Birçok kişi kilo vermeye niyetlendiğinde aynı döngünün içine giriyor: ağır diyet listeleri, yorucu spor programları ve birkaç hafta sonra gelen vazgeçiş… Jessica’nın hikayesi ise tam bu noktada farklılaşıyor. Çünkü o, kendini zorlamadan, hayatını altüst etmeden ve “yapamam” dediği hiçbir şeye bulaşmadan tam 32 kilo verdi. Üstelik bunu yaparken tek dayanağı yürüyüş oldu.
Jessica sürece başladığında aynaya baktığında mutsuzdu, tartıdan kaçıyordu ve denediği her yöntemin yarım kalmasından yorulmuştu. “Bir şey yapmam gerektiğini biliyordum ama kendimi cezalandırmak istemiyordum” diyor. İşte bu düşünce, her şeyi değiştiren ilk adım oldu.

“Ne koştum ne ter döktüm”
Onun yürüyüş anlayışı, çoğumuzun gözünde canlanan tempolu spor yürüyüşlerinden çok uzakta. Jessica, hızlı adımlar atmaktan özellikle kaçındı. Nefes nefese kalmadı, kendini zorlamadı. Hatta yürürken müzik dinledi, bazen telefonda konuştu, bazen sadece etrafı izledi.
“Yürüyüş benim için bir görev değil, kendime ayırdığım bir zaman oldu” diyerek süreci özetliyor.
İlk günlerde 20 dakikayla başladı. Bazı günler üşendi, bazı günler ertelemek istedi ama tamamen bırakmadı. Günler geçtikçe yürüyüş süresi kendiliğinden uzadı. Çünkü vücudu alışmıştı, zihni direnmemeye başlamıştı.

Yasaklar yok, suçluluk yok
Jessica’nın hikâyesini bu kadar gerçek yapan şeylerden biri de katı diyetler uygulamaması. Sevdiği her şeyi hayatından çıkarmadı. Sadece biraz daha dikkatli olmaya başladı. “Bir tabak daha almayabilirim” demeyi öğrendi. Canı tatlı istediğinde kendini cezalandırmadı, sadece dengeledi.
Yürüyüşle birlikte iştahının da doğal olarak değiştiğini fark etti. Daha hafif yemekler tercih etmeye başladı. Zorla değil, içinden gelerek.

Tartıdan çok hayata döndü
Altı ayın sonunda gelen 32 kilo kaybı, Jessica için sürprizdi ama asıl kazancı bu değildi. Sabahları daha rahat kalkmak, merdivenleri durmadan çıkabilmek, aynaya bakarken kaçmamak…
“İlk kez kendimle barıştım” diyor.
Bu süreç ona sadece kilo verdirmedi; sabrı, kendine şefkati ve istikrarın gücünü de öğretti.

Küçük adımlar, büyük değişim
Jessica’nın hikayesi şunu hatırlatıyor: Herkes spor salonuna gitmek zorunda değil, herkes ağır diyetler uygulamak zorunda da değil. Bazen gerçekten her gün atılan küçük bir adım, hayatın yönünü değiştirmeye yetiyor.
Ve evet… Bazen en sade yol, en etkili yol olabiliyor.