Türkgün | Bilim Teknoloji | Türk SİHA’larına yeni görev! Elektronik harp kabiliyeti dünyada az ülkede var

Türk SİHA’larına yeni görev! Elektronik harp kabiliyeti dünyada az ülkede var

Türkiye’nin insansız hava aracı (SİHA) teknolojisinde ulaştığı seviye yeni bir aşamaya geçti. Donanmaya bağlı insansız sistemlerin elektronik destek ve elektronik taarruz podlarıyla görev yapması, dünyada yalnızca sınırlı sayıda ülkenin sahip olduğu bir kabiliyet olarak öne çıkıyor. NATO açısından da kritik görülen bu yetenek, Türkiye’nin savunma alanındaki stratejik gücünü daha da artırıyor.

Türkiye’nin insansız hava aracı (SİHA) teknolojisinde ulaştığı seviye yeni bir aşamaya geçti. Donanmaya bağlı insansız sistemlerin elektronik destek ve elektronik taarruz podlarıyla görev yapması, dünyada yalnızca sınırlı sayıda ülkenin sahip olduğu bir kabiliyet olarak öne çıkıyor. NATO açısından da kritik görülen bu yetenek, Türkiye’nin savunma alanındaki stratejik gücünü daha da artırıyor.

KAYNAK: TRT Haber

Türkiye, insansız hava araçlarını geliştiren ilk ülke olmasa da bu sistemleri en etkin şekilde kullanarak yeni operasyonel doktrinler oluşturabilen başlıca aktörlerden biri haline geldi. Başlangıçta İHA ve SİHA’lar ağırlıklı olarak keşif, gözetleme ve istihbarat görevlerinde kullanılırken, daha sonra yerli mühimmatların entegrasyonuyla sahadaki etkileri belirgin şekilde arttı ve bu platformlar kritik bir “oyun değiştirici” unsura dönüştü.

Günümüzde ise Türkiye’nin geliştirdiği İHA/SİHA sistemleri, yalnızca hedef tespit edip imha etme kapasitesinin ötesine geçebilecek kabiliyetlere işaret ediyor. Son olarak Denizkurdu-II Tatbikatı kapsamında gerçekleştirilen görevler, bu sistemlerin gelecekte üstlenebileceği çok daha geniş kapsamlı roller açısından dikkat çekici bir örnek olarak değerlendiriliyor.

Türk SİHA’larında yeni dönem: Elektronik taarruz kabiliyeti devreye alındı

Denizkurdu-II Tatbikatı kapsamında TCG Anadolu üzerinde konuşlu Bayraktar TB-3 SİHA’nın, ASELSAN tarafından geliştirilen elektronik harp podlarıyla görev yaptığı bildirildi. Bu gelişme, insansız hava araçlarının görev tanımında önemli bir genişlemeye işaret ediyor.

Söz konusu sistemlerden ANTIDOT 2-U/ES 100, elektronik destek kabiliyeti sağlayarak düşman radarlarının konumlanması ve kritik sinyal bilgilerinin tespit edilmesine imkân tanıyor. Diğer pod olan ANTIDOT 2-U/EA 200 ise elektronik taarruz görevini üstlenerek düşman sistemlerini baskılama ve karıştırma kapasitesiyle öne çıkıyor.

Uzmanlar, gemi üzerinden havalanan bir SİHA’nın ilk kez elektronik taarruz görevlerinde kullanılmasının, insansız sistemler açısından önemli bir eşik olduğunu değerlendiriyor. Bu kabiliyetin, Türkiye’nin savunma teknolojileri kadar müttefik ülkelerle ortak operasyon kabiliyetleri açısından da stratejik bir gelişme olduğu ifade ediliyor.

Türk Donanması büyük bir kabiliyet kazandı

Bahsettiğimiz elektronik destek ve elektronik taarruz görevlerinin insansız sistemlerle yapılması büyük bir yenilik. Türk donanması havadan bu işleri yapabilmek için deniz karakol uçaklarını ve denizaltı savunma harbi helikopterlerini kullanıyordu. Hava Kuvvetleri ise çeşitli özel görev uçaklarını kullanıyordu.

Ancak her iki senaryoda da insan faktörünü riske atmak gibi ciddi bir handikap vardı. Ya görevin yapısı gereği çok ciddi riskler alıp düşmana gereğinden çok yanaşıyordunuz ya da yeterince yaklaşamadığınız için istenen sonucu alamıyordunuz.

İşte Türkiye buna çözüm üretti. Son derece gelişmiş ve neredeyse bir tüy kadar hafif olan podları geliştirdi. Bunları platformlarına entegre ederek çok değerli bir ilke imza attı. Hafif olması önemli. Çünkü insansız hava araçları ne kadar az yükle kalkarsa havada kalış süresi ya da menzili de o kadar artabiliyor.

Geldiğimiz noktada bu podları yüklenmiş Türk SİHA’ları sadece denizlerdeki düşman gemilerine karşı kullanılmayacak. Ada-adacık gibi yerlerde kritik hedeflerin tespit ve imhasında, kıyılarda konuşlu stratejik noktaların vurulmasında çok etkili bir güce erişilecek.

NATO’da ABD ve Türkiye dışında yapabilen bir ülke yok

Bilindiği üzere Türkiye yakın gelecekte NATO zirvesine ev sahipliği yapacak. Ankara’ya gelen başkanlar ve heyetlerin bir gözü de Türk savunma sanayiinde olacak. Denize konuşlu bir gemiden SİHA kaldırıp elektronik taarruz yapabilen tek ülkenin Türkiye olması bu noktada dikkate değer.

Ayrıca insansız sistemlere elektronik destek ya da elektronik harp podu ekleyebilen ülke sayısı da bir elin parmaklarını geçmiyor. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre Türkiye ve ABD dışında bu kabiliyeti yapabildiğini gösteren bir NATO üyesi ülke yok.

Haliyle bu durum, elektronik destek ve elektronik taarruz görevleri üstlenebilen Türk SİHA’ları için Avrupa başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında çok ciddi bir ihracat potansiyelini de beraberinde getiriyor.

Ankara ortaya koyduğu bu yol haritasıyla SİHA’yı, mühimmatını, elektronik harp podlarını, gelişmiş sensör ve kameralarını kendi başına üretebildiğini dünyaya ilan ediyor. Yani Türkiye’nin bu konuda kapısını çalan ülkeler hazır ve dört dörtlük bir ekosistemle tanışmış oluyor.

Son bir parantez de Türkiye’nin yakın gelecekte bu alandaki diğer hedefi için açalım... Baykar tarafından geliştirilen AKINCI’ya elektronik harp ve taarruz konularında en gelişmiş sistemlerin entegre edilmesi için çalışmalar devam ediyor. Bu proje tamamlandığında Türkiye, HAVA-SOJ gibi son derece kritik bir işi insansız hava aracıyla yapmayı başaran ender ülkelerden biri olacak.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...