Ramazan ayı, beslenme düzenindeki köklü değişiklikler nedeniyle vücudun adaptasyon sürecine girdiği özel bir dönemdir. Gün boyu süren açlığın ardından mideye aniden yüklenmek; kan şekerinde dalgalanmalara, sindirim problemlerine ve beklenmedik kilo artışlarına neden olabiliyor. Beslenme ve diyet uzmanları, Ramazan’ın doğru değerlendirildiğinde vücut için bir detoks ve kilo verme fırsatı olabileceğini, ancak bunun yolunun bilinçli bir sahur ve dengeli bir iftardan geçtiğini belirtiyor.
"Sahuru Atlamak Metabolizmayı Yavaşlatıyor"
Uzmanlar, sahurun sadece bir ara öğün değil, metabolizmanın işleyişi için kritik bir ana öğün olduğunu vurguluyor:
Kalori Açığı ve Kas Kaybı: Sahuru atlamak vücutta ciddi bir kalori açığı oluşturur. Uzun süre yetersiz beslenen vücut, bu duruma metabolizmayı yavaşlatarak tepki verir, bu da kilo vermeyi zorlaştırır ve kas kaybına yol açabilir.
Kan Şekeri Dengesi: Sahur yapmak, gün içindeki stres hormonu (kortizol) seviyelerini dengede tutarak açlığın vücut üzerindeki baskısını azaltır.

İftar İçin "15 Dakika" Kuralı
İftar sofrasında yapılan en büyük hata, hızlı ve ağır yemek tüketimidir. Sağlıklı bir geçiş için şu adımlar öneriliyor:
Açılış: Oruç su ve lif kaynağı olan bir adet hurma ile açılmalıdır.
Mola: Hafif bir çorba ve salatanın ardından ana yemeğe geçmeden önce 10-15 dakika beklenmelidir. Bu mola, sindirimi kolaylaştırır ve tokluk hissinin beyne ulaşmasına zaman tanır.
Lif Tüketimi: Ramazan'da sık görülen kabızlık sorununu önlemek için sebze ve lifli gıdalara ağırlık verilmelidir.
Porsiyon Kontrolü ve Protein Desteği
Pide ve tatlı gibi yüksek karbonhidratlı gıdaların porsiyon kontrolüyle tüketilmesi gerektiğini hatırlatan uzmanlar, sahurda tok kalmanın sırrını paylaşıyor:
Protein Kaynakları: Yumurta, peynir, yoğurt gibi besinler mutlaka sahurda yer almalı.
Sağlıklı Yağlar: Ceviz, zeytin gibi sağlıklı yağlar proteinle birleştiğinde tokluk süresini uzatır.