Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantı 2 saat 15 dakika sürdü.
Toplantı ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan önemli açıklamalarda bulundu.
Erdoğan'ın konuşması şu şekilde:
Dünyada ve ülkemizde önemli gelişmelerin yaşandığı bir seneyi bırakıp büyük umutlarla önümüze bakıyoruz. Yeni yılın tüm insanlığa hayırlar getirmesini vesile ediyorum. 2025 yılı boyunca Türkiye'nin büyümesi için ter döken herkese teşekkür ediyorum. Kahraman şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Geçen hafta DEAŞ'lı teröristlerin hayattan kopardığı 3 emniyet mensubumuza bir kez daha yüce Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Muhterem ailelerine ülkem ve milletim adına şükran sunuyorum.
"büyük bir aileyiz"
Türk milleti olarak bizler 86 milyon insanımız ve yurt dışındaki 7 milyonu aşkın kardeşimizle gerçekten büyük bir aileyiz. Dünyanın farklı köşelerinde helal rızık mücadelesi veren milyonlarca kardeşimiz de canımızdan bir parçadır. Ankara'daki, Adıyaman'daki, Diyarbakır, Bursa, Trabzon, Tekirdağ'daki ve diğer tüm vilayetlerdeki vatandaşlarımız neyse dünyanın farklı köşelerinde hayat, haysiyet, helal rızık mücadelesi veren milyonlarca kardeşimiz de canımızdan bir parçadır.
Siyasi görüşten, kökenden, mezhep ve meşrepten olursak olalım hepimiz şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanın sevdalılarıyız. 86 milyon olarak kardeşiz, kaderdaşız. Ezelden ebede biriz ve beraberiz. 27 Aralık'ta vefatının 89. sene-i devriyesinde bir kez daha rahmetle andığımız İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif'in Safahat'ından süzülen şu mısralar bizim pusulamızdır. Bakınız ne diyor o büyük şair: 'Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.'
İşte bu şuurla tefrikayı, fitneyi, bozgunculuğu kapımıza yaklaştırmadan ebedi ve ezeli kardeşliğimize hep birlikte sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor.
Elbette bunu söylerken şunu da aklımızdan çıkarmıyoruz: Bir dağ ne kadar uluysa başındaki duman da o derece koyu olur. Bizi de ayırmak isteyenler, aramıza nifak sokmak isteyenler, bizi birbirimize düşürmek isteyenler daima olmuştur ve olacaktır.
“TERÖR SORUNUNU KÖKTEN ÇÖZECEĞİZ”
Daha önce de çeşitli vesilelerle ifade ettiğim gibi, yılın bu ilk günlerinde bir kez daha altını çizerek söylüyorum: On yıllardır farklı biçimlerde mücadele ettiğimiz terör belası, Türkiye’nin ayağına vurulmuş emperyalist bir prangadır. DAEŞ’inden FETÖ’süne, DHKP-C’sinden PKK’sına kadar tüm gayrimeşru yapılar, bu amaç doğrultusunda birer aparat olarak kullanılmıştır.
Kahraman güvenlik kuvvetlerimizin destansı mücadelesi, savunma sanayimizdeki atılımlarımızın ülkemize kazandırdığı imkânlar, hak ve özgürlükler alanında hayata geçirdiğimiz tarihî reformlar ve milletimizin engin basireti sayesinde; terör musibetinden ebediyen kurtulma noktasında önemli bir fırsat yakalamış bulunuyoruz. Ülkemizin önünde aralanan bu fırsat penceresini ardına kadar açacak, bu imkânın sabote edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Terörsüz Türkiye sürecini kararlılıkla sürdürerek, kırk yıldır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını sömüren terör sorununu kökten çözeceğiz.
İnşallah bunu da sabırla ve sağduyuyla gerçekleştireceğiz. Terörün karanlık gölgesinin olmadığı bir ülkede ve bölgede yaşamanın sağlayacağı büyük kazanımlara odaklanarak hedefimize ulaşacağız.
