ABD ve İsrail, Tahran ile Washington arasında diplomatik temasların sürdüğü bir dönemde, 28 Şubat’ta İran’a yönelik askeri operasyon başlattı.
İran ise bu saldırılara karşılık olarak yalnızca İsrail’i değil, aynı zamanda ABD’nin askeri varlık bulundurduğu Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’de belirlediği hedefleri de vurdu.
Gerçekleştirilen ABD-İsrail saldırılarında, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in de aralarında bulunduğu çok sayıda üst düzey isim hayatını kaybetti.
"İRAN, ÖZGÜR İNSANLARA İLHAM OLMAKTADIR"
Bakanlar Kurulu toplantısında açıklamalarda bulunan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, "ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşın sonra ermesine ilişkin verilecek her türlü karar, İran halkının güvenliği ve çıkarlarının garanti altına alınmasına bağlı" şeklinde konuştu.
Ordunun gösterdiği direniş ile İran halkının savaş süresince ortaya koyduğu ulusal birliğin ülkenin mevcut kritik koşulların üstesinden gelmesindeki en değerli etkenlerden biri olduğunu vurgulayan Pezeşkiyan, ülkenin çeşitli kentlerinde özellikle akşam saatlerinde düzenlenen 'yönetime destek' gösterilerin önemine de değinerek, "Halkın akşamları toplanması çok değerli. İran, özgür insanlara ilham olmaktadır" dedi.

"CEHENNEMDEN KİMSE EVİNE GERİ DÖNEMEZ"
Pezeşkiyan'ın Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif de sosyal medya hesabından ABD'nin Hark Adası'na çıkarma yapma hazırlıkları hakkında açıklama yaptı.
Arif, "Trump, yalnızca (Hark adasına) asker gönderme kararı alabilir ancak askerlerin geri dönüşleri ile ilgili karar ona ait olmaz. Çünkü cehennemden kimse evine geri dönmez" ifadesini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump, Financial Times gazetesine verdiği röportajda İran'ın petrolünü 'alma' isteğini dile getirerek ülkenin ana ihracat merkezi Hark Adası'nın ele geçirilmesinin seçenekler arasında olduğunu belirtmişti.