Suriye ordusu, terörle mücadele operasyonlarında Haseke, Kamışlı ve Ayn el-Arab hattına kadar adeta tereyağından kıl çekercesine büyük bir başarıyla ilerlemişti. Bu kararlı ilerleyişi söz konusu bölgelerde açıkça gören terör örgütü YPG, Suriye ordusuyla entegrasyon anlaşması yapmak zorunda kaldı; aksi hâlde Suriye ordusu ilerleyişini durdurmadan sürdürecekti.
Suriye güvenlik güçleri, iki gün önce yapılan anlaşma çerçevesinde Haseke ve Ayn el-Arab’ın yönetimini devralmak üzere bölgeye giriş yaptı. Dün ise Kamışlı’ya girildi. Kentteki birçok kuruma Suriye’nin resmî bayrakları asılmaya başlandı.
Bu bölgede halkı baskı altına almaya çalışan terör örgütü YPG’nin gerçek yüzü de böylece ortaya çıktı. Sivil halkın arkasına sığınarak “burada sivillere yönelik katliam var” iddialarıyla emperyalist güçlerden destek sağlamaya çalışan YPG’nin oyunu, Suriye güvenlik güçlerinin Haseke, Kamışlı ve Ayn el-Arab hattına girmesiyle bozuldu.
YPG, güvenlik güçleri bölgeye ulaşmadan önce halkın askerlere sevgi gösterisinde bulunmasını engellemek amacıyla sokağa çıkma yasağı ilan etmişti. Ancak bu yasağa rağmen bölge halkı sokaklara, caddelere ve yollara dökülerek Suriye askerlerine sevgi gösterilerinde bulundu. Bölgedeki kadınlar, sevinç ve zafer anlarında gelenek hâline gelen şekilde yollara şeker saçtı. Çocuklar ise şen şakrak sevinç çığlıkları atarak terör örgütü YPG’nin paçavralarını ayaklar altına aldı. Halk bu sevinç gösterilerini yaparken, YPG içindeki bazı unsurlar korku yaratmak amacıyla gösterilere katılan sivillerin üzerine ateş açtı.
Terör örgütü YPG’nin “Burası bizim, burası bizim bölgemiz” şeklindeki propagandası böylelikle tamamen çöktü. Tüm kara propagandaları boşa çıkan ve ağır bir yenilgiye uğrayan YPG, her ne kadar ayakta kalmaya çalışsa da Suriye’de başkaları adına yürüttüğü taşeronluk faaliyeti sona ermiştir. Elbette provokasyon girişimlerinde bulunabilir, İsrail başta olmak üzere dış güçlere yeniden yaslanma arayışına girebilir; ancak Türkiye ve Suriye’nin kararlı tutumu ve iş birliği buna izin vermeyecektir. İsrail’in bölgedeki adımları ve YPG’nin bu ülkeye yönelik kuyruk sallaması da dikkatle takip edilmelidir.
Suriye’de tesis edilen “tek vatan, tek bayrak, tek ordu” modeli, Türkiye, Irak ve İran’daki bölücü unsurların da hevesini kıracaktır. Nitekim kendi aralarındaki ayrışmalar bunun açık bir göstergesidir. Zira en büyük yatırımlarını Suriye sahasına yaparken, Suriye ordusunun kararlı ve sert karşılığıyla yüzleşmişlerdir.
“Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” hedefi, bölgenin huzuru, refahı, güvenliği ve istikrarı açısından hayati öneme sahiptir. Bu nedenle Sayın Devlet Bahçeli’nin, “Kim ve kimler, makûsun yerine makûsî tercih ediyor, gülün yerine çamura başvuruyor ve bu suretle ‘Terörsüz Türkiye’, ‘Terörsüz Bölge’ hedeflerini sekteye uğratmak için tetikte bekliyorsa, ülke ve millet aleyhine tertip içinde olan güdümlü işbirlikçidir” uyarısı, söz konusu mücadelenin taşıdığı önemi açıkça ortaya koymaktadır.
“Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge” hedefini savunanlar kazanacak, terör örgütleri ise kaybedecektir.