ÖZGÜR ÖZEL'E TEPKİ: BİZ MUHATAPLARIMIZA 5 DAKİKALIK BİR GÖRÜŞME İÇİN YALVARMIYORUZ
16. Büyükelçiler Konferansı'nda dünyada devletimizi temsil eden büyükelçilerimizle bir araya geldik. Diplomatik zeminlerde güçlü bir varlık gösteriyoruz. Ana muhalefetin başındaki zat gibi yabancılardan 5 dakikacık ilgi dilenmiyor, muhataplarımıza 5 dakikalık bir görüşme için yalvarmıyoruz. Büyük bir milletin mensubu olduğumuz bilinciyle her yerde dik duruyoruz ama diklenmiyoruz. Biz ne kuru hamaset ne ucuz polemik peşindeyiz, ne de rol çalma derdindeyiz. Biz Türkiye'yi tüm dünyada şanla ve şerefle temsil etmenin mücadelesi içerisindeyiz. Türkiye, dünyanın hayranlıkla takip ettiği bir atılım gerçekleştiriyor. Bunun önünü kimse kesemeyecek. Uzak olmayan bir gelecekte daha güçlü daha itibarlı bir ülkede yaşayacağız. İlkelerimiz söz konusu olunca komplekse kapılmayız. Bu hakikati ana muhalefetin başındaki zat bilmese de Afrika'dan Latin Amerika'ya dostlarımız gayet iyi bilmektedir. Ana muhalefet partisinin genel başkanı dış politikada da 3. sınıf popülizm yapmaktadır. Bu zatın ne dediği neyi savunduğu belli değildir.
Tek bildikleri hükümete karşı çıkmak. Ak dediklerimize karar demek, doğru dediklerimize yanlış demek. Suriye'nin devrik lideri ülkesinden kaçarken, 'Esad'la görüşülmeli' diyenler bunlardı. Karabağ Savaşı'nda Azerbaycan'ı desteklememize karşı çıkanlar bunlardı. Yıllarca Türkiye'yi DEAŞ'a destek vermekle suçlayanlar bunlardı. Avrupa'ya Türkiye'yi şikayet turlarını düzenleyenler bunlardı. Kendi ülkelerine müdahaleyi savunanları tebrik sırasına girenler bunlardı. Dış politikada ilke nedir milli menfaat nedir bilmeyenler yine bunlardı. Bugün bize ahkam kesen ana muhalefet yöneticileriydi. Şimdi çıkmışlar akıllarınca bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Kimse kusura bakmasına ama bunun adı yüzsüzlüktür. Muhalefet, iktidar yıpransın da Türkiye'ye ne olursa olsun mantığıyla hareket edemez. Bu kadar basiretsizlikten sonra bu konularda ağızlarını dahi açmaması gerekiyor. Şurası da çok enteresan ülkemizden 11 bin km ötede Türkiye ile yakın dostluk ilişkisi olan bir ülkede müessif bir hadise yaşanıyor. CHP Genel Başkanı'nın aklına ilk gelen bize sataşmak oluyor. Çeşitli fotoğraflarla bize mesaj veriyor. Bu patolojik bir ruh halinin işareti değilse nedir? Dünyanın içinden geçtiği bu zor dönemde Türkiye'nin hak ve hukukunu böyle mi koruyacaksınız. Çirkin tahriklere gelmeyeceğiz.
“Venezuela halkının yanında olmaya devam edeceğiz”
Venezuela meselesinde de hem Türkiye için hem dost Venezuela halkı için en iyisi, en doğrusu neyse onu yapmanın gayreti içindeyiz. Sayın Maduro ve Venezuela halkı, milletimizin dostu olduğunu defalarca göstermiştir. İki dost ülke olarak zor zamanlarda birbirimizle dayanışma içinde olmayı her zaman önemsedik, önceliklendirdik. Bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz.
Bugünkü Kabine Toplantımızda, ilgili birimlerimizin derlediği güncel bilgiler ışığında Venezuela meselesini enine boyuna ele aldık. Amerikan Başkanı Sayın Trump’la yaptığımız telefon görüşmesinde de ülkemizin hassasiyetlerini kendisine açıkça ilettik. Venezuela’nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını özellikle çizdik. Türkiye ve Türk milleti, refah, huzur ve kalkınma mücadelesinde dost Venezuela halkının yanında olmaya bundan sonra da kararlılıkla devam edecektir.
KREDİ VE BURS MİKTARLARI ARTTI
Üniversiteleri gençlerimizle şu müjdeyi paylaşmak isterim. 2002'de 451 bin üniversitesine öğrencisine 45 lira burs ve kredi veriliyordu. 2025 yılı içerisinde 867 bin kişiye kredi, 651 kişiye burs olmak üzere toplam 1 milyon 518 bin üniversite öğrencimize destek sunduk. 2025'de toplam 34 milyar 14 milyon lira burs ve kredi desteği sağladık. 2025'de lisans öğrencilerimize 3 bin lira, yüksek lisans öğrencilerine 6 bin lira, doktora öğrencilerine 9 bin lira destek sunuyorduk. 2026 yılında bu yılı yüzde 33 oranında artırarak lisans öğrencilerimize 4 bin lira, yüksek lisans öğrencilerimize 8 bin lira, doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükseltiyoruz.