“Çıkar Amaçlı İmamoğlu Suç Örgütü” davasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan iş insanı Aziz İhsan Aktaş, duruşmada İBB’de bulunduğunu iddia ettiği “sistem”in nasıl işlediğine dair açıklamalarda bulundu. Aktaş, bazı şirketlerin hak ediş ödemelerinin bilinçli şekilde geciktirildiğini, ödemelerin yapılması için belirli miktarlarda para istendiğini ve bu taleplerin karşılanmaması halinde firmaların mevcut işlerinin olumsuz etkilenmesi yönünde baskı uygulandığını ileri sürdü.
“Sistem” iddiasını mahkemede anlattı
Aktaş, iş insanlarının belediyelerden doğan alacaklarının ve hak edişlerinin bir baskı unsuru haline getirildiğini savundu. Mevcut sözleşmelerin feshedilmesi, yeni işlerin engellenmesi ile imar ve ruhsat süreçlerinde sorun çıkarılması gibi yöntemlerle baskı uygulandığını iddia eden Aktaş, belirli tutarlarda ödeme yapılmadan yasal alacakların tahsil edilmesinin zorlaştırıldığını öne sürdü.
Aktaş, mahkemede “Sistem adındaki yapıya alacağınızın belli bir oranını vermeden yasal alacaklarınızı alamazsınız” şeklinde beyanda bulundu.
“Amaç siyasi finansman sağlamaktı” iddiası
Aktaş, söz konusu yapının başında Ekrem İmamoğlu’nun bulunduğunu iddia etti. Para taleplerinin ise İBB iştiraklerinden sorumlu başkan danışmanı Ertan Yıldız, başkan danışmanı İbrahim Bülbüllü, CHP eski Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat ile diğer aracılar üzerinden iletildiğini öne sürdü.
Sistemin amaçlarından birinin İmamoğlu’nun siyasi faaliyetlerinin finansmanı olduğunu savunan Aktaş, iş insanlarından baskı ve zorlama yoluyla para toplanmasının kamu gücünün kötüye kullanılması anlamına geleceğini söyledi.
Florya’daki toplantıya ilişkin “yüzde 10” iddiası
Aktaş’ın savunmasında öne çıkan başlıklardan biri de Florya Başkanlık Konutu’nda yapıldığını belirttiği toplantı oldu.
İETT’de faaliyet gösteren Meyda şirketinin temsilcisi Fatih Yadoğlu’nun ifadelerine de değinen Aktaş, toplantıda İbrahim Bülbüllü’nün, İETT ile çalışan veya çalışmak isteyen şirketlerin oluşturulan “havuz”a ödeme yapması gerektiğini söylediğini öne sürdü.
Ulaşım AŞ sahibi Remzi Baka’nın beyanını da mahkemeye aktaran Aktaş, ihaleler üzerinden yüzde 10 pay talep edildiği yönündeki ifadeye dikkat çekti.
Aktaş, farklı şirket temsilcilerinin ifadelerinde benzer yöntemlerin anlatıldığını belirterek, önce hak edişlerin bekletildiğini, ardından talep edilen paranın verilmemesi halinde ödeme yapılmayacağının söylendiğini iddia etti.
5 milyon liralık ödeme iddiası: “İmamoğlu’nun talimatı” denildi
Aktaş, 2024 yerel seçimleri öncesinde dönemin CHP mali işlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın kendisini aradığını öne sürdü.
Karabat’ın İstanbul’daki CHP’li belediyelerden ihale alan şirketlerin seçim çalışmalarına para vermesi gerektiğini söylediğini iddia eden Aktaş, ödeme yapılmaması halinde şirketlerin gelecekte iş alamayacağı ve mevcut hak edişlerinin ödenmeyeceği yönünde tehditte bulunulduğunu savundu.
Aktaş ayrıca, kendisine söz konusu talebin “Ekrem İmamoğlu’nun talimatı” olduğunun söylendiğini öne sürdü.
Sheraton görüşmesinin ardından 5 milyon TL iddiası
Telefon görüşmesinin ardından Özgür Karabat ile Esenyurt’taki Sheraton Otel’de görüştüğünü anlatan Aktaş, görüşmede Mesut Aykın’ın da bulunduğunu belirtti.
Aktaş, Karabat’ın kendisinden 5 milyon TL istediğini ve ödeme yapılmaması halinde kendisine ve yakınlarına ait şirketlerin hak edişlerinin ödenmeyeceğini söylediğini iddia etti.
Milyonluk ödeme iddiasına banka ve HTS kayıtları
Aktaş’ın mahkemeye aktardığı Ömer Güngör’ün ifadesine göre, 6 Mart 2024’te 5 milyon TL Kuveyt Türk Kuyumcukent Şubesi’nden nakit olarak çekildi ve İkitelli Başak Petrol’de Sırrı Küçük’e teslim edildi.
Aktaş, bu iddiayı desteklemek amacıyla banka dekontu ile HTS baz uzman mütalaasını mahkeme ekranına sundu.
5 milyon TL’nin saat 15.44’te bankadan çekildiğini belirten Aktaş, Ömer Güngör ile Sırrı Küçük’ün telefonlarının 16.52 ve 16.53’te Başak Petrol çevresinde ortak baz verdiğini ifade etti.
970 bin dolarlık ödeme iddiası: Adres Kilyos’taki otel
Aktaş, savunmasının devamında 141 numaralı eylem olarak geçen olaya ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Kardeşlerinin şirketlerinin İBB iştiraklerinden doğan alacaklarının kasıtlı olarak geciktirildiğini iddia eden Aktaş, Ertan Yıldız ve Burak Korzay üzerinden “Ekrem İmamoğlu’nun talimatı” denilerek 970 bin dolar istendiğini öne sürdü.
Kilyos’taki otelde dikkat çeken teslimat iddiası
Aktaş, 19 Ocak 2024’te 970 bin doları Kilyos’taki Çilya Otel’e götürerek otel sahibi Emre Eken’e bıraktığını anlattı.
Burak Korzay ve Emre Eken’in ifadelerinin de teslimata ilişkin anlatımları desteklediğini savunan Aktaş, Eken’in kendisine “Bir çanta sana bırakayım, belediyeden gelip alacaklar” dediğini mahkemeye aktardı.
Aktaş ayrıca banka kayıtlarında 970 bin doların saat 11.11’de Kuveyt Türk Altunizade Şubesi’nden çekildiğini, HTS kayıtlarında ise kendisinin 13.14’te Kilyos’taki otelin bulunduğu bölgede olduğunun görüldüğünü belirtti.
İETT şirketlerine yönelik “yüzde 10” talebi
Aktaş’ın üçüncü anlatımı ise İETT’de faaliyet gösteren şirketlere ilişkin 142 numaralı eylem oldu.
Şefik Ok aracılığıyla şirket temsilcilerinin önce Küçükçekmece’de toplandığını, daha sonra Florya Başkanlık Konutu’ndaki toplantıda İbrahim Bülbüllü tarafından “sistem”in şartlarının anlatıldığını öne süren Aktaş, taleplerin kabul edilmemesi halinde sözleşmelerin yürütülmesinde zorluk çıkarılacağının ve hak edişlerin ödenmeyeceğinin bildirildiğini iddia etti.
Aktaş, talep edilen miktarın ise sözleşme bedelinin yüzde 10’u olduğunu söyledi.

Dört yıla yayılan ödeme iddiası: Toplam 84,8 milyon TL
Aktaş, 2020-2024 yılları arasında toplam 84 milyon 857 bin 500 TL ödeme yaptıklarını da mahkemede beyan etti.
Paraların İbrahim Bülbüllü ve onun yönlendirdiği Ebubekir Akın’a teslim edildiğini söyleyen Aktaş, 18 para çekme dekontu ve 17 teslimat bulunduğunu ifade etti.
İlk 5 milyon TL’lik ödemenin banka dekontunu ve Esenyurt’taki Opet akaryakıt istasyonunda Ebubekir Akın’a yapıldığını söylediği teslimata ilişkin kayıtları da mahkemeye sundu.
“Rüşvet değil, irtikap” savunması
Aktaş, gerçekleştirdiğini kabul ettiği para teslimatlarının yeni bir ihale veya haksız menfaat elde etmek amacıyla yapılmadığını savundu.
Mevcut ve hukuken doğmuş hak edişlerini tahsil edebilmek için baskı altında ödeme yapmak zorunda bırakıldıklarını öne süren Aktaş, bu nedenle söz konusu ödemelerin rüşvet değil, irtikap kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Aktaş, ödemelerin gönüllü olarak yapılmadığını, mevcut hak edişlerin alınabilmesi için talep edildiğini ve zorunlu şekilde gerçekleştirildiğini savundu.
“Talimatın dayandığı makam değişmedi” iddiası
Aktaş, mahkemedeki anlatımının sonunda üç ayrı eylemin aynı sistem içerisinde gerçekleştiğini öne sürdü.
22 numaralı eylemde Özgür Karabat üzerinden 5 milyon TL, 141 numaralı eylemde Ertan Yıldız-Burak Korzay hattından 970 bin dolar, 142 numaralı eylemde ise Florya’daki toplantının ardından yıllara yayılan yüzde 10’luk ödemelerin talep edildiğini belirten Aktaş, “Talepleri ileten ve parayı teslim alan kişiler değişmiş ancak talimatın dayandırıldığı makam, kullanılan baskı yöntemi ve amaç değişmemiştir.” ifadelerini kullandı.
Aktaş, mahkemede aktardığı olayların banka dekontları, HTS baz kayıtları, para teslimlerinde bulunan kişilerin ifadeleri ve dosyadaki diğer delillerle örtüştüğünü savundu.