Her Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ya da seçim yaklaşırken Abdullah Gül’ün ismi mutlaka gündeme geliyor. Görevini bıraktıktan sonra siyasi ve sosyal hayatta adeta bir hayalet gibi yaşayan Gül, seçim dönemlerinde hangi odaklar devreye giriyorsa bir anda en çok konuşulan isim hâline geliyor.
Özellikle son iki haftadır “Abdullah Gül Cumhurbaşkanlığına hazırlanıyor” haberleri yoğunlaştı. Yeni parti kuracağından tutun, bazı küçük partileri birleştireceğine kadar çeşitli senaryolar konuşuluyor. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın cumhurbaşkanı adayıyla ilgili “İsmini açıkladığımızda tüm Türkiye, 86 milyon ‘oh be’ diyecek” açıklaması da bu tartışmaları alevlendirdi. Adayın ismini açıklamamasına rağmen kamuoyunda “Bu aday Abdullah Gül olabilir” yorumları hızla yayıldı. Bu işleri yöneten güçlü bir iradenin, görünmez bir elin varlığı muhakkaktır.
Nitekim 2018 seçimleri öncesinde Meral Akşener de “Bizden CHP, İYİ Parti, HDP, SP gibi partilerin yan yana gelip Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı adayı yapmamız istendi” itirafında bulunmuştu.
Ancak bunu isteyenin kim olduğunu hiçbir zaman açıklamadı. Dört partiyi hedef seçip onlara “Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı adayı yapın” talimatı verenler herhâlde oldukça güçlü bir odak olmalı. Meral Akşener bu gücü ve talimatı verenleri açıkça söyleseydi, Türkiye üzerinde oynanan birçok siyasi, sosyal ve ekonomik oyunun perdeleri büyük ölçüde aralanmış olacaktı.
2018 ve 2023 seçimleri öncesi olduğu gibi, şimdi de önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Abdullah Gül’ün ismi yine yavaş yavaş piyasada ısıtılıyor. Cumhurbaşkanlığı döneminde ne tür bir performans gösterdiği tartışmalı olsa da, hâlâ kendisine efsane bir rol biçmeye çalışanlar var. Bazı odaklar her seçim öncesi bu ismi ortaya atıp bir arpa boyu yol alamasa da, adeta mevsimlik işçi gibi kullanıyor.
Peki Abdullah Gül bu girişimlerin neresinde? “Bir atmosfer deneyin bakalım” diyerek perde arkasından olayları mı izliyor, yoksa ondan habersiz, onun adına siyaset dizaynı yapanlar mı var?
Meral Akşener o dört partiye “Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı adayı yapın” çağrısı yapanları bir açıklasa, inanın bu soruların çoğu kendiliğinden netleşecektir.
Türkiye’nin yönetimi üzerinde dizayn peşinde koşan dış ve iç güçler, muhalefeti kullanarak her yolu denemeye devam edecektir. Hedefi olan düşman uyumaz; sürekli arayış ve yeni fırsatlar kollar. İşte bu yüzden ülkeden yana olanlar da uyanık olmak zorundadır. Cumhur İttifakı’nın misyonu, bu gerçeklikte Türkiye için büyük bir ihtiyaç hâline gelmiştir. Dünyada ve bölgemizde yaşananlar, Cumhur İttifakı’nın ne denli bir ülke sigortası olduğunu dost-düşman herkese göstermiştir. Abdullah Gül ise millî ve yerli politikaların tam karşı kutbunda durmaktadır. Türkiye’yi düşünenler ülkedeki her gelişmeyi dikkatle takip etmelidir. Çünkü Türkiye’nin kaderiyle oynamaya çalışanlar var…