Türkgün | Başyazı | YPG’nin kirli algıları ve propagandaları

YPG’nin kirli algıları ve propagandaları

Bir savaşta, çatışmada ya da kavgada masum insanları; özellikle kadınları, çocukları ve yaşlıları korumak, insanlığın merhamet ve vicdan sınavıdır. Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Sudan’da, Somali’de, Ukrayna’da ve Suriye’de yükselen feryadımız ve çağrılarımız hep bu sınav için değil miydi?

Hangi etnik kökenden, dinden ya da inançtan olursa olsun; masum insanlar, kadınlar ve çocuklar her türlü tehlikeden korunmalıdır. Bu bakış açısı, güncel gelişmeler çerçevesinde Suriye’nin tamamı için de geçerli olmalıdır. Kim orada sivil ve masum Araplara, Türkmenlere, Kürtlere, Dürzilere, Nusayrilere ve diğerlerine zarar veriyorsa, elbette alçağın önde gidenidir.

Bugün Suriye’de sivil ve masumlara yönelik katliamları belgeli ve görüntülü şekilde gerçekleştiren terör örgütü YPG/SDG’dir. İşgal ettiği bölgelerden kaçan ya da bu bölgelerden çıkmak isteyen insanlara zulmetmektedir. Kaç insanı bu şekilde kurşuna dizdikleri ortadadır. Rakka’da “Salih” soyadlı 12 kişilik Kürt bir ailenin 6 ferdini kurşuna dizende bunlardır. Kaç kadını ve çocuğu hapishanelere kapatıp işkence ettikleri de artık inkâr edilemez gerçeklerdir. Tüm bunlara rağmen kamuoyunda tam tersi bir algı oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Hayatını kaybeden teröristler üzerinden yürütülen propagandalara bakınca, merhum Abdurrahim Karakoç’un 1980 öncesi Türkiye manzarasını anlattığı şu dizeler ister istemez akla geliyor:

“Yüz yaşında bir ümmi kadının cesedini
Bulsa bizim solcular, seyredin manzarayı
‘Devrimci şehidimiz, katil iktidar’ diye
Tabut omuzda semt semt gezerler Ankara’yı…”

CHP’nin can yoldaşı YPG/SDG’nin; işgal ettiği ya da Suriye ordusundan ağır darbe yediği bölgelerde yürüttüğü propaganda, bundan farklı mıdır?

Yeniden Batı’nın desteğini alabilmek ve işgal ettikleri alanları elde tutabilmek uğruna her yolu denemektedirler. Ancak Suriye ordusunun vurduğu yumruk öylesine sert olmuştur ki, bu terör örgütü adeta felç geçirmiştir. Arap, Türkmen, Kürt demeden kendilerine karşı çıkan sivilleri katleden bizzat kendileridir; buna rağmen “Kürtleri katlediyorlar” yalanıyla terörizme maske takmaya çalışanlar da yine kendileridir.

“Suriye ordusunun bir mensubu, (öldürülen terörist) Kürt bir kadının saçını kesti” iddiasıyla yürütülen algı operasyonu üzerinden bir de sözde “saç örme” propagandası başlatmışlardır. Olayın sorumlusu olarak gösterilen kişi, elindeki saçın sentetik olduğunu açıklamasına rağmen bu durum teröristleri kurtarıcı bir propagandaya dönüştürülmek istenmiştir. Türkiye’deki PKK uzantılarıyla birlikte, PKK’ya destek veren İsrailli ve Avrupalı siyasetçilerin bile bu kampanyaya katılması, yürütülen uluslararası kara propagandanın boyutunu açıkça göstermektedir. Terör örgütü YPG/SDG’nin sivillere yönelik katliamlarını örtbas etmeye çalışan bu propaganda, tam anlamıyla bir yüzsüzlük örneğidir. Nitekim “Kokmuş ete tuz, yüzsüz insana söz kâr etmez” demişlerdir.

Gerçi teröristleri savunanlar insan dahi olamaz. Kadınları ve çocukları etnik köken ayırmaksızın cezaevlerine doldurup işkence eden, Kürt çocuklarını kaçırarak terörizm sisteminin bir parçası hâline getirenler hangi insanlığı savunabilir ki?

Suriye devleti, PKK’nın işgali altındaki bölgelere insani koridorlar açarak ve bölgedeki sivillere yardım paketleri ulaştırarak siviller konusundaki hassasiyetini açıkça göstermiştir. Suriye ordusu da bu bölgelerdeki tüm sivilleri koruma altına almalı; ateşkesi sürekli bozan YPG/SDG’nin terörist unsurlarına hiçbir şekilde alan bırakmamalıdır. Kürt, Türk’ün kardeşidir. Bu kardeşlik her daim sürecektir… Ancak Kürt maskesi takan Siyonizm taşeronu YPG/SDG’li teröristler, yaptıklarının bedelini mutlaka ödeyecektir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...