeni kararlılıkla yapmalıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet ve istihbarat birimleri de bu tür tahrikler karşısında, yurt içinde ve sınır ötesinde üzerlerine düşen tüm sorumluluğu aralıksız yerine getirmelidir.

Bu süreç, terörü ve bölücülüğü kökünden bitirme sürecidir. Aynı zamanda etnik fitneyi sona erdirme, kardeşlik duygusunu en güçlü şekilde hâkim kılma iradesidir.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, “Terörsüz Türkiye, doğaçlama nitelikli bir tuluat tiyatrosu değildir; özünde ve ağırlık merkezinde devlet aklı, hâkim olan ise millet ahlakıdır.” şeklindeki sözleri, süreci anlamlı bir şekilde özetlemektedir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...