Türkiye'nin NATO'daki ittifak önceliklerinden uzaklaştığını iddia eden "rapor", Müslüman Kardeşler yapısının Türkiye tarafından kullanıldığını öne sürdü.
TRUMP'A YAKIN İSİMDEN FDD'YE TEPKİ
Donald Trump'ın ilk başkanlık döneminde Almanya Büyükelçisi olarak atadığı eski ABD Ulusal İstihbarat Direktör Vekili Richard Grenell, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımla FDD'ye tepki gösterdi.
“TÜRKİYE AYRILIRSA İTTİFAK SONA ERER”
Grenell, "Türkiye, 1952'den beri NATO üyesidir. Türkiye ayrılırsa ittifak sona erer." ifadelerini kullandı.

FDD ÖRGÜTLENMESİ, ABD YÖNETİMİNİ ORTA DOĞU'DA SAVAŞA SÜRÜKLEME ÇABASINDA
ABD’de 2001'de İbranice "gerçek" anlamına gelen “Emet” adıyla kurulan FDD’nin kurucuları arasında ABD'li Yahudi milyarderlerden Bernard Marcus, Sheldon Adelson ve Leonard Abramson gibi önemli isimler yer aldı.
Başlangıçta misyonu "İsrail'in Kuzey Amerika'daki imajını iyileştirmek" şeklinde tanımlanmış görünen yapı, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından odağını "ulusal güvenlik, terörizm ve dış politika" başlıklarına kaydırdı.

Kuruluşun fikir babası ve halen başında bulunan Clifford May, geçmişte gazetecilik yaptıktan sonra Cumhuriyetçi Parti’de görev alıp karar alıcılar üzerindeki mesaisini artırdı.
FDD, özellikle Orta Doğu politikaları, İran’a yönelik yaptırımlar ve İsrail’in güvenliği konularındaki agresif faaliyetleriyle öne çıktı.
Kuruluş, uzun yıllardır İran'ı da hedefine yerleştirerek, askeri ve ekonomik araçlarla Tahran yönetiminin üzerine gidilmesini savundu.
ABD’de 2015 yılında imzalanan İran nükleer anlaşmasına karşı yürütülen kampanyalarda FDD aktif rol üstlendi.
FDD kadroları, ABD Kongresi’ndeki oturumlara ve lobi faaliyetlerine katılıp İran'la anlaşmaya karşı argümanları savundu.
ABD medyasını da etkilemek için yoğun çalışmalar yürüten FDD, yönetim üzerinde kamuoyu baskısı kurmayı amaçladı.
FDD'NİN FİNANSMAN YAPISI TARTIŞMA KONUSU
FDD, kendisini “partilerüstü” bir düşünce kuruluşu olarak tanımlasa da Cumhuriyetçi çevrelerle daha yakın bir ilişki yürütüyor.
Son yıllarda FDD faaliyetleri ABD'deki siyasi kutuplaşmaya hizmet etmesi nedeniyle de eleştiriler aldı.
Kuruluş, finansmanını uzun yıllardır İsrail yanlısı faaliyetleri destekleyen iş insanları ve fonlardan sağlıyor.

FDD'NİN TÜRKİYE KARŞITLIĞI MİSYONU
FDD'nin Türkiye hakkında yazdırdığı makale ve raporlarda özellikle Türkiye’nin son yıllarda NATO'nun kuruluş çizgisinden uzaklaştığı, "Batılı değerleri benimsemediği" iddiası işleniyor.
Kuruluş, Ankara yönetiminin özellikle Müslüman Kardeşler ile ideolojik ve siyasi yakınlık geliştirdiğini, bu hareketin bazı mensuplarına barınma ve faaliyet imkanı sağladığını iddia ediyor.
Türkiye’nin Orta Doğu politikasındaki yaklaşımının, bölgesel dengeler üzerindeki etkisinden rahatsızlığının dile getirildiği analizlerde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki (KKTC) TSK varlığı ve Suriye'ye aktif Türk dış politikasından duyulan rahatsızlıklar vurgulanıyor.

FDD faaliyetlerinde, ABD kamuoyu ve karar alıcıları nezdinde Türkiye'nin İsrail açısından gelecekte bir tehlike oluşturabileceği algısı inşa ediliyor.
Kuruluşun istihdam ettiği ve Türkiye karşıtı yazılara odaklanan Sinan Ciddi'nin, 28 Şubat'ta ABD-İsrail saldırılarının başlamasından 3 gün sonra yayınladığı bir makalede, Türkiye'nin ABD'ye saldırılar konusunda yardımcı olmadığı ifade edildi.
ABD'deki çevrelere "Türkiye'nin İsrail açısından tehdit olduğu" mesajını vermeye devam eden Ciddi, bir diğer makalesinde, İsrail'in Somaliland'ı tanıma kararının Türkiye ile İsrail'i karşı karşıya getirebileceğini vurguladı.
Söz konusu şahıs diğer yazılarında ise "Türkiye'nin NATO üyeliğinden çıkarılması yönünde algı oluşturmaya" çalışarak "Türkiye'ye hiçbir koşulda F-35 uçaklarının verilmemesi gerektiği" şeklinde iddialarda bulundu.
11 Eylül 2025'te İsrail'deki Haaretz gazetesine yazan Ciddi, Türkiye ve İsrail'in arasında çıkabilecek olası savaş senaryosunu dillendirdi